Sessiz Ev’in “Öteki” Sesleri

“Yalnız olunca hayatta yapabileceği

her şeyi rahat rahat düşünebilir insan.”

Sessiz Ev, Orhan Pamuk

Orhan Pamuk’un ikinci romanı Sessiz Ev, üç kardeşin Cennethisar’da yaşayan babaannelerinin evinde geçirdikleri bir haftalık tatillerini anlatır. Bu tatil boyunca hem kahramanların o bir hafta içinde yaşadıklarını, hem de geriye dönüşlerle bir ailenin üç kuşağının anlatıldığını görürüz. Romanda anlatıcı olarak babaanne Fatma Hanım, torunları Faruk ve Metin, cüce Recep ve cücenin yeğeni Hasan’ı (aynı zamanda Faruk, Metin ve Nilgün’ün kuzeni) görürüz. Roman boyunca bu beş kişinin hikâyesini birinci ağızdan dinleriz. Fakat bu beş kişi dışında başka kişilerin de romana dâhil olduğunu görürüz. Fatma Hanım’ın ve Recep’in geri dönüşleriyle ansiklopedi yazarı Selahattin Bey’i ve oğlu Doğan’ı tanırız. Bu iki karakter her ne kadar artık ölmüş de olsalar romanda büyük yer tutarlar. Hatta yer yer romanın geçtiği zaman diliminde Sessiz Ev’de bulunan Nilgün’ün sesinden bile daha çok duyarız onların seslerini. Kitap boyunca biz Nilgün’ün hikâyesini, diğer anlatıcıların aktarımlarıyla takip ederiz. Nilgün, romanda kendi sesini az da olsa duyurabilmekle birlikte hep başka karakterlerin, çoğunlukla da ağabeyi Faruk’un bölümlerinde karşımıza çıkar.

Klasik roman tekniği kullandığı Cevdet Bey ve Oğulları’ndan sonra Pamuk  Sessiz Ev’de farklı bir anlatım biçimini dener. Bilinç akışı tekniğini kullandığı bu romanda biz Orhan Pamuk’un daha sonraki romanlarında da karşımıza çıkacak olan bazı unsurlarla karşılaşırız. Bunlardan biri bir başkası olma hayalidir. Romanda yoğun bir şekilde işlenen bu konu, Pamuk’un bir sonraki romanı Beyaz Kale’nin de temelini oluşturur. Bir başkası olma hayali, sürekli yalnız kalıp hayaller kurma isteği Orhan Pamuk’un romanlarının önemli izleklerinden biridir.

Küçükken, bir başka evde bir başka Orhan’ın varlığı düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Orhan Pamuk’un hayatında hayal kurmanın büyük bir yeri olduğunu söyleyebiliriz. Pamuk, bu kitapla ilgili olarak “Sessiz Ev’de yer alan gençlerin her biri bendim. Her birinde gençliğin ayrı ayrı ruh hallerini kurcaladım ve eğlendim.”[1] der. Bir başkası olmayı sık sık hayal ettiğini söyleyen Pamuk’un kitabındaki karakterlerinin de tıpkı kendisi gibi sürekli hayal kurduklarını görürüz.

Romanda hiç kimse olduğu durumdan memnun değildir, hepsi başka biri olmanın hayalini kurarlar. Murat Gülsoy’un da dediği gibi “Sessiz Ev’de hep bir başkası olma hayaliyle yaşayan kahramanlar, gerçekçi bir bakış açısıyla herkesin kurduğu türden hayaller kuruyor gibidirler, ama derininde hepsinin hissettiği o büyük sıkıntı –her ne kadar romanlarda bu sıkıntı Doğu’nun bir özelliği gibi sunulsa da- çok daha evrensel ve varoluşsal bir endişedir. Çünkü bir başkası olma hayali kolaylıkla kendi olamamak endişesine dönüşür.”[2] Bunun yanı sıra kitaptaki tüm hayalperest karakterlerin büyük şeyler başaracaklarına dair düşünceleri olduğunu da görürüz. Kitapta hiçbir karakter yaşadığı çevreden ve kendisinden memnun değildir. Bu karakterler, bir kırılma anını yaşayarak bambaşka kişiler olmayı düşlerler. Selahattin Bey, Doğu’nun geri kalmışlığını Doğu’daki bilimsizliğe bağlar ve bu eksiği gidermek için tüm ömrünü ansiklopedi yazmaya verir. Yazdığı ansiklopedisinde Doğu’da söylenmesi gereken bütün temel düşünceler ve sözleri söyleyip Doğu’daki bu büyük boşluğu dolduracağını hayal eder. Selahattin Bey, yazdığı ansiklopedi sayesinde Bankalar Caddesi’nin karışacağını, Sirkeci’nin birbirine gireceğini, ansiklopediyi okuyanların intihar etmeye başlayacağını ve herkes onu anladıktan sonra muzaffer bir edayla İstanbul’a geri döneceğini söyler.[3] Selahattin Bey’in hayali Tanrı’nın öldüğünü ispat ederek müslümanların yeni tanrısı olmaktır.

Selahattin Bey’in eşi Fatma Hanım’a baktığımız zaman ise Selahattin Bey’in tam tersi bir karakter olduğunu görürüz. O da tıpkı Selahattin Bey gibi yaşadığı çevreden ve kendinden memnun değildir fakat Fatma Hanım, eşinin tersine geçmişe sıkı sıkıya bağlıdır. O, kitaptaki diğer karakterlerden farklı olarak ileride büyük ya da şöhretli biri olmak yerine eskiye, gençliğine dönüp tüm hayatını günaha hiç bulaşmadan bir genç kız olarak geçirmek ister. Yeniye, içinde bulunduğu dünyaya karşı nefretini sık sık dile getiren Fatma Hanım, Selahattin Bey’in cehenneminin dünyaya indiğini söyler. Fatma Hanım, her şeyin yapay bir hâle geldiğini düşünür, artık kolonyalar cam şişelerde değil plastik şişelerde satılmaktadır, at arabası yerine plastik bir arabayla gezmeye çıkılır hatta torunlarının kalbinin bile plastik olduğunu düşünür. Fatma Hanım’ın, değişen dünyaya olan nefretini dile getirirken plastik kelimesini sık sık kullandığını görürüz.

Sessiz Ev’de başka biri olma isteğini oldukça yoğun hissettiğimiz bir diğer karakter de Hasan’dır. Henüz liseye giden bir ülkücü olan “Hasan, parasızlık nedeniyle zenginlerden, kadınsızlık nedeniyle kadınlardan, mutsuzluk nedeniyle mutlu insanlardan nefret eder.”[4] O da tıpkı Selahattin Bey gibi büyük işler başaracağı günlerin hayaliyle yaşar. Yaşadığı hayatla yetinemeyeceğini sürekli dile getiren Hasan ya ülkücü bir fabrikatör ya da bir başbuğ olabilmeyi düşler. Aşağılık kompleksi içinde olan Hasan,  on beş yıl sonra yanında müslüman yardımcı bir kızın çalıştığı, emrinde yedi bin işçinin bulunduğu fabrikasına arkadaşları Mustafa ve Serdar’ın utana sıkıla gelişlerini ya da başbuğ olduğu zaman Nilgün’ün onun karşısına getirileceği ve kurtulmak için ona yalvaracağı günlerin hayaliyle yaşar.

Metin de tıpkı Selahattin Bey ve Hasan gibi bambaşka, özellikle de zengin ve şöhretli biri olabilmeyi hayal eder. Metin için bu dünyadaki en önemli şey paradır. Metin’in anne ve babasının ölümlerinden ziyade ona bir miras bırakmamalarına üzüldüğünü bile söyleyebiliriz. Metin, bazen uluslararası zengin bir çapkın, bazen büyük Türk fizik bilgini, bazen de büyük bir medya patronu olmak ister. Bütün bu hayallerinde değişmeyen tek unsur çok ünlü ve çok zengin olma isteğidir.

Recep’in ise başka biri olmaktan ziyade geçmişe dönebilmeyi arzu ettiğini görürüz. O, annesinin ona anlattığı masalları özlemiştir ve o günlere geri dönebilmek ister. Faruk’a baktığımız zaman ise onun da başka biri olmak gibi bir isteğinin olmadığını görürüz. Aksine o iki ruhla yaşayamadığından bahseder ve tek bir ruh, tek bir kişi olabilmek için kendiyle mücadele eder. Faruk’un kitabın diğer kahramanları gibi büyük işler başarma, şöhretli ve bambaşka biri olma hayalleri yoktur. Onun asıl isteği “tek kişi, bir bütün, tastamam sağlıklı bir insan olmak”tır.[5] Kitaptaki bütün karakterler kendilerini anlatıp başka biri olma isteğini bize duyumsatırken romandaki diğer karakterlerin gözünden anlatılan ve iç konuşmalarını takip edemediğimiz Nilgün, Faruk’un da dediği gibi belki de kitaptaki karakterlerin içinde en iyi olanıdır. Naif bir devrimci olarak nitelendirebileceğimiz Nilgün’ün kendi ağzından duymamış olsak bile değişmesini isteyeceği tek şeyin yaşadığı toplumun düzeni olduğunu söyleyebiliriz.

Bu yazıda bir başkası olma izleği üzerinden değerlendirmeye çalıştığım Sessiz Ev içinde birçok başka izlekler de taşımaktadır. Roman, Doğulu olmak, Doğu-Batı karşıtlığı, karakterler arasındaki yoğun sevgisizlik, tahammülsüzlük bağlamlarında da okunabilir.

Romanla ilgili son olarak, Engin Kılıç’ın “Sessiz Evin Sesleri” makalesinden alıntılayarak; “Romanda herkes mutsuzdur; herkesin fakirlik, gerilik, Doğululuk, babasızlık gibi bir aşağılık kompleksi vardır; herkes gece yaşar ve birçoğu umutsuzca yanlış kişiyi sevmektedir. Ama bu, arabesk bir melankoli biçiminde çıkmaz karşımıza, hatta pek çok yerde hayli neşelidir de. Ama roman sona erdiğinde, okurun elinde iyimserlik adına hiçbir şey kalmaz.“ diyebiliriz. [6]


[1] Orhan Pamuk, Öteki Renkler,  İletişim Yayınları, İstanbul, 1999, s.133.
[2] Murat Gülsoy, “Yaratıcı Yazar: O Öteki Kişi”, Orhan Pamuk’un Edebi Dünyası, İletişim Yayınları, İstanbul, 2008, s. 27.
[3] Orhan Pamuk, Sessiz Ev, Can Yayınları, İstanbul, 1983, s. 106.
[4] Engin Kılıç, “Sessiz Ev’in Sesleri”, Orhan Pamuk’un Edebi Dünyası, İletişim Yayınları, İstanbul, 2008, s. 146.
[5] Orhan Pamuk, Sessiz Ev, Can Yayınları, İstanbul, 1983, s. 254.
[6] Engin Kılıç, “Sessiz Ev’in Sesleri”, Orhan Pamuk’un Edebi Dünyası, İletişim Yayınları, İstanbul, 2008, s. 149.

Bunları da Okuyabilirsiniz

  • 01 Eylül 2011 -- İletişim’den Eylül 2011 Kitapları
    SAF ve DÜŞÜNCELİ ROMANCI, Orhan Pamuk, İletişim Yayınları, 153 s., 13 TL Pamuk, yazı yazmanın ve romancılığın otuz beş yıllık meslek sırlarını, Harvard Üniversitesi’nde verdiği Norton derslerinde açıklıyor. Daha önce T. S. Eliot, Borges, Calvino ve Umberto Eco gibi yazarların da verdiği bu de...
  • 04 Şubat 2011 -- İletişim Yayınları’ndan Şubat 2011 Kitapları
    SON KÜRT İSYANI, Mesut Yeğen, İletişim Yayınları, 173 s., 22,00 TL "Kürt meselesi: Niye var?” Mesut Yeğen’in elinizdeki kitaptaki sorgulaması, bu basit ve temel soruyla başlıyor. Yıllarca etrafında dönülüp durulan ve bir türlü içinden çıkılamayan bir meseleyi ilk defa karşılaşıyormuşçasına y...
  • 02 Ocak 2011 -- 2010 Edebiyat Manzarasından Parçalar
    Edebiyat üzerine bir yıllık değerlendirme yazmak oldukça zor, hatta belki de anlamsız. Bu yıl yayımlanan "yeni kitaplar" önümüzdeki yıllarda değerlerini artıracak ya da kaybolup gidecekler. Yine o kitapların yaratıcısı yazarlar da ancak bir süre sonra kendilerini kabul ettirebilecek veya edebiya...

7 Yorum

  1. Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. Anlatmak istediklerini çok düzgün ve adım adım açıklamışsın, herhangi bir kopma olmuyor, çok akıcı bir metin olmuş. Orhan Pamuk sizin için çalışıyor adeta, ürettiği karakterler, anlatımı ve içeriği ile size önemli bir kaynak sunuyor. Ayrıca bu yazılarından hep daha çok istiyorum :A

  2. Bence de çok güzel bir yazı olmuş. Bunca zamandır yazdıklarını bizimle neden paylaşmadığını şimdi hiç anlayamıyorum. Devamını da sabırsızlıkla bekliyorum :)

  3. Teşekkür ederim. Artık yavaş yavaş paylaşmaya başlarım :)

  4. zeynepte akademisyen havası sezinliyorum :)

  5. iğrenç bir roman okumanızı asla tavsiye etmem çok değişik bir anlatımı var nasıl nobel aldı anlamıyorum…

  6. arkadşlar bu kitap kaç sayfa ?

  7. çok başarılı…

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Spam protection by WP Captcha-Free