The Purple Rose of Cairo

“Sen bu filmi çok seviyor olmalısın”

Sinemanın, hayallerin hayatı değiştirebilme gücüne dair çok güzel bir film bu. Filmin öyle bir sahnesi var ki, benim için ve eminim filmleri çok seven insanlar için pek çok şey ifade ediyor. Tom Baxter karakterinin perdeden Cecilia’ya baktığı, sonra bir kez daha bakıp perdeden çıkarak yanına geldiği sahne. Bu, hem seyirciyi hem de filmi pasif konumlarından çıkarıp ikisini de birbirinin gerçek birer parçası haline getiren bir sahne.

Filmin 18. dakikasında Tom Baxter filmde “Sizin gibi güzel insanlarla tanıştım” repliğini söyledikten sonra salona bakar. Sonra sanki dayanamayıp tekrar bakar ve salondaki Cecilia’ya “sen bu filmi çok seviyor olmalısın” der. Cecilia şaşırır. “Ben mi, yani ben mi?” “Evet sen bütün gün buradaydın.” Sinemadan yükselen “müdürü çağıralım”, filmden de “filme dön” bağrışmaları arasında Tom Baxter perdeden çıkar, Cecilia’ya “Adın ne?” diye sorar. “Hadi konuşabileceğimiz bir yere gidelim” der ve Cecilia’nın “Ama sen filmdesin” itirazlarına aldırmaz, elinden tutar ve salondan çıkarlar.

Bir dakikalık muhteşem bir sahne bu. Cecilia’nın durmadan gittiği ve artık ezbere bildiği filmde ezber bozan bir sahne. Sanki her filme girişi bir dilekmiş ve sonunda çok istediği için dileği gerçek olmuş hissi uyandırıyor insanda. Bu sahne hem sinemaya dair çok şey söylüyor, hem de çok romantik. Tom Baxter’ın Cecilia’ya iki kez baktıktan sonra perdeden çıkıp adını sorduğu sahnede ters ışık kullanmış Woody Allen, Tom Baxter’ın silueti görünüyor burda, ve sanki salonda gerçeği de sinemalaştırıyor yönetmen. Bu sahnenin bir başka önemi de bundan sonra filmle gerçek arasında bir gidiş gelişi de başlatıyor olması. Cecilia’nın perdeye girmesinin de yolu açılmış oluyor böylece. Sinema ve gerçek arasında bir yolculuk başlıyor. Filmlerin gerçekliğine inanan benim gibi birine şöyle bir anlam da ifade ediyor bu sahne; bu filmden sonra artık gizli bir beklentim var filmlere dair, ne kadar çok izlersem sonunda gerçek olur umudunu sanki biraz taşıyorum hep.

nezaket@tramvayduragi.com

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

1 Comment

  1. Ben tam da şu resimde kullandığın ifadeyi çok sevdim, Mia Farrow’un Cecilia karakterini harika canlandırdığını düşünüyorum. Ayrıca tüm zamanların en iyi filmleri listesi yapsam bir High Fidelity insanı olarak, sanırım en tepeyi zorlar The Purple Rose of Cairo. Ne zaman gerçeklerden sıkılsam soluğu bu filmde alıyorum. Yazı da çok güzel olmuş, pek çok noktada birleşmiş düşüncelerimiz.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir