Tao Lin

Elimde beş tane kenarları yeşilleşmiş kitap tutuyorum. Yıldızlarıyla ve oradan buradan kesilmiş resimleriyle tam bir “entel odası” olan ve lise yıllarımı geçirdiğim odanın en önemli parçası olabilirler. Şu aralar duvardan giren nemle ne yıldız, ne resim kaldı, ve kitaplarımın hepsinin kenarları küflendi. Ama küflenmediği, raflarımın yeni takıldığı zamanlarda, Miranda July’ın ondan “Daha az radikal yazarların gözden kaçıracağı duygulardan yazıyor – tembellikten, boşluktan ve can sıkıntısından. Ve öyle görünüyor ki bu yerlerden bildirdikleri etkileyici ve olmazsa olmaz…” diye söz etmesiyle tanıdığım Tao Lin’in kitaplarıyla gelen koliler hayatımın zirve zamanlarıydı diyebilirim. Gmail ve Aol chat, depresif hamsterlar, Elijah Wood’la ilgili şiirler veya vegan restoranda konuşan bir yunus ve ayıyla oturan Amerikan başbakanı beni bu kitaplara çeken öğelerin yalnızca bir kısmıydı..

Size Zzz Kuşağı’ndan bahsetmek istemiyorum. Daha çok tek adamın “dadaist etkileniminden” veya bilinç akışından bahsedeceğiz bugün.
Sosyal hayatımın msn ve yahoo messenger ve e-mailler etrafında döndüğü, yalnız değil de durgun lise yıllarımda, gmail chat’te varoluşsal problemlerini tartışan insanlarla ilgili bir kitap bulmak nasıl olmuştur tahmin edersiniz. O kadar içselleştirmiştim ki başıma gelen her şeyde ve düşüncelerimin akışında alıntılar buluyordum. Anlık üforyaları, itirafları ve abzürt çağrışımları benimkileri söylenebilir kılıyor, hatta bana sevdiriyordu. Bunlardan en çok sevdiklerimden biri you are a little bit happier than i am’deki i want to start a band şiirinin bir bölümüdür:

bir grup kurmak istiyorum

gruptaki herkesin arkadaş olmasını istiyorum
ama aynı zamanda tüm sanat kontrolünün bende olmasını
ve herkesin benden birazcık korkmasını istiyorum

Provada mikrofonuma
basçımla özel olarak konuşmak istediğimi söylemek istiyorum
yalnız kaldığımızda basçıma daha çok akor ve triplet kullanmasını söylemek istiyorum

Şiir çevirisi diye değil bu tekrarlar. Dil olarak her zaman süsten olabildiğince uzak günlük kelimeler kullanıyor kitaplarında Tao Lin. Gündelikten kastım bir 1. yeni gündeliği değil tahmin edersiniz. Bu yazıyı okuyan insanların dertlerini anlatırken kullandıkları monoton dilden söz ediyorum. Bu dili kullanmasını düşünerek iş Garipçiler’e de gelemez mi aslında? Gelir. Çoğunluğun kullandığı dilden uzak bir edebiyata tepki olarak sokaktaki insanın dilini kullanmadılar mı garipçiler? Süse püse karşılardı çünkü aşırı estetikti, yabancıydı. Peki 2000’lerde çoğunluk ekşi sözlükçü, blogger’la, MSN’le biz değilsek kim?

İşte Tao Lin tam bizim bilgisayar ışığı mavi mavi vuran suratlarımızdan, evden çıkmayışımızdan ve böylece hazırladığımız ve yediğimiz yemeklerin hayatımızın büyük bir kısmını oluşturmasından, duşta telefonu kuru bir yere koyup çalınca titreşimi duyacağımıza olan inancımızdan ve diyalog tıkandığında kapadığımız msn pencerelerinden yazıyor. Ve kulağa olaycı olmaktan çok uzak gelse de, ikinci romanı Richard Yates’de de gördüğümüz gibi ilişkilerimiz internetle karmaşıklaşıyor ve her birimizden beklenti artıyor, çünkü yapabileceklerimiz artıyor. Böyle bir zamanda Haley Joel Osment ve Dakota Fanning (…evet) adlı iki karakterin ilişkilerini anlatan Richard Yates’te yasalar dışındaki kural sistemlerini reddetmemiz üzerine özgürlüğümüz de sorgulanıyor bir yandan. Burada da romanın başından yaptığı bir okuması var..

Tao Lin’in Cognitive-Behavioral Therapy (ki Aaron Beck’e parmak ısırtır) ve You are a Little Bit Happier than I am isimli iki şiir, Bed diye bir öykü toplaması, Eeeee Eee Eeee ve Richard Yates isimli iki romanı ve Shoplifting From American Apparel diye de bir kısa öyküsü vardır. Bunların dışında internette öykülerine rastalayabilirsiniz, ve en son Vice dergisinin internet sitesi (http://www.viceland.com/) için hazırladığı”Drug-related photoshop art” diye çizimleri olan bir bölüm var. Megan Boyle ile kurduğu film şirketi MDMAfilms’i de unutmamak gerek. Tümünü Macbook kullanarak çektikleri 4 film için ön sipariş verebiliyorsunuz şu aralar.
Şu önümüzdeki birkaç hafta içinde Tao Lin’den öykü veya şiir çevirip paylaşmayı düşünüyorum.. Sıcak Nal’a da nispet olur hem..

Author: Ayşen Arıkazan

i like to move it move it.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir