The Maccabees – Given To The Wild

The Maccabees’i bundan 2 sene önce Mete Avunduk’un Aşırı Doz adlı radyo programında duymuştum. Love You Better isimli şarkıları oldukça iyi şeyler düşünmemi sağlamıştı grup hakkında. Daha sonra albümlerini edindim ama içerdikleri güzel şarkılara rağmen albümleri tekrar tekrar dinleme isteğim hiç oluşmadı. Bir şekilde dinleyiciyi kendine ısındıramayan bir müzikleri olduğunu düşünüyordum ama Love You Better, X-ray, Toothpaste Kisses gibi muhteşem şarkılar yapan bir grubun bu yeni albümüne de bir şans vermek istedim.

Maccabees verdiğim bu şansı neyse ki iyi değerlendirdi. Şimdiye kadar beni içine çekebilen, daha doğrusu hadi bakalım bu şarkıdan sonra nasıl bir şey yapmışlar dediğim ilk The Maccabees albümü oldu Given To The Wild. Baştan sonra sıkılmadan dinleyebildim, ve en önemlisi tekrar tekrar dinlemek istedim.

Albüm neye benziyor diyecek olursanız, şimdiye kadar okuduğum albüm incelemelerinde Arcade Fire’ın The Suburbs’ına olan benzerliğinden değinmeyen yoktu. Albüm kesinlikle The Suburbs’dan çok esinlenerek üretilmiş. Açıkçası önceki albümlerine çok katlanamadığım için grubun karakteristiği konusunda pek fikir sahibi değilim. Ama “Love You Better” darmadağınlık ve çiğlik ise bu albümdeki “Heave” de beyefendilik gibi kalıyor.

Şarkı bazında yer yer inanılmaz yukarılara çıkan albümün en büyük handikapı Go ile zirveye çıktıktan sonra en azından güçlü bir sona sahip olmayışı. Unknown ile bitirselerdi çok güzel olabilirdi mesela. Ama albümün sonundaki iki şarkı ihtişamsız bir kapanış yaptırıyor albüme.

Given To The Wild 2012’in benim açımdan güzel bir sürprizi oldu. Çok sevmediğim bir grubun güzel bir albümü. İçerdiği bir kaç vasat&kötü karışımı şarkı nedeniyle enfes bir albüm olmayı kılpayı kaçırıyor.

Author: Anıl Okay

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir