Sesler

Sesler ; Ursula K. Le Guin^in Şubat 2008 tarihli Metis Yayınları^ndan çıkan son romanı. Batı Sahili Yıllıkları dizisinin Marifetler^den sonraki ikinci kitabı. Metis^in programında Sesler^den sonra Güçler^in yer aldığını görmek meraklı bir bekleyişi başlatıyor .

Sesler , Caspro^nun İlahisi ile başlıyor.

CASPRO^NUN İLAHİSİ
Zemheri gecesinin karanlığında
Şafağı arar gözlerimiz
Keskin soğuğun kollarında
Güneşe hasret yüreğimiz
Böyle kör,böyle tutsakken ruhumuz
Sesleniriz sana;
Gel bize ışık ol, ateş ol, hayat ol
Hürriyet!

Batı Sahili ve Ansul^un Ursula K. Le Guin^in elinden çıkmış ayrıntılı bir haritası var karşımızda. Kendimizi karanlıkta ve soğukta bulduğumuzda güneşin neyin içinde gizli olduğunu bize söyleyebilecek bir hazine haritası gibi. Haritadaki isimleri okuyup , girintilerde, çıkıntılarda elimizi gezdirince az sonra bize açılacak bir dünyanın eşiğinde olduğumuzun müjdesi ile yola çıkma cesaretini buluyoruz.

Harf sözcüğünün kendisine hiç bir şey ifade etmediği Memer^in hayatına dair ilk hatırladığı şey; gizli odaya giden yolu yazmak. Bu bilgi Memer^in kendisi hakkında bize ilk sunduğu. Kehanetler Evi^nin koridor duvarına işaretleri yazmak için kolunu kaldırdığında önünde açılan uzun odanın duvarlarındaki raflar kitaplarla dolu. Kitaplarla dolu bir gizli oda, okumayı bilmeyen bir kız çocuğu.. Kendisine ait bir gizi daha en baştan bize de açması, bizi de bu sırra dahil etmesiyle hemen yakınlık duyduğumuz Memer. Memer^in gözünden büyüyeceğiz bu dünyada.

Memer, Güzel Ansul^un değişen tarihinin bir kanıtı gibi. Bir zamanlar üniversitesi, kütüphanesi, kuleleri, kemerli avluları, kanalları, köprüleri ve mermerden binlerce sokak tanrısı tapınağı nedeniyle Arif ve Güzel Ansul denen şehir , Aldların istilasından sonra açlık ve korkunun hüküm sürdüğü bir yıkık kente dönüşüyor.

Bir zamanlar Ansul^un kalbinin attığı Kehanet Evi^nin adı İblis Evi^ne dönüşüyor. Bir zamanlar dik duran Seferbeyi yaşadığı işkence ve zulmün sonunda kırık bir insana.

Gand İoratth^ın konuğu olarak Gry^le beraber Ansul^a gelen yaratıcı Orrec, sanatının ve ruhunun gıdasını kitaplarda arıyor. Marifetler^de tanıştığımız Gry ve Orrec^in yolculuklarının onları Sesler^e yani Ansul^a getirdiğini görüyoruz.

Ansul ünü sınırları aşan bir kütüphaneye sahipken Aldlar^ın şehri ele geçirmesinden sonra ise kitaplar onları okuyan insanlarla beraber yok ediliyor.

^Şehirde kütüphaneye izin yok . Yazılı söz yasak. Söz denilen tek tanrı Atth^ın nefesidir ve ancak nefesle söylenmelidir. Onu yazıyla bağlamak küfürdür, kötüdür^diyor Gry^e Seferbeyi Sulter Galva. Sulter Galva^nın kütüphanesiz, kitapsız bir kent gerçeğini dile getirirken ise çoktan Memer^e okumayı öğrettiğini biliyoruz.

^Okumayı öğrenebilir miyim^, diye sormuştu Memer.

^Hemen cevap vermedi. Gözlerimin içine baktı, kırk yaşında bir adamın dokuz yaşında bir çocuğa baktığı gibi değil de bir ruhu tartan başka bir ruh gibi.
“eğer istersen sana öğretebilirim” dedi.^

Ansullular ve Aldlar birbirini tanımayan iki halk.. Birbirini tanımayan Ansul^ların Seferbeyi Sulter Galva ve Andlar^ın Gandı İoratth.. Kuşatma yılında doğan bir melez Memer. Sözle yazı arasında bir köprü gibi duran yaratıcı Orrec. Dinleme marifetinin bahşedildiği Gry. Yazılı söze düşman; şiddet ve hoşgörüsüzlüğün altında sürdürülmeye çalışılan günlük hayat. Bir halkın hürriyetini kazanmasının öyküsü. Nefret, sürmek, yok etmek dışında hamiliği, yönlendirilmeyi, uzlaşmayı kabul ederek. ^Kırılanı kırılmış onarır^, dedi Memer. Konuşmadaki kelimeler ile yazmadaki kelimelerin aynı; konuşmak ile yazmanın aynı şeyin farklı yolları olduğunu bilmeyen Memer, sonunda bir okur olarak bulmuştu kendini. Kehanetin okuru.

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir