Tarihi Yargılıyorum

Tarih nedir? “Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim” diyor Türk Dil Kurumu. Kesin gerçeklere ve belgelere dayanan bir bilim olması gerekirken olayları ve ilişkileri açıklamak için yorumlamaya ihtiyaç duyması neticesinde kendi taraflarını oluşturan ve aslına bakılırsa pek de güvenilir olmayan bir bilim tarih.

Ülkemizdeki tarih düşüncesine ve anlayışına baktığımızda da genellikle milliyetçi kesimin sahiplendiği tarih, şanlı zaferlerimizi ve eşsiz kökenimizi sorguya yer bırakmayacak şekilde anlatıyor, atalarımız konusunda bizi aydınlatıyor ve nereye gitmemiz gerektiği yönünde de toplumumuza yardımcı olarak görevini tamamlıyor. İşin aslı, durum pek böyle değil. Tarihimiz kendi içinde birçok çelişki barındırıyor, birçok noktada güven vermekten uzak ve maalesef bir din gibi sahiplenildiğinden eleştirilemiyor, olduğu gibi kabul ediliyor. Tarihleri oluşturan devletler, olayların akışına müdahale etmenin yanı sıra geçmişi de değiştirerek geleceğe hatalı miraslar bırakıyorlar, bunu biraz fark edebilmek için de tarihi yargılamak, eleştirmek ve kabul edilmişlerin dışında bir pencereden tarihe bakmak gerekiyor. İşte Gündüz Vassaf “Tarihi Yargılıyorum” adlı eserinde bunu çok iyi yapıyor. Hem kendi aklındakileri çekinmeden soruyor, hem de okuyana neden sorması gerektiğini çok iyi anlatıyor.

Paralı tarihçiler zamanla insanların aklındakileri değiştirecek ısmarlama tarihler yazıyorlar. Halk, efsaneleri bir şekilde tarihin içine monte ederek bozulmaya katkıda bulunuyor ve benim de bu yazıyı yazmama yardımcı olan teknoloji tarihin kaynak çöplüğüne dönüşmesinde önemli bir rol oynuyor. Bir yandan bize ulaşan tarihin kabul edilebilir çizginin çok gerisinde yüzlerce sahtelik barındırmasına sinirlenirken, bir yandan da geleceğe temiz bir tarih bırakmak için bir çaba sarf etmiyoruz. Hassas belgeler iyi korunmuyor, dikkatsizlik ve özensizlik yüzünden yüzlerce yıllık tarih kolayca siliniyor. Sürekli başa güreşen ve savaşı yaşayan “büyük” ülkeler, yerleştikleri yeni yerlerde tıpkı kültürlerin ve insanların üzerinden geçtikleri gibi tarihlerin de üzerinden geçiyorlar. “Sıfırladıkları” tarihle yeni medeniyetler oluşturuyorlar. İnsan olarak geçmişin gerçekleri yerine hoşlandığımız “hikâyeler” dinlemeye öylesine hevesliyiz ki gelecek geçmişten göz göre göre ayrılıyor, sayemizde hızla kopuyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin yerleştiği toprakların asıl sahiplerini nasıl unutturduğunu, İsrail’in yarattığı “kutsal bir düzmece tarih” ile Filistin topraklarını işgal ettiğini, dillerin, dinlerin, devlet ve milletlerin nasıl değiştiğini, büyüdüğünü ya da yok olduğunu merak edenler için “Tarihi Yargılıyorum” çok önemli bir eser. Tarih bütünüyle sahip çıkılması gereken, belli bir kesime bırakılmayacak kadar önemli, okuması ve araştırması son derece zevkli olan bir bilim. Bize dayatılan ezber eğitim sistemimizde birçok kişi tarihten sıkılıp bir daha dönmemek üzere tarih defterini kapatıyor ve bu durum “ezber” sistemi yaratıp ısmarlama tarihlerle insanları aldatanların işine geliyor. Okumalı, araştırmalı ve tarihçilerin “görevlerini yapıp yapmadığını” denetleyecek kadar bilgi sahibi olmalıyız.

“Tarihi Yargılıyorum” Gündüz Vassaf’ın Harvard Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nde 3 Mayıs 2006’da ve Sofya Üniversitesi’nde düzenlenen Kriminoloji Kongresi’nde 29 Ağustos 2006’da verdiği konuşmaların birleştirilmiş ve düzenlenmiş hali. 152 sayfa ve İletişim Yayınları tarafından basıldı. Tarihi merak ediyorsanız, düşünmeyi seviyorsanız ya da bu yazımdan hoşlandıysanız, 13.5 liranızı bu kitaba ayırabilirsiniz.

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir