Sin Fang & Sóley

Babylon’da düzenlenen Garanti Caz Yeşili Nordik Müzik Festivali kapsamında ilgimi çeken konserlerden birisi de Seabear’dan tanıdığım Sin Fang & Sóley’in konseriydi. Aslında beklenenin aksine benim için önemli olan konserin Sóley Stefánsdótti kısmıydı, çok kısa sürmesine rağmen bende derin bir iz bıraktı, daha büyük bir Sóley organizasyonu bekliyorum açıkçası. Ayrıca konser sonrası albüme daha da sarıldım, her gün dinliyorum.

Saat 21.45 gibi Soley konseri başladı. Sóley piyano ve gitarla şarkılarını çaldı, davulda Jón Óskar Jónsson kendisine eşlik etti. Yanlış anımsamıyorsam altı ya da yedi şarkı çaldı, arada biraz konuşup gecenin ilerleyen saatlerinde Sin Fang’in yapacağı esprileri yaptı! İstek üzerine de I’ll Drown çalarak kendine ayrılan zamanı doldurdu. Sóley’in çok naif bir sesi var, şarkıları da bu naifliği yansıtıyor. We Sink albümü ortalamanın çok üzerinde, dinler dinlemez etkileneceğiniz türden bir albüm. Konser performansı da tatmin edici, sahneye dökmesi zor bir müzik olsa da çeşitli şirinlikler, biraz konuşkanlık ve müziğini çalarken gösterdiği özen ile güzel bir sahne yaratmayı başardı.

Sóley’den yaklaşık 20 dakika sonra Seabear çocuğu Sindri Már Sigfússon’un solo projesi Sin Fang sahneye geldi, Sóley de yine piyanosunun başında yerini aldı. İki gün sonra amiina konserinde de göreceğimiz Magnús Trygvason Eliassen’i bol ataklı, sağlam bir davul performansıyla izledik. Sin Fang sanırım şu anda İzlanda’nın en tempolu, en aktif müziklerini yapan oluşum. Sóley’in ardından ilk etapta çok sesli geldiler ama birbiri ardına çaldıları ve sonu mutlaka “light” ile biten şarkıları ile havaya girmemizi sağladılar! Sonuçta da sağlam bir konser izlediğimizi düşünerek Babylon’dan ayrıldık.

Yaklaşık dört yıl önce Onur Sin Fang’i kısaca özetlemiş, “bir bakın isterseniz” demişti. Dört yıl sonra sahnede gördüğümüzde o tarihten bu yana üzerine çok şey katmış, sadece sonundaki “bous”u bırakmış bir grup izledik. Ayrıca iki gün sonra Sindri Már Sigfússon’u tünelde müzik aletleri bakarken görmemiz de komik oldu. Sanırım İzlanda insanları müziğe asla doymayacaklar ve her gittikleri yerde kullanabilecekleri yeni müzik aletleri peşindeler. Bu heyecan ve arayış bize güzel müzik olarak dönüyor, ne diyelim, devam etsinler! Ayrıca İzlandalıların “Herkes herkesle dostmuş gibi” olayını da çok seviyorum!

Kaçıran ne gibi bir şey kaçırdı görsün diye bir örnek video paylaşayım;

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir