Sarons Ham

Bir türlü algılanamayan hayatın tüm doğrusuzluğu, yanlışsızlığı ve insandan uzaklığı ile sürüklenip gitmesi.. Daimi ve her şeyin içinde istesek de istemesek de var olan arayışımızın aslında yaratılışa değil de yok oluşa doğru olduğu gerçeğinin netliği..

Saron’un olduğunu bile bilmediği yolculuğu bir köpeğin insanla göz göze geliş anı gibi, aslında her şey çok kısa ve tereddütlü. Davranmayı bilmeyen ve öğrenemeyecek olan bir varlığın, insan arasına girememesi bile zaman alıyor.. Saron hapsolduğu bedeninde en ufak bir uyum çabasına bile girişmeden, kendini ve dünyasını “aklı başındalıktan” uzak tutarak yok etmek ve bu sayede leşinin kılık değiştirmesini sağlamak istiyor..

Ne olduğu belli değil, kim olduğunu da asla bilmeyecek.. Ara sıra tuşlara dokunan ve dünyayı bu sayede döndürdüğünü düşünen alkolik bir piyanist gibi, tersinden vurmaya çalışıyor, gerçekten geriye dönemeyeceğini bile bile yeniden ölmek için doğmanın gerekliliğini biliyor..

Ingvar Ambjörnsen’in Beyaz Zenciler’ini okumadım henüz ancak bu kitaptan sonraki ilk durağım olacak.. Parçaların önemini bildiğimden ve alıntıları sevdiğimden yazıyı da kitaptan bir alıntıyla bitireceğim, bazen bu kısa alıntılar her şeyi anlatma konusunda çok başarılı olabiliyorlar..

“Bu çılgınca dans beni felce uğratmıştı. Yeniden trans’a geçtmiştim sanki. Önümde bir vahiy, bir halüsinasyon, bir delilik vakası dans edyordu. Önümde hayat dans ediyordu! Renkleri gördüm: Toz pembe, filizi! Hız, biçimi yarı yarıya silmişti. Ama bir başka biçim, bir başka güç bu yeri –maddi, dışsal biçimden boşalan görüntüyü- doldurdu. En kanıksamış, sosyal hizmetler uzmanını bile zavallılığı ve sefilliği karşısında hüngür hüngür ağlatacak bir fiziğin arındaki ruhun, muazzam bir dayanıklılık sınavına tanık olmaktaydım o anda. Kalbin, harabe haline gelmiş bir vücudu canlı tutabilmek için nasıl engellenemez bir çırpınışla çarptığını görüyordum. İki biçim, kadim tarihlerden kalma bir aşk dansı yaparcasına kenetlendiler. Bu bir aşktı. Zorunlu bir aşk. Çünkü bu iki biçimden her biri, bir diğerinin rızası olmadan var olamazdı bu dünyada.”

Ingvar Ambjörnsen – Sarons Ham – İnsan Postuna Bürünmüş Köpek – Ayrıntı Yayınları – Çeviren: Banu Girsaler Syvertsen

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir