Veciz Sözler

“Edebiyat, insanlar arasında bir yalıtkandır” diyor Sulhi Saygılı, katıldığı bir Veciz Sözler programında. Ruhsal çöküntü yoluna büyük katkıları olan çocukluğu, kesin bir çizgi olmasa da görünür yaralardan uzak, sessizce kenara çekilmiş diyebiliriz, bittiğini söyleyemiyoruz. Hızla akan hayata o kocaman burnunu sokmak istiyor Sulhi, çevirse kafasını ve bir yerinden yakalasa belki hiçbir şey anlamadan, anlamayı bırakın hiç kimseden ayrılmadan sonuna kadar gidecek, ama olmuyor, kaldıramıyor kafasını, biraz korkaktır bizim Sulhi. Kendisine benzeyenleri sorguluyor, yardım arayışında, benzeyen ararken örnek buluyor, Hasan. Hasan Sulhi’nin bir iki adım sonrası hep, bir yerde saydıkları adımlar karışana kadar da öyle gidiyor, belki de sonuna kadar Sulhi olmalıydı Hasan, belki de takip etmeliydi Sulhi, kaldırım bitti, bilemiyoruz.

İçinde taşıdığı ölüyle barışamıyor kahramanımız Sulhi, gerçi kahraman dediğimizi duysa eminim ne yapacağını ve ondan ne beklediğimizi merak eder, tedirgin olurdu. Her gün düşük yapıyor, ortalamaya göre tasarlanmış dünyada ortalamanın üstünde ya da altında olmanın pek fark etmediğini anlıyor ve her gün bir yolunu bulup ölüyor. Bazen bir bakıştan, bazen üç şerit siyah banttan, bazen de terli ellerinden ölüyor, yeniden doğuşunun tek sebebi var, kendisi kahramanımız oluyor. Okuyor Sulhi, okumak güzel, ona da güzel bana da güzel, bunu okuyanlara da güzel. Ama kalmıyor okuduğuyla, edebiyatla da ölüyor, okuduğundan nefesi kesiliyor. Emin olduğu tek bir sevgisi var, ona da her şeyini veriyor, kararsız bir fazlalık, yine nefes darlığı.

Müge, küçük bir bulut, istediği gibi düşünüyor. Funda sevgi sözcüğü, utanmasız bir heyecan. Nesteren, sözlüklerde saklı anlamı. Biraz havaya ihtiyacı var Sulhi’nin, belki Oğuz Atay karakterleri kadar dayanıklı ama yine de yaşamak için oksijene ihtiyacı var. Bildiğimiz nefes almak değil sorun, onun “iki insanın avuçları arasında sıkışan havaya” ihtiyacı var, Müge, Funda, Neseren üçü de havada kalıyor.

Sulhi Saygılı, serbest muhasebeci ve tüm serbest muhasebeciler gibi mutsuz. Yüzlerce şeye bağlı ama bir yandan da adında “serbest” taşıyor, bu biraz da olsa gülümsemesini sağlıyor. bir şey olmayacağını ama bunun böyle olması gerektiğini anlıyor Sulhi, tam bunları anlamışken babasını kaybediyor, aklında önceden tasarlanmış cenazelerden birisi, babasının ardından bakınca herkesin biraz da olsa saklandığını öğreniyor, yıkım ona uzak, ama her daim kırıyor ve kırılıyor kendisi. Annesinin yanına, geçmişe saklanıyor, denedim olmadı, geri dönebilir miyim diye soruyor fotoğrafta saklı o iyi kadına. Evine dönüyor, çünkü onu en güzel evindeki ayna gösteriyor.

Sulhi Saygılı, rakip hayatı, yolu yol değil, “serbest” yolcu.

Ne anlatıyor bu adam bu kadar dediyseniz, Sulhi’yi benden çok daha güzel, kendi dilinden anlatıyor Veciz Sözler’de Barış Bıçakçı. Beslenmemiş bir karakter yaratıp, kolay olmayan yoldan büyütmeyi tercih ediyor. Türk Edebiyatı’nda Barış Bıçakçı gibi yazarları keşfettikçe dilimizin gerçekten çok sade ve bir şeyler yaratmaya elverişli olduğunu yeniden anlıyorum, heyecanlanmıyor değilim ama mutluluk daha baskın. Veciz Sözler, bir gün de olsa kendisini saklamayı başaran herkesin başucu kitabı, hala okumadıysanız hemen ilk kitapçıya uğrayın derim.

“Sulhi askerlikten sonra o yaştaki her aklı başında insanın yaptığı gibi bazı iş başvuruları yaptı. uzun toplantı masalarının bir kenarında, terli elleri masanın altında, tek başına oturdu; ayaklarını, üzerinde şık dergilerin durduğu geniş bir sehpanın altına saklamanın sınırlı rahatlığıyla berjer koltuklara ilişti; kocaman, masadan çok bir zırhlı araca benzeyen yönetici masalarının önündeki kolsuz, sırtı düğmeli, alçak deri koltuklara çömeldi; psikiyatr koltuğu bile hepsinden iyiydi. Bütün o görüşme odaları, o mekanlar, Sulhi’nin kafasına kazındı. Kötü bir hatıranın insana vereceği zarardan fazlasını verdi. Şöyle bir şey; Bir gün Sulhi’nin ölmesi gerekirse, o odaları bulup gidip oralarda ölürdü herhalde. Çünkü böyle yerlerde insan son nefesini verirken hiç sızlanmaz, neden ölüyorum sanki diye. Böyle bir yerde yaşanmaz zaten, diye düşünür.”

Author: Burak Kartal

Share This Post On

3 Comments

  1. Sevdiğim herkese bir “veciz sözler” kitabı hediye etmek isteğiyle aradım çok, ama baskısı bulunmuyor. Umarım İletişim Yayınları en kısa zamanda yeni baskılarını yapar.
    Ayrıca tam Sulhi Saygılı’ya uygun bir yazı olmuş, çok sevdim, ellerine sağlık :)

  2. Gerçekten bu kadarını ummuyordum, o kötü oldu. Yani alt tarafı bir kitaptır diye başladım, baktım ki oo. Tebrik ediyorum Barış Bıçakçı’yı ve kitabı okumama yardımı dokunanlara buradan teşekkür ediyorum. : )

  3. Mutluluk, Allah,in verdigi ile yetinmektir…

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir