Bun
Kas14

Bun

Semih Kaplanoğlu’nun GERGEDAN – Haziran 1988 sayısında yayınlanmış şiirlerinden biri.   bu saatler tabutluğundan, kemik yazılarından bıkkın, sonra vapurlarını toplar kış parklarıyla karşı karşıya geldiğinde ölgün salıncaklarıyla, kargalarıyla çürük çimen kokusuyla toplar vapurlarını. durgun bir saati bekler oyuncak teyzeleriyle dilinin ucunda bir çilek. dargın mıydı, siyah bir bayrak tutuşturdu gitti. anne uykusuna...

Read More
Sevmek de Yorulur
May07

Sevmek de Yorulur

Bir adam bir kadın var içimde iyice anladım Bana bunu sessizce anlatıyorlardı Bir yerde onların yönlerinden alımlı bir zarf katlanmıştı uzaktaki bulvarların geceye vurdukları çağırmasız kır günlerini zararsız akrepleri uzunlamasına yaşayıp yatay bir çocukla kalkan bir sürü alışkanlıklar taşıyan insanlığımızı gülüşü yalnızlar çarşısında çağrılmış gümüş seslerini aynadaki yüzlerin başkası sevsin diye en seçkin yerine bir şal gezdirirdi...

Read More
Pembe Mendilli Kıza Şiir
Nis15

Pembe Mendilli Kıza Şiir

Metin Akdemir Rüştü Onur’u anımsatınca, benim de aklıma bir başka şey düştü. Kimi çevrelerde efsane olmuş bir şiir. Cahit Külebi’nin “seni, geceyi ve bulutları seviyorum” dizesiyle başlayan, hiçbir kitabına dahil etmediği, neden etmediğini kendisinin de  bilmediği Pembe Mendilli Kıza Şiir’ini bir bilen, izine rastlayan vardır belki diye haber salayım istedim buradan. Öyle, “Tüm Şiirleri” diye...

Read More
İki Ada
Nis08

İki Ada

I. Bir dedikodu gibi gelişti kış Dondu belleklerde bir daha unutulmadı Hani pek uğramadığımız, uğramayınca da Çok uzak bir ülke gibi Bulduk ve yitirdik, bulduk ve yitirdik onu yıllarca Örneğin iyi tanıdığımız İç içe yaşadığımız ne varsa Bize darıldılar da sanki arada bir Yeniden yeniden barıştılar sonra Görmüştük ya, bir gün de dağ gölgeleri Bir bir kanatlanıp uçtular O müthiş kış günlerindeki gibi Ama aynı gün güneşle birlik Kış...

Read More
Temmuz İçin Şiir
Tem17

Temmuz İçin Şiir

bütün gözlerden kaçır beni temmuzda üşüt hemen ismimizden başla silmeye ağzını karnını damarlarını sil bana boynundan bir urgan yap iyice tuttur çöllere düşeyim senden memelerinden elmacık kemiğinden düşeyim temmuza da üşü sen ellerinden temmuz bir ejderha içimde kımıldayıp duran kalın derisi büyür ve nefesleri kıyamet kaçarken ondan omzuna hoş kokulu ağzına kan içinde toz içinde istanbulun içinde yanıp kavrulayım bırak hiç durmadan...

Read More