Siyah Işık: Film’in Temelleri


Pera Film, 18 – 19 Haziran 2011 tarihleri arasında “Siyah Işık: Film’in Temelleri” başlıklı deneysel sinema programını sunuyor. Lowave işbirliğiyle Label Ombres tarafından hazırlanan bu derlemeyle, kısa filmlerin dijital versiyonları izleyiciye sunulacak. Deneysel seçkide bilim kurgu, alternatif sinema ve soyut sanat gibi farklı türlere uzanan 5 kısa film yer alıyor.

Seçkide yer alan filmler siyah beyaz bir evrenin ortak ortamında birlikte var oluyor. Programda yer alan sanatçılar sanatsal duyarlılıklarını, film temelli ışık tekniklerini (16 mm filmler, süper 8, fotoğraf, karanlık oda) kullanarak ifade ediyorlar.

Programın toplam süresi 55’

18 Haziran Cumartesi, Saat: 18:00

19 Haziran Pazar, Saat: 15:00

Programda Yer Alan Filmler;

Rüzgarların Gövdesi

Fransa 2004 / 16mm / Super 8 / video / siyah beyaz / 20′

Yönetmen: Mikaël Rabetrano, Frédéric D. Oberland

Yazar: Mikaël Robetrano

Özgün müzik ve ses tasarımı: Frédéric D. Oberland

Görsel ve sese ilişkin unsurlardan yararlanan duyarlı bir akusmatik deneyim olan Rüzgarların Gövdesi, heterofonik ve radikal bir film. Kar, metal, rüzgar, belirsiz fısıltılar, sis, gürültü ve çocukluğun içinden bir gece yolculuğu. Bazen çığlıklar duyuyoruz. Kuşların dilinde konuşuyoruz. Kulak verin ve gevşeyin. Gözlerinizi kapatmanıza gerek yok.

Elez

Fransa / 2002 / 16mm / siyah beyaz / 2′

Yazar: Mikaël Rabetrano

Yönetmen: Mikaël Rabetrano

Plastik Müdahale: Mikaël Rabetrano

Müzik: Frédéric D. Oberland

Yorumlayan: Mélanie Madhère

Kamera kullanılmadan hazırlanmış bir film olan Elez, filmin fotografik formunu yeniden tanımlıyor. Siyah film şeridi, ışıklı masa üzerine yatay şekilde yerleştiriliyor. Sinemacı; kaligraf, ressam ya da heykeltıraş oluyor. Işığı ortaya çıkarmak için kimyasal emülsiyonla uğraşıyor. Projeksiyon sırasında, gölge çizgileri dikey olarak çekiliyor ve görüntüler arasına durmaksızın girerek bir ışın süresi boyunca perdenin tüm yüzeyini istila ediyorlar: bedenlerimiz iki dakikalığına askıya alınıyor. Sonik dalga ve katıksız görsel enerjiyle dolu elektriklenmiş bir kara iskelet olan bu film, bedenden bir iz ve yazının ilk anı.

Makula

Fransa / 2004 / 16mm / siyah beyaz/ 16′

Yönetmen: Carole Arcega

Yorum: Carole Arcega

Müzik: Sébastien Cros

Fotoğraf: Sébastien Cros

Genellikle retinanın merkezine yakın sarı bir nokta olarak bilinen makula, görsel algının en keskin olduğu yerdir. Işığa duyarlı bir cisim karanlıktan çıkıp ışıkla yanar. Bu dünyaya duyarlı, tenden emülsiyon; filmle nihai birleşimine dek çeşitli plastik aşamalardan geçer. Temizlenmiş, ovalanıp parçalanmış, boyanmış ve kamufle olmuş halde, son sinematografik mutasyonunu gerçekleştirmek üzere doygunluğa sürüklenir. Beden, değişerek film malzemesinden ayrışması imkansız yeni bir form alır. Neyin neye dönüştüğünü, sanatçı film malzemesi haline mi geldiğini, yoksa pellis ya da peculla mı olduğunu kimsenin anlayamadığı bir mutasyonun hikayesi. Yoksa tam tersi mi? Işığa duyarlı bir varlık mı, filmden yapılmış canlı bir zar mı?

Tabula Rasa

Fransa / 2005 / 10′

Super 8 üç katmanlı sahne performansı

Yönetmen: Sébastien Cros

Plastik müdahale: Carole Arcega

Müzik: Sébastien Cros

Üç parçalı bir projenin ikinci bölümü olan Tabula Rasa’nın Nocte’yi izleyen temel unsuru, aynı planı sürdüren bir performans: Siyah beyaz bir makaradan gelen görüntüler, ikili bir ekranda, her projeksiyonda maddenin yeniden yaratıldığı üçüncü bir ışınla yansıtılıyor. Avrupa’nın yıkıntılar atlasını kateden düşsel bir yolculuk, zamanda melankolik bir gezinti ve izlere, kalıntılara, yokluklara, taşlara ve toza bir bakış.

Kristalin

Fransa / 2002 / 16mm / renkli / 7′

Yönetmen: Carole Arcega

Müzik: Franck Rochard

Kristalin, sinemanın görselliğini unutturup insanı film şeridine götüren bir çalışma ve burada film artık canlı bir organ. Kötü tanrıların, Ötekilerin, yeraltındakilerin eğlencelerini konu alıyor. Başlangıçta, Serrano’dan yarı saydam inek kanına kadar, baloncuklar mukusa yapışık duruyor. Ardından her şey, tıpkı bize hücreleri ve amipleri çizdirdikleri biyoloji derslerinde kullandığımız mikroskoplarda olduğu gibi canlanıyor. Fosforla aydınlanmış minik bir cehennemde kemikler, timsahlar, Masumların mezarlıkları, ihtiraslı keşişlerin cezaları, sodomistler ve karşılarına yalancı şahit çıkarılanlar. Odun toplayıcıların, cadıların devri, Rönesans dönemidir bu. İneğin mukusu katılaşmıştır; örümceğin salgısıysa uzun, yumuşak şeritler oluşturmuştur.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir