Victory at Sea

Mona Elliott (Vocals & Guitar), Mel Lederman (Piano, bass & backing vocals) ve David Norton (Drums, Cymbals & backing vocals) üçlüsünden oluşan Boston’lı grup. Aslında cümleyi geçmiş zamana alabilirim, zira kendileri 2007’nin Eylül ayında beraberliklerini sonlandırdılar ve grubu dağıttılar. Arkalarında 5 albüm ve birçok Ep bıraktılar, giderken de tüm dinleyicilerine ayrı ayrı teşekkür ettiler.

Grubun kuruluşu 96 yılına dayanıyor. Mona ablamız o zamanlar oldukça hareketli, birçok grupta çalıyor söylüyor. Sonra da kendi grubunu kumak istiyor ve Lederman ile Victory At Sea’yi kuruyorlar. Geçmişlerine baktığımız zaman aslında pek hakettikleri değeri görmediklerini söyleyebilirim. Bayan vokale sahip grupların en büyük sorunu vokalin genelde müziğin önüne geçmesi ve adının grutan önce anılır olması diyebilirim. Victory At Sea’ye kimse gereken önemi vermediği için Mona Eliott da pek fazla ön plana çıkmadı. En azından ülkemizde hala pek fazla dinleyenleri yok ev insanlar gerçekten neler kaçırdıklarını bilmiyorlar.

1999-2006 arasında beş albümleri yayınlanıyor, sırasıyla The Dark is Just The Night (1999), Carousel (2000), The Good Night (2002), Memories Fade (2004) ve All Your Things Are Gone (2006). Benim grubu tanımamsa 2005 yılında dinlediğim The Good Night albümüyle oluyor, kısa bir süre dinleyip güzelmiş diyerek geçiştiriyorum. 

İnternet neslinin çocukları olarak tüketmeye programlandığımızdan ötürü elimizdekilerin değerini iyi bilmiyoruz, öyle berbat bir duruma geldik ki artık kaliteli müzik bile geçiştiriliyor. Victory at Sea de eğer kendime çeki düzen verip hatalarımın farkında olmasaydım harcanıp gidecekti. Geçtiğimiz yıl grup dağılmadan hemen önce Memories Fade ile yeniden karşılaştım ve dinler dinlemez özellerim arasına aldım. Mona’nın gerçekten eşsiz bir vokal olduğunu düşünüyorum, alışılmış bayan vokallerin aksine biraz daha sert ve erkeksi bir sesi var, yorumu da arabesk bir toplumdan gelen her insanın seveceği türden. Grubun gitarları ve melodik yapısı son derece özgün, ne hissediyorlarsa onu aktarmışlar gibi duruyor ve gerçekten etkileyici şeylerden bahsediyorum.

Memories Fade sonrası The Good Night albümüne döndüm, hemen albümün açılışındaki Mary in June ile neleri kaçırdığımı yeniden düşündüm. The Liar ve The Bluebird of Happiness şarkılarında epeyce takıldım. Diğer albümleri sadece birer kez dinledim ve mzüik dinlemeye zaman ayıracağım bir anda yeniden dinlenecekler listesine koydum, artık günlerce albüm indirip onca işin arasında dinleyip geçiştirmiyorum. İyi müziklere hakettiği değeri ve zamanı vererek dinlemeli, Victory At Sea de iki albümüyle kendisine bolca bir zaman kazandırdı diyebilirim.

Kapanışı yaparken grubu dinlemeye başlayacaklara birkaç tavsiye vereyim, This Life kişisel listelerimin tepesine oynayacak bir şarkı. Love is Ageless da grubun en iyi işlerinden, The Liar eşlik etmeyi en çok sevdiğim, Mary in June da sanırım en önemli hitleri. Siz de benim gibi The Good Night başlangıcı yapın derim, güç geçtikçe daha çok seveceksiniz, sonra da dağıldıkları için beraber üzülürüz.  

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir