Tunng

Bazı gruplar, yaptıkları müziğin üzerine; albümlerini referans göstermek suretiyle pek fazla düşünmemizi istemez… Sonuç ortadadır, içinde “çok büyük” bir şeyler barınması gerekmez böyle grupların albümlerinde/şarkılarında. Büyük manalar için kovalanmak  ya da harcıalem edilmesi üzerine büyük “savunmalara” girilmesine de lüzum yoktur üzerlerine. Evet bir şeyleri farklı kılıyor da olabilirler, peki ya verdiği his?

İşte bu gruplardan birisi; Tunng’ da, 2000lerin başlarında Sam ve Mike’ ın iç hatlar terminallerinde geçen zamanının külliyatlarının bir toplaması olarak harekete geçmiş bi proje aslında. Derbyshire ve Londra arasında mekik dokuyan ikili; önce bir şeyler biriktirip (ki bunun için genelde, pub’ a gitmeyi yeğlerlermiş) daha sonra studyoya girmeye karar vermişler. Tabii ortaya ilk olarak çıkan; gruba hayat veren “janr” olmuş… “Folktronica!”

Ve Folktronica’ nın ardından; kayıtlara geçen grup elemanları, kolabrasyonu sağlayan her türlü insanı gruba katmış. ilk kayıt dönemleri adeta bir curcuna halinde geçen Tunng’ un 2005 çıkan ilk albümlerine bakılırsa zaten bangır bangır “ben bir proje grubuyum” sedasını verdiğini görebiliriz… Mother’s Daughter and Other Songs, bir çok enstrumanın kullanımı bakınımından yenilikçi, aynı zamanda türlerarası etkileşimi getiren, eskiz görüntüsü veren bir albüm. Fakat, döneminde folktronica’ yı daha tür skalasında jackpot yaptıracak bir albüm değil. Ve bu albümün ardından Sam ile Mike biriktirmeye devam ediyor…

İkili Biriktiriyor, biriktiriyor veeee debut albümlerinden bir sene sonra hızlıca Comments of the Inner Chorus piyasaya sürüyor… Bununla beraber hem Tunng’ un masalsı kısmı devam ediyor hem de kayıt daha geniş bir kadro ile tamamlıyorlar… Sam ve Mike’ ın İkinci albümüne dair söylenebilinecek en güzel şey; içerisindeki figürler aslında. Örneğin Woodcat’ de Grimm Kardeşler ile Wicker Man ‘i harmanlamaları ve bunun albüm üzerinde yarattığı dingin karanlık… Bu konudaki asıl keramet ise, Sam Genders’ inmiş Mike’ ın bir röportajda söylediğine göre.

Ve Jackpot…

2007 yılında; Comments of the Inner Chorus’ dan bir sene sonra, bu sefer turnayı gözünden vuruyor ikili. Good Arrows albümü; Folktronika konusunda gerçekten devrim niteliği taşıyan bir albüm. Sebebi de açık aslında altyapıların daha da zenginleşmesi! Evet daha önceden sesleri, parazitleri ya da delayları bolca kullanan Tunng, bunun yanına ikinci albümlerinden itibaren kullandıkları “sample”ları Good Arrows’ da daha da fazla eklemeye, hatta yer yer, kendi aralarındaki konuşmaları da parçalara sepiştirmeye başlıyor. (bir nevi doğaçlamacılık) Folk- experiment- elektronik… Fakat bu zenginliğin de sebebi sonradan anlaşılıyor. Artık “duo” olmaktan çıkılmış, grup halini almış bir Tunng olmaları…Kayıtlara herkesin katkı yaptığı bir topluluk halini alıyorlar. Ve turnelerde de beraber olmanın verdiği ışık ile (hatta yeni albümleri and then we saw the land i Tinariwen ile çıktıkları turnede yazmışlar ) albüm müzik piyasasında olumlu tepkiler alıyor. Ama bütün bunlar, grup içinde başka bir şeylerin habercisi aynı zamanda… (Bir dipnot geçeyim, Pitchfork bu albümü “tenha kırlarda, karnavala rastlamak gibi bir şey.” şeklinde tanıtmış)

Good Arrows’ un içeriğine dair söylenecek ilk şey, şarkıdan şarkıya fark yaratmış olsa da, aynı fikirler doğrultusunda kaydedilmiş olması. Elektronik cömertliğininde daha fazla göründüğü bir gerçek ve elektrogitarların girmesiyle daha İngliz bir etkileşim (saykodelik açıdan) içine girdiği de görebiliyoruz yeryer. Cans, Bricks gibi iki naçiz parça da albümün kenar süsü bence… En naif şarkıları olaraktan.

2008 yılının ortaları ise; başarı falan bi kenara, Tunng için farklı bir şeyler söz konusuydu. Başlangıçtan itibaren beraber olan Sam Genders ve Mike Lindsday Good Arrows sonrası birlikte çalışmaya son veriyor (Sam Genders daha kişisel şeylerle uğraşmak; grup olmak istemediğini söyleyip The Accidental projesine yoğunlaşıyor-ki bence iyi yapıyor) ve vokalist olarak Becky Jacobs’ un rolü büyüyordu. Tabii yeni albüm çalışmaları, turneler ve başka çalışmalar… (Bu dönemde ayrıca gruba Ben Bickerton’ ın da sözyazarı olarak katıldığını dipnot edeyim) And Then We Saw The Land albümü, daha çok elektro gitarlı; öncekilerden daha az karanlık görüntü çizen sözlerinde ve melodilerinde daha “mellow”luk da barındıran bi albüm. Grubun frontmeni (artık öyle) Mike’ da albümü, albümün manasını, albümün adını “tünelin sonundaki ışık gibi bir şeyi de temsil ediyor. Kaostan gelen sakinlik, ki bu zaman zaman yazma sürecimize yön veren oldu” şeklinde anlatıyor zaten… Şöyle bakarsak, Santiago ve Hustle’ da (albümün adı Hustle’daki bi kısımdan geliyor zaten) Tunng, folktronica’ da olsa; “mellow” tadı veren şarkılar. Ve aynı zamanda albümü dinlemeye sebep…

5 sene gibi kısa bir zaman diliminde, 4 albüm ve bir sürü başka kalıcı çalışma. Tunng’ u sevmemek insana pek bir şey kaybettirmez ama (neden sevmiyosun? diye de sordurtmaz)  mesela seven için de 23 mayıs pazar günü Türkiye’ de sahne alacak olmalarının manası büyük olabilir…

Author: Onur Yener

Share This Post On

1 Comment

  1. ne oldu bu konser? hiçbir yerde bilgiye rastlayamadim.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir