Travis / İstanbul

27 Haziran’da Binboa’nın organizasyonuyla tek günlük bir festival yapıldı, önce Sakin, ardından da bir boy büyüğü Mor ve Ötesi sahne aldı. Headliner Travis’in sonrasında da kitlesi farklı New Model Army geceyi kapattı. Ancak bu performanslardan sadece Travis’i görebildim, zira günde 4-5 konseri kaldıramıyorum artık.. Parkorman, Kuruçeşme Arena ile birlikte en sevdiğim konser mekanlarından, iyi bir ses sistemi var ve izole atmosferi sahne ile bütünleşmenizi sağlıyor, trafikten kopup ormanın içine doğru indiğinizi bilmek bile insana huzur veriyor.. Binboamania organizasyonu da pek sorunlu olmadı ancak tuvalet konusunu pek düşünmemişler, kuyrukları çok uzamıştı ve sanırım Binboa sponsorluğunda olmasından ötürü Bira alabileceğiniz yerler sınırlıydı. (üç kez gidip boş dönen tanıdıklarım var!) 67.5 Ytl’lik fiyat aslında 4 grup olarak düşünüldüğünde uygun geliyor, devletimizin aldığı vergiyle maalesef konser fiyatlarını daha aşağıya çekmek pek mümkün gözükmüyor, ancak yine de 67.5 iyi bir fiyattı.

Biletini uzun zaman önce aldığın bir konsere giderken çok büyük beklentileri de beraberinde götürüyorsun, sonuçta güzel bir konser izlesen de beklentilerine yenik düşüyor, pek mutlu olamıyorsun.. Travis konseri de benim açımdan böyleydi. Gerçi en sevdiğim şarkıları çaldılar -The Cage hariç- Closer ve Flowers in The Window’da olabildiğince harikaydılar, Türkiye’ye gelen herkes gibi Türkçe konuşma çabasına girişmediler, yeni albümden şarkılar çaldılar ve bu bölümlerden tam not aldılar ama yine de mutluluğu yaklayamadım, belki de Travis izlememden kaynaklanıyordur!

Artık konserleri izlerken daha çok sahneye bakıyorum, kim ne çalıyor, neden öyle çalıyor, grup üyelerinin tavrı duruşu nedir gibi konuları gözlemliyorum ve maalesef bu hoşuma gitmiyor. Birçok kişiye sempatik gelebilecek Dougie Payne bana son derece antipatik geliyor ve sahne duruşu yüzünden konser keyfim kaçıyor, oysa ki Fran Healy gayet abim olabilecek bir insan ve sahnede onu gördüğümde yüzüm gülüyor.. Sonuçta Travis çok sevdiğim bir grup, güzel de bir konser verdiler, hatta Flowers in The Window da voltran’ı oluşturup “Travis” oldular ve güzel bir yaz akşamı daha yaşattırlar, Why Does it Always Rain on Me? sorusuna İstanbul’da da cevap aradılar.. Yine gelsinler, hiç düşünmeden yine giderim, kaçırılmaması gerektiğini de söylerim.. Ama konser kişisel ilk 10’um içinde yer alamaz gibi, bu da benim gerginliğim.

burak@tramvayduragi.com

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir