Sunak

nedir ki gece bırakalım göz koysunlar, bırakalım
söylentilerden ibaretiz, kırsınlar bizi, nedir ki aysız
bir kapı siluetine düşürdüm hatıramı.
resimler. kapanmak içindir onlar. vazgeçmek.
deliliydi isteksizliğin, dikkatle hazırlandılar ve
nasıl bir bahçe miydi, bir duvar mı yoksa yalnız
gizlendiler bir nefeste açıklanan göğsümüzden düşüp
kaldıkları paramparça bir uçurum oluyorum bana bakmadığında.

neyse ki katledildik neyse ki katledildik endişeyle
çekildi gözler üzerimizden. işimiz bitirildi ve cellatların
ruhuyla oynadık bir sultanın endişesiyle
çekildi gözler. katli ve işaretiyle ellerime kalan
bir sultanın gözleriyle girdiler aklıma. katli ve kiniyle.

sen miydin. ömrüme çizilmiş taslağındım senin söylenmişti
titrek uykundan geçtiğim gecedir ellerinin
ağrısından duyulan. göz kapaklarından kurtulurum sonunda
kapı açılmaz olur. sürgüler kendini duvar resimlerine
bir bir gösterişimden geçen ne hesabı çıkarılır acının,
ne itiraz etmeliyim onlar ölülerdi. orada olmuştuk,
saate bakmıştık ve toplanmıştık nedense.

kimseye sormadan yaptım bunları. bulduğum soruların
cevaplarını yaktım ve önüne attım senin. vehmedeyim ki
bir katilsem ben sessiz olunması gerektiği içindir.
hayat birimizi bırakır ya her şeydir ya öldü sanırız,
gecikilmiştir oysa yalnız, belki bir büyük safra
solgun ve faydasız: eftal ve müsinne birdir gider.

Solips, Kemal Durmaz

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir