The Future / Paw-Paw

Miranda July değişik bir ablamız. The Future’da konuşan bir kedi, zamanı durdurabilen bir adam ve yine konuşan bir ay var. Benim ilgimi en çok kedi çekti. Orijinal buldum Paw Paw’ın sahnelerini, hatta filmin önüne geçerek beni yerimden zıplatan fikirler arasındaki yerini aldı. Filmin dünyasına uygun bulmakla birlikte farklı bir şekilde değerlendirilseymiş daha vurucu olabilirmiş diye düşündüm. Paw Paw’ın paylaşacağım bu monologları filmi izlemeye niyetli olanların keyiflerini kaçırabilir ama bana ne, izleseydiniz şimdiye kadar!

 

Hiç dışarıda yaşadınız mı? Geçici yaşamaktan bahsetmiyorum. Dışarıda doğmaktan bahsediyorum. Asla içeride olmamaktan, bir kere bile okşanmamaktan. Evet mi? O zaman konuşmak için uygun olmayan karanlığı biliyorsunuz. Beni bulduklarında patilerim kanlıydı. Beni barınağa bir havlu içinde taşıdılar. Orada kalmak hoş değildi ama onlar “Senin için geri geleceğiz, Paw-Paw” dediler. “Paw-Paw.” Beni çağırdıkları isim buydu ve kendilerine de Sophie ile Jason diyorlardı.

 

Geri geldiler ve beni okşadılar ve ben kazara ses çıkardım. Bu, “Ben size ait olan bir kediyim” anlamına geliyordu. Ses çıkarmanın üzerine onun doğru olduğunu hissettim. Gece dışarıda kalsaydım garip gelecek güzel bir duyguydu. Ama aniden bir daha geceleri asla dışarıda olmayacağımı anladım.

 

Otuz gün ne kadar uzun? Şeyden, diyelim ki mesela yarından sonraki günden biraz daha uzun bir süre olmaya başlıyordu. Dışarıda ne zaman vardı, ne saatler, sadece yaşamak veya yaşamamak ya da kuşlar! Şimdi bu yeni şey vardı: Beklemek. Beni almaya gelmeleri için onları beklemek. Yeni gerçek hayatımın başlamasını beklemek. Saniyeleri saymasını öğrendim. Şimdi, şimdi, şimdi…

 

Sevgili insanlar,

Bunu size yazıyorum. Bu kalemsiz yazılan bir mektup. Umarım bunu okuyabilirsiniz. Gündüz, sizin olduğumu biliyorum ama gece olduğunda yalnızım ve hep yalnızdım ve her zaman vahşi olacağım. Bu yüzden sadece güneş tekrar evcil bir hayvan olmanın o harika duygusunu geri getirir. Lütfen yakında gelin. Geceler gittikçe daha da uzun oluyor.

Saygılarımla,

Paw-Paw.

 

Orada her şey harika olurdu. Bir rüya gibi ama rüya olmazdı, çünkü asla uyanmazdım ve kısa bir süre sonra eski hayatımı bile hatırlayamazdım.

 

O olmadan önceki zamanda düşünüp duruyordum: “Ama ben onlarındım, onlara aittim.” Ve o oldu. Öldüm. Gerçekten. Öldüğümde bile kafesimde kaldım, çünkü inanamadım. Onları beklemeyi bitirmemiştim. Bir gün geleceklerini bilerek sonsuza kadar bekleyecektim.

 

Uzun zaman sonra. Uzun uzun zaman sonra vazgeçtim. Daha fazla beklemedim. Oysa sonuçta yaşamak sadece başlangıçtı ve öyleyse başlangıç sona erdi. Kimsenin kedisi değilim. Artık kedi bile değilim. Ben, ben bile değilim. O sıcak, o ışık. O devam eder, eder, eder, eder.

Author: Akin Cetin

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir