Varmints

Varmints

Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim’, dedin
‘bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.’

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.

Konstantinos Kavafis, I Polis

 

Paul Grimault’un Le Roi et l’Oiseau’ndan bu yana animasyonlara, kısa filmlere olan ilgim ve sevgim adeta arttı. Çünkü iyi bir tanesine rastgeldiğim dar zamanlarımın kıymetli olduğunu, bana beni beni bana hatırlattığını anladım. Kavafis’e selam; tabiatın köklerini hercümerç eden ‘şehir’e  betonarme bir tokat Varmints. Marc Craste ve Helen Ward’un ellerinden, mutlu, mavi-yeşil-sarı bir evrenin yokoluşunun öyküsü. Bu şehrin arkamızdan gelmesinin olağanüstü anlatımı. 2004 yılında Jo Jo in the Stars ile BAFTA en iyi kısa animasyon ödülüne layık görülen Craste, müziklerini İzlandalı sıkıntılı müzik kompozitörü Jóhann Jóhannsson yaptığı yirmidört dakikalık devasa eseri ile adını mıh gibi aklıma kazıdı.

Hayal meyal kuş cıvıltılarının çiçek tozlarına, karahindibalara, polenlere, ekin tanelerine nazenin dokunuşunu yekten servis edip oluşturduğu şiirsel atmosfere alegorik ve efsunlu müziklerini cömertçe yedirmesiyle izleyiciyi bulunduğu yere zamklayan bir yanı var.

Anlamsızlık, iletişimsizlik, yalnızlık, yabancılaşma gibi kapitalist modernitenin yâd etmeyi pek sevdiği hip kavramlara eğilirken Feuerbach’ın ve Ali Şeriati’nin de işaret ettiği ‘insanın kendinden daha yüceye yönelerek kendine yabancılaşması’ sosunu da katıyor, servisi tam yapıyor. Her göz gördüğünü seçici bir algı imbiğinden damıtıp keyfine yedirecektir de, bireyin, toplum tarafından üretilen tekno-ideolojik meta içerisindeki konumlanışına ve oradan da dönüşümünü yitik bir enkaz olarak tamamlayacak olanın kirli değişimine piyano tuşları ile dokunması beni büyüledi; itirafım olsun.

Susar, iyi seyirler dilerim.
Gününüz güzel olsun.

 

Varmints – Marc Craste (2008) from Joaquin on Vimeo.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir