Toy Story 3

Andy 17 yaşına geldiğinde oyuncaklarıyla oynamayı bıraktığından Woody ve arkadaşları bu duruma çok üzülürler. Yeniden ilgisini çekebilmek için türlü oyunlar yaparlar. Ama sonuç hüsrandır. Bir de Andy şehir dışında bir üniversiteye başlayacağından, annesi kullanmadığı eşyalarını kaldırmasını söyler. Woody dışındaki oyuncaklar çöpe gideceklerini düşündüklerinden evden kaçıp kreşe gönderilecek diğer eşyalarla birlikte kreşin yolunu tutarlar. Kreşteki diğer oyuncaklar yeni gelenlere önce iyi davransalar da burada bir hapishane düzeni olduğu sonradan ortaya çıkar. Eski oyuncaklar daha büyük çocukların sınıflarına, yeniler ise küçük çocukların bulunduğu sınıflara gönderilirler. Tabi küçük çocuklar oyuncaklara sert davrandıklarından yeniler diğer sınıflara gitmek isterler. Ancak o zaman grubun karşısına eksi oyuncaklardan kurulu çete çıkar. Oradan kurtulmaya çalışıp evlerine dönmeye çalışırlarken de başlarından geçen bazen komik, bazen hüzünlü olaylarla bir Hollywood filmi çıkar karşımıza.

“Toy Story” sinema dünyasına bilindiği gibi ilk büyük çaplı bilgisayar destekli animasyonu getirir. Pixar bu başarısına daha sonra birçok başka animasyon ekledi. Bunlardan bazıları sinematografik olarak da çok başarılı bulunmuştur. “Wall-E”, “Up”, “Ratatouille”, “The Incredibles” gibi. Bu yüzden her zaman Pixar’dan çıkan filmlerin benim gözümde farklı bir yeri vardır. Ama belki Pixar artık çıtayı çok yükseltiğinden bilgisayarlı animasyonların atası sayılan “Toy Story” serisinin son filmi hiç de beklediğim gibi çıkmadı. Hatta Oscar’da en iyi film kategorisine nasıl aday gösterildiğini anlayamadım. Hadi en iyi animasyona Pixar kontenjanından girer, ama kesinlikle en iyi film olamaz. Filmde beğendim birkaç şey oldu, ama bunlar genelde kısa cümleler halinde kaldı. Barbie’nin Ken’le tanışması ve ilişkisi, Buzz’un fabrika ayarlarına İspanyolca ile geri dönmesi gibi. Ama genelde beğenemedim. Sadece alt metin olarak “Eski oyuncaklarınız sizin için her zaman değerlidir” nostaljisine sığınılıp yapılmış gibi duruyor. Onbir yıl sonra yapılmış devam filmi bence bekleyenlerini pek de mutlu etmiyor.

Author: Orhan Sümer

Share This Post On

2 Comments

  1. Ben filmi sevdim, tüketim çağında çocuklara “oyuncaklarınızın değerini bilin” mesajı vermenin de anlamlı olduğunu düşündüm.

  2. son satırına kadar doğru tespitler, katılıyorum, hatta altına imza atarım.. Ratatouille ve Wall-e en iyi filmde kapışırlar, Ratatouille alır.nokta.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir