Suede Konseri

Bu yılın en çok beklediğim konseri geldi ve geçti. Suede benim için neden önemli bir grup önce bunu sorgulamak lazım. Ben eskiden metalci gerisi sefil bir ergendim. 10lu yaşların sonu ve 20li yaşların başında hayatın anlamını ganz end rozız denen gruptan anlayan bir takım insanlarla muhattap oldum. 2005 eylül ayında ise önce The Tears ardından Suede’i bağımlılık derecesinde sevmem şaşılacak olaylardı bir bakıma. Suede’in ufkumu açtığı yadsınamaz bir gerçek. Ben brit-pop’un ne demek olduğunu Suede dinleyerek öğrendim. Sırf bu vesileyle bile hayatımın en önemli konserlerinden biri olmasını zaten bekliyordum.

Aslında Suede’i üçüncü kez bu topraklarda izlememizi sağlayan şey ise bir yardım konseri için birleşmeleri oldu. 2010 yılındaki bu konser için biletler o kadar hızlı tükendi ki, grup bu büyük konser öncesi iki alıştırma konseri daha yapmaya karar verdi. Bu büyük konserin yarattığı etki sonrasındaysa (NME’nin iki sayfalık konser incelemesi yazması nadir görülen bir olaydır) Asya ve Avrupa turnesi ise kaçınılmaz oldu.

 

Suede’den önce sahnede Editors vardı. Ondan önce de Cake. Cake’i langırt ve jenga oynayarak geçiştirsek de Editors’ü “nemelazım yer kapmak lazım” düşüncesiyle önlere doğru bir yerde izledik. Eğlenceli bir konser olduğunu söyleyebilirim. Grubu ve şarkılarını (munich hariç) bilmiyorum. Konserin en eğlenceli yanı bir kaç insanın(!) “kendilerine bağladılar hortumu kendilerineee” şeklindeki bağrışmaları oldu. Editors bittikten sonra fazla efor sarfetmeden kendimizi en önde bulmamız da kısa günün karı oldu. Bilmiyorum ruhum mu çürüdü ama artık konserlerin başlangıcı ile bitişi arasındaki sürecin uzunluğunun kısa olması bir tercih nedeni benim için. Yine tam “of hadi başlasın da gidelim” diye düşünürken grubun da eskiden konserlerinde çaldığı Sex Pistols şaheseri Bodies introsuyla konserin startı verilmiş oldu. Suede sahneye çıktıktan sonra yoğun sis altında sahneye Brett Anderson teşrif etti. İşte tam bu noktadan sonra konser Suede konseri olmaktan çıkıp Brett Anderson’ın tek kişilik şovuna dönüştü. Aslında bundan da kimsenin bir şikayeti olmadı çünkü Mr. Anderson seyirciyle hiç diyaloğa girmemesine rağmen öylesine güçlü bir iletişim kurdu ki kimse bu ilişkinin bölünmesini istemiyor gibiydi.  Mr. Anderson’ın sahnede 15 sene önceki halinden hiçbir farkı yoktu. Hala bildiğimiz mikrofonuyla sevişen, çılgınca dans eden, yere kapaklanan, zıplayan Brett Anderson’ı izliyorduk.

Konser pek favorim olmasa da azıcık sertleştirilmiş  gitar tonuyla şahane bir açılış şarkısı olabileceğini ispatlayan This Hollywood Life ile yapıldı. Coming Up ağırlıklı bir setlist’in olduğu konserde hemen hemen bütün liste başı şarkılar çalındı. Bunlar içinde en unutulmazları Everything Will Flow, Can’t Get Enough, We Are The Pigs ve Brett Anderson’ı kolundan çekme fırsatı yakaladığım muhteşem kapanış şarkısı Saturday Night oldu. Asphalt World ve The Drowners çalınmasını en çok beklediğim şarkılardandı ama setliste yerini almadı. En önde grubu çok net ve oldukça kaliteli olarak dinledik. Sanırım ses azlığından dolayı arkalarda izleyenler sıkıntı yaşamışlar. Eh bu da organizasyonun artık başka yerde yapılması gerektiğini gösteriyor ses kısıtlamaları açısından.

Sonuç olarak yılın en beklediğim konseri müthiş geçti. Grup sahnede beklediğim kadar iyiydi. Ama Brett Anderson’ın olayı tek başına ele alması diğer elemanları biraz gölgede bıraktı açıkçası. Artık bu konser de sona erdiğine göre kendilerini yayınlanması beklenen yeni albümlerinden sonra tekrar buraya davet etmek boynumuzun borcu. Israrla bekliyoruz.

Not: Fotoğraflar https://www.facebook.com/onelovefest adresinden alıntıdır.

Author: Anıl Okay

Share This Post On

2 Comments

  1. Brett’in koluna yapıştığın an hala gözümün önünde Anıl :) sanırım hiç unutulmayacak konser anılarımızdan birisi oldu.

  2. bakalım bu seneki one love’da nasıl efsanelere imza atacağım :)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir