Sinekler Sevişirken

Yazan – Tasarlayan – Yöneten: Mine Söğüt

Mine Söğüt’ün “Deli Kadın Hikayeleri” adlı kitabındaki kısa bir hikayeden uyarlanan “Sinekler Sevişirken” Kumbaracı50 sahnesindeydi dün gece. Oyun yatağa sabitlenmiş bir Kadın’ın gece karasineklerin vızıltısıyla uyuyamaması ve uyanarak onu hiç duymayan bizim de görmeyip sadece duyduğumuz sakil, kimliksiz annesine “pencereri kapat anne karasinekler geliyor..” demesiyle başlıyor. Ne bu annenin ne Kadın’ın ne de oyun sonundaki diğer aile ferdinin adı yok.

Bu bir ensest hikayesi. Kadın olarak bahsedeceğim karakter (Merve Ergin oynuyor) babasının yaşattığı ensesti çığlıklarla arada ağlayarak, gülerek bir itiraf gibi bize baka baka deklare ediyor. Yarım saatte; nefes nefese. Arada bi’ duraksamak istiyoruz bu kadar sert, katı, kaskatı bir metni sindiremiyoruz. Bir cümlenin etkisi tam da beni duvara vurmuşken nefessiz bir diğer cümleye geçiyor metin. Hem Kız hem seyirci nefes nefese izliyor. Hele ki metin bu kadar edebi olunca -rüya yerine düş deyince edebiyat geldi yanıma oturdu- bu kadar gerçek, konuşulamayan Ensest’i edebileştirmenin yabancılaştırmayı katladığını düşündüm. Amaç, sen izleyici bu konuya zaten uzaksın, görmüyorsun o yüzden oyunda böyle, demek ise, e o vakit oyun varolanı tekrarlıyor, durumu anlatıyor, bu da bana yetmiyor.

Toparlarsam eğer, ama dekora da iki lafım var… Sırf laf olsun diye kırmızı olsun çarşaf güzel gözükür kadar amaçsızca kullanılan renkleri biraz daha düşünmeli. Ancak yatağın boyutunun gerçeküstücülüğü, oyuncunun tüm bu sabitlenmeye direnmesi heyecan verici idi. Ensestin vurduklarının yatakları o kadar uzun, büyük, büsbüyüktür ki tüm odayı kaplar; çıkamazsın, kaçamazsın..
Bitirirken oyun, 14-15 Aralık’da SahneHal’da.

Author: Metin Akdemir

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir