The Expendables

Sylvester Stallone’un senarist, yönetmen ve oyuncu olarak karşımıza çıktığı The Expendables; Barney Ross (Sylvester Stallone) karakterinin başı çektiği paralı askerlerin, bir diktatöre karşı mücadelelerini anlatıyor. Sıradan bir iş olarak başlayan görev, kahramanımızın generalin kızına âşık olmasıyla birlikte kişisel bir olaya dönüşüyor.

Filmin beklentileri yükselten bir kadrosu var. Başroller haricinde Mickey Rourke, Arnold Schwarzenegger ve Bruce Willis gibi ünlülerin konuk oyuncu olarak projeye destek vermesi bekleyenlerini hayli heyecanlandırmış olabilir. Fakat ne yazık ki her türlü beklentiyi boşa çıkaracak bir yapım.

Öncelikle film hakkında söyleyebileceğim ilk şey, “Rambo yanına birkaç adam almış artık işlerini tek başına halletmiyor” olur. Kısacası Sylvester Stallone çatışma ve dövüş sahnelerine çok yakışan oyuncuları (Jason Statham, Jet Li vb.) toplayıp, onların sadece bu özelliklerinden yararlanmaya çalışmış ve bize kötü bir aksiyon filmi örneği sunmuş. Bu filmin birçok benzerini daha önce izlemiş bulunmaktayız, özellikle filmde dönen espriler çok fazla klişe oldu diyebiliriz. Sadece çatışma sahneleri için filme giden izleyicilerden değilseniz vakit kaybı olarak değerlendirilebilecek bir yapım.

İzleyiciyi çekecek birkaç oyuncu oynatmak, etkileyici bir fragman hazırlamak (bol çatışma sahnesi çekmek iyi film yapmaya yetmese de iyi bir fragman yaratmak için yeterli oluyor) yönetmenlerin ve yapımcıların gişede istediklerini almalarını sağlıyor. Sonra da devam filmi için yeni bir şans doğuruyor. Bu türde pek çok basit ve birbirinin kopyası film görmemizin temel sebebi bu olsa gerek.

Bunları da Okuyabilirsiniz

  • 21 Haziran 2011 -- Momentos
    Biz evi olanlar (elbette, ev sahibi olamayanlarımız da dahil), bir ev içinde büyüyerek topluma karışanlar, evsizlik kavramına dair ne bilebiliriz? Sizi bilemem, ben hiçbir şey bilmiyorum. Bundan 3 sene önce ilk gözağrımız Plansekans'a yazmıştım The Saint of Fort Washington'ı. Film bittiğinde bir...
  • 24 Mart 2011 -- Press
    Film, Türkiye’nin karanlık yıllarından doksanların başında Özgür Gündem gazetesinin Diyarbakır şubesinde yaşananları anlatıyor. Haber yapmanın, gazete dağıtmanın çok zor olduğu bu zamanlarda mücadele etmek de gereklidir. Film, öyküsünün merkezine bu koşullara rağmen gazeteci olmak isteyen Fırat’...
  • 19 Ocak 2011 -- 127 Hours
    Dikkat: İzlemeden Okuma! Bu yazı filmin sürpriz sayılabilecek gelişmelerini de içermektedir. Oscar’lı Danny Boyle’dan artık yeni bir Trainspotting gelmeyeceğinin farkındaydık ancak Aron Ralston’ın bir kanyonda sıkıştığı 127 saati anlatan yeni filminin vasatlığı yine de sürpriz oldu. Aron macer...

One Comment

  1. sahnsen benim begendigim bir film oldu. stallone’den benklentilerimi karsiladi. aksiyona doydum diyebilirim. ayrica kendi blog’umda bu filmle ilgili bir yazi da yazdim. ilgilenenler okuyabilir..

    http://oncewestern.blogspot.com/2010/08/expendables.html

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Spam protection by WP Captcha-Free