The Smiths’e Giriş: Her şeyiyle The Smiths

1982’nin sisli Manchester gecesinde Morrissey ve Marr kafaya kafaya vermişken popüler müzik tarihini bu kadar değiştireceklerini bilselerdi bu kadar iddiasız bir isim seçerler miydi? Kesinlikle seçmezlerdi. Daha havalı, daha karakterist bir isim elbette mevcuttu.  İsimlerinin sıradan ve iddiasız oluşu, müziklerinin de iddiasız olması anlamına gelmiyordu.

Şarkı sözü her zaman Morrissey’in liderliğinde ilerledi grupta. Onun utangaç ve misantropik tavırları şarkı sözlerinin büyük bir oranını oluşturmaktadır elbette. Sözlerinde itirafları ve hatta fanları hakkındaki eleştireler de yer alır zaman zaman. Marr’ın ise kendine has gitar soundu binbeşyüz metreden belli eder kendini. Morrissey bile solo kariyerinde Marr’ın gitar sesini kopyalayan gitaristlerle çalışmıştır/veya onları böyle çalmaya zorlamıştır.

Peki bu ortaklığın kuruluşu nasıl başladı. Morrissey The Smiths’den önce Nosebleeds’de vokal yapıyordu. Daha sonra dönemin meşhur punk gruplarından Slaughter And The Dogs’a transfer olup onlarla 4 şarkı kaydetse de bu birliktelik çok uzun sürmemiştir. Marr ise Wythenshawe bölgesinin grupları olan Paris Valentinos, White Dice, Sister RAy ve Freaky Party’de çalmıştır.

1982 yazında ikili bir grup kurmaya karar verir ve davula Simon Wolstencroft’u, kayıt mühendisi olarak da Dale isimli şahısı (Çok aradım ama soyadını bulamadım sayın okur) alarak bir demo kaydeder. Wolstencroft The Smiths’e katılmayı reddeder ve daha sonra The Fall üyesi olur. Davuldaki boşluğu ise daha önce punk ilhamlı bir grup olan Hoax and Victim de çalmış Mike Joyce dolduracaktır.

1982 sonuna gelindiğinde ise grupta bass gitarist arayışları başlar. Daha önce Marr ile çalışmış olan Andy Rourke gruba dahil edilir. Yerel bir girişimci olan Joe Moss’un kol kanat gerdiği grup seri konserler vermeye başlar ve ardından bağımsız plak şirketi Rough Trade Records ile imzalar. Tam bu esnada “Hand in Glove” singılı da piyasaya çıkmış olacaktır. Bu singıl çıktığı zaman başarıya ulaşamayarak listelerde ilk 50’ye giremez. Grup 1983 yazı boyunca tabloid gazetelerin ilgisini çeker. Bu ilginin nedeni ise şarkı sözlerinde çocuk tacizini refere ettiklerini iddia etmeleridir. Morrisey ise bu söylentileri yalanlar.

Aynı dönemde grup yapımcı Troy Tate ile albüm çalışmalarına bşalasada kayıt aşamasında yapımcı değiştirilir ve kayıtlara tekrar başlanır. Kasım 1983’te grubun ikinci singılı “This Charming Man” piyasaya çıkar. Listelerde daha başarılı olan bu singıl ilk 30 da yer alır. Kayıtlarına Amerika’da devam eden grubun çıkan 3. singılı “What Difference Does it Make?” ise 12. sıradan listelere giriş yapar.

Morrissey’in dolambaçlı, cinsiyetsiz sözleri ve Marr’in cesur gitarları da eklenince grup potansiyelini iyice gösterebilmiştir. Albümün (The Smiths) kapanış şarkısı “Suffer Little Children” 60 yıllarda Moors Cinayetlerinde öldürülen çocuklar için yapılmış bir ağıttır. Buna rağmen şarkı konusunda tabloid basın ile kısa süreli bir tartışma yaşansa da, ölen çocuklardan birinin annesinin Morrissey’in tarafında yer almasıyla konu fazla uzamadan son bulur. İngilteredeki bir dizi kolej konserinden sonra grup kült favori niteliği kazanır. Bunda Morrisey’in aykırı duruşu ve bu duruşu tamamlayan National Healt gözlüklerinin de etkisi yadsınamaz. http://www.makingthemodernworld.org.uk/everyday_life/img/IM.0912_zl.jpg. Bu konserlerden sonra Sandie Shaw ile kaydedilen “Hand in Glove” büyük bir başarı kazanmış ve liste başarısızlığını unutturmuştur.

1984 yılına gelindiğinde The Smiths bazı müzik dergileri tarıfından Britanyanın en iyi grubu olarak gösterilmektedir.  Yayınlanan yeni single “How Soon is Now?” ın yeni albümün (Meat is Murder) ne kadar güçlü olacağına delalet etmektedir. Bu şarkı Morrissey’in artan sosyal mesaj verme kaygısını gözler önüne sermiştir. Şarkıda Band Aid ve IRA bombalamaları hakkında tartışma yaratacak yorumlar bulunmaktadır. Albümde sırasıyla okullardaki şiddet (“The Headmaster Ritual”), gençlik haydutlukları (“Rusholme Ruffians”), çocuk tacizleri  (“Barbarism Begins At Home”) ve hayvan katliamları (“Meat Is Murder”) konu olarak işlenmiştir.Bu propagandacı ton Marr, Rourke ve Joyce un muhteşem müzisyenlikleri ile harmanlanmıştır.

Marr’ın “The Headmaster Ritual” ve “That Joke Isn’t Funny Anymore” daki gitar işçiliği bir anda kendisini Britanya’nın en saygı duyulan gitaristleri arasına sokmuştur. Kilometretaşı bir albüm yayınlamalarına rağmen grubun singılları listelerde fazla başarılı olamamıştır. “Shakespeare’s Sister” pek fazla ilgi görmemiş ve listelere 26. sıradan girebilmiştir. Bu başarısızlıktan dolayı grubun yeni bir plak şirketiyle anlaşma yapacağı söylentileri ortaya çıkmıştır.

Başarılı bir Amerika turnesini takiben yaz singılı olarak “The Boy With The Thorn In His Side” piyasaya sürülmüş, tüm reklamlara rağmen  şarkı sadece 23. sıraya kadar yükselebilmiştir. Rough Trade ile yaşanan anlaşmazlıktan dolayı Marr’ın en iyi performansına sahip efsanevi şarkılardan  “Big Mouth Strikes Again” singılının çıkışı ertelenmiştir. Yine aynı dönemde Rourke eroinle çok fazla içli dışlı olması sebebiyle bir dönem gruptan ayrılmış fakat kısa süre sonra gruba Aztec Camera, Bluebells ve Colourfield gruplarında çalmış ikinci gitarist pozisyonunu alacak Craig Gannnon ile birlikte geri dönmüştür. Haziran 1986 da  The Queen Is Dead yayınlanmış, ve yayınlanır yayınlanmaz saf gücü ve farklılığı sayesinde büyük bir takdir toplamıştır.

Albümdeki değişken duygu ve ruh halleri oldukça şaşırtıcıdır. Görkemli açılış şarkış şarkısı “There Is A Light That Never Goes Out” apaçık bir aşk şarkısıyken, “Frankly, Mr Shankly” ve “Some Girls Are Bigger Than Others”  saygısız birer komedi örneğidir sanki. Morrissey/Marr’ın adeta ilahlaştığı albüm Meat is Murder ile birlikte grubun en iyi ürünlerinden biri olarak yerini almıştır. Albümden sonra grup Amerika’da stadyum konserleri verdiği bir turneye çıktı ve “Panic” listelere 20. sıradan girdi. Şarkıdaki fikirler, Morrissey’in siyahi müziğiyle ilgili yaptığı yorumlardan sonra basından ters tepkiler aldı.

Tartışmalar daha sonra The Smiths’in Rough Trade için sadece bir albüm daha kaydedeceği ve daha sonra EMI’ye transfer olacağı söylentileri başlayınca son buldu. İngiltere turnesinden sonra üzücü -ölümcül- bir araba kazasından sağ kurtulan Johnny Marr iyileştikten hemen sonra “Ask” şarkısının yazarlarlarından Craig Gannon gruptan kovuldu.  Grup 1986 yılını Brixton Academy’de verdiği ver kendileri gibi Manchesterlı olan The Fall’ın ön grup olduğu bir konserle bitirdi. Bu konser grubun İngilterede verdiği son konserdir.

“Shoplifters Of The World Unite” hit singılıyla beraber grubun son albümü için beklemeye geçildi. Glam rock ilhamlı “Sheila Take A Bow” grubu tekrar listelerde ilk 10 a sokan şarkıydı ve hemen sonra yayınlanan toplama albüm The World Won’t Listen’da da yer aldı. Bu esnada Marr’ın grubun müzikal yöndeki gidişatına karşı olan tutumu gittikçe büyüyordu. Aslında kişisel olarak bir molaya ihtiyacı olduğunu da söylemişti. Grubun geleceği belirsizken basında çıkan spekülasyonları doğrularcasına grup Ağustos 1987 de dağıldığını resmen açıkladı.

Strangeways, Here We Come ölümden sonrasıyla ilgili ve ilgi çekici bir değişime sahipti. Çalışma, farklı yönlere doğru ilerlemekte olan büyük kahramanların artık son aşamaya geldiklerini gösterdi. Grubun kariyerini gösteren prestijli bir belgesel The South Bank Show programında yayınlandı. Bir sene sonra gecikmiş bir konser kaydı olan “Rank” yayınlandı.

The Smiths hikayesi bu kadar. Ama hayatımıza bu kadar az albümle devasa etkisi  olan ender gruplardan. Şimdi sorularla grubu ve elemanlarını biraz daha yakından tanıyalım.


The Smiths ismi nerden geliyor?

The Smiths isminin aslında grup üyelerinin o dönemdeki Manchester’daki popüler grupların isimlerine karşı olan tavrından dolayı alındığını söyleyebiliriz. Çünkü grup, diğer grupların isimlerini komik ve kendini beğenmiş bulmaktadır. The Smiths ise en “sıradan” isim olduğu için seçilir.

İlk konser?

The Smiths ilk konserini ilk albüm ve singlelarını yayınlamadan, 1982 yılında Manchester’daki Ritz gece kulübünde vermiştir. Bu konserde grup Blue Rondo A La Turk’un alt grubuydu. Buna rağmen grubu dinleyenlerin çoğu Johnny Marr’ın arkadaşlarıydı ve Blue Rondo A La Turk’tan daha fazla fan kitlesine sahiplerdi. Konserde ilginç şeylerde yaşanmıştır, örnek olarak Morrissey’in arkadaşı James Maker sahnede kadın ayakkabısıyla dans etmiş ve tef çalmıştır. Grubun ilk konserinde klasikleşmiş kadrodan Moz, Marr ve Mike Joyce yer alırken bas gitarları Dale Hibbert üslenmiştir. Konserin bir diğer önemi de “Suffer Little Children” gibi efsane bir şarkının çalındığı tek konser olmasıdır.

Grup neden dağıldı?

Aslında bu cevabı kolaylıkla verilebilen sorulardan değil. Grubun dağılmasındaki ana neden Johnny Marr’ın Morrissey ile kişisel farklılıkları sebep göstererek gruptan ayrılmasıdır. Morrissey ve Marr’ın bu kişisel farklılıkları grubu farklı yönlere çekmesine neden oluyordu belki de grubun dağılmasındaki ana faktör buydu.

The Smiths kimleri etkiledi?

The Smiths kendinden sonra gelen bütün brit pop/indie gruplarını etkiledi desek yanılıyor olmayız herhalde. Zaten neredeyse her yeni gruptan sonra yapılan “İngiltere’nin yeni The Smiths”‘i yakıştırması da bunu biraz zorunlu kılıyor galiba. Yine de en çok etkilenenler içinde benim sayacaklarım, İsimlerini The Smiths’in Suedehead şarkısından alan ve pek az gruba nasip olacak etkilendikleri ismin kendi şarkılarını coverladığı (my instaible one) Suede, Johnny Marr’ın gitar tekniğine hasta olduğunu defalarca kez söyleyen Noel Carragher dolayısıyla Oasis,  The Smiths’ten sonra gelen Brit pop akımından The Stone Roses, Blur, İskoçyalı Belle & Sebastien, vokali Morrissey taklidi The Dears.. Ve daha niceleri.

The Smiths üyeleri şu an ne yapıyor?

Morrissey malum solo kariyerine devam ediyor. Johnny Marr geçtiğimiz sene Men’s Needs ile çok iyi bir çıkış yapan The Cribs ile turladı. Mike Joyce Autokat isimli bir grupta çalıyor. Açıkçası ne olduğundan pek bir bilgim yok. Andy Rourke ise djlik yapıyor ve bunun yanı sıra Ian Brown’ın son turnesinde bass gitarları çaldı.

Author: Anıl Okay

Share This Post On

2 Comments

  1. Bu Morrissey için fena milliyetçi, bir garip adam diyorlar. İngiltere bayrağına sarılıp faşist gruplar önünde konser vermeler.. The Smiths hakkında bu yazı güzel olmuş ama bir de Morrissey yazısı isterim, malum solo kariyeri de aldı yürüdü, biraz daha aydınlat bizi bu adam hakkında. Zaten sağda solda Let me Kiss You hakkında yazıp duruyorsun! :)

  2. bundan 5-6 ay önce, “johnny marr’ ın kaleminden the smiths” diye bantta bir yazı vardı. bayağı doyurucu bi yazıydı o da:)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir