Sonradan Açılan Şarkılar

Kavga etmeden tartışmayı deniyorsunuz ama olmadığını anladığınız zaman önce yavaştan sesinizi yükseltiyorsunuz ve büyük patlama gerçekleşiyor. Başladığında mülayim ve sessiz, ortasına doğru hafiften şiddetini belli eden, kırılma noktasını geçtikten sonra da çıldırıp deliren şarkılardan bahsediyorum, Lifehouse’un Everything’i, Victory At Sea’nin Love is Ageless’ı ya da Band of Horses’ın Is There a Ghost’u gibi şarkılardan.

Bu şarkıların saydıklarım dışında aslında pek fazla ortak özellikleri yok. Bir anda hayatınıza giren ve aynı hızla çıkan insanlar gibiler, etkileyici olabiliyorlar ama devamındaki gürültünün korkutuculuğu rahatsız ediyor düzeninizi. Daha sakin, daha sessiz şarkıları seviyorsunuz yine ama onları da bir türlü unutmuyorsunuz, zamanı gelince çıkıyorlar ortaya, sakladıkları enerjiye şaşarak tekrar dinliyorsunuz.

Aslında “sonradan açılan” sözümün altında “celallenmek” anlamı yatıyor ama “celallenmek” herkeste bendeki anlamını uyandırmadığından şarkıları “açmak” zorunda kaldım. Damien Rice’ın ve Carissa’s Wierd’in de bu türe dahil olabilecek birçok parçası var, hatta düşününce Glen Hansard’ın Marketa Irglova ile yaptığı When Your Mind’s Made Up bile çok harika bir örnekmiş gibi duruyor..

Sonradan açılan şarkıları seviyorum genelde, sevdiğim bir dizide bir anda sahneyi tamamlama ihtimallerini seviyorum, sözlerini merak ediyorum, anlattıklarını dinliyorum. Bazılarının bir kısmı çok gereksiz geliyor ama yine de bütünüyle sevmeyi başarıyorum. Listemi genişletip bolca şarkı eklemek istiyorum.

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir