Samaria

Güney Kore sinemasının dünyaca ünlü siması Ki Duk Kim’in yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği 2004 yılı yapımı “Samaria”, 21. yüzyıl insanının amaçları uğruna her ne kadar ahlaki açıdan sorunlu olsa da ne gibi fedakarlıklar gösterdiğini anlatan bir başyapıt. Kim Ki Duk’un uluslararası alanda büyük ses getiren “Spring, Summer, Fall, Winter… and Spring” filminin ardından çekilen “Samaritan Girl” Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Kim Ki Duk’a en iyi yönetmen ödülünü getirdi. Yazının devamının spoiler içerdiğini şimdiden belirteyim.

Türkiye’de “Fedakar Kız” olarak sinema perdesinde yer alan film Jae-Young ve Yeo-jin adındaki iki genç kızın Avrupa’ya seyahatlarinin parasını çıkartmak adına Jae-Young’un kendini internet üzerinden pazarlatmasıyla başlıyor. Jae-Young, bedenini para uğruna satarak bu seyehat için fedakarlıkta bulunurken; Yeo-Jin ise internetten müşterileri ayarlayıp, yer ve güvenlik gibi sorunları hallederek sevgilisinin sırf bir gezi uğruna başka bedenlerle beraber olmasına göz yumuyor. Her ne kadar Yeo-Jin’in eskiden bu işin içinde bu kadar olmadığını ve yaptıkları işten memnun olmadığını sürekli belirtip Jae-Young ile yatan erkeklerin ne kadar iğrenç olduklarından bahsetsede Yeo-Jin de bir süre sonra vicdani olarak kendini rahatlatma uğruna arkadaşı gibi fahişelik yapmaya başlayacaktır. Jae-Young’un ahlak polislerine yakalanmamak uğruna pencereden atlaması ve hastahanede ölmek üzereyken; yattığı erkeklerden birini ölmeden önce son kez görmek istemesiyle Yeo-Jin’de ilk kez bir amaç uğruna bedenini satmak zorunda kalacaktır. Bu bölümde yer alan erkek karakter, yatakta bir fahişeye şarkılar söyleyerek ona çok değer veriyormuşcasına gözüküp onu kendine aşık etmesi ve ardından ise hatırlamıyormuş gibi hareket ederek, ölecek olan bir insanın son isteğini yerine getirmenin vereceği duygusal haz varken, Yeo-Jin’e seks teklif ederek bedeni hazlarını tatmin ettikten sonra Jae-Young’u görmeyi kabul etmesi, erkeklerin varoluşlarından beri süregelen bencilliklerinin anlatılmasının yanı sıra bir erkeğin seks uğruna saniyeler önce kurduğu tüm cümleleri unutmuş gibi davranabileceğini de büyük bir incelikle gösteriyor. Yeo-Jin, Jae-Young ile yaşadığı bu acı deneyimi ve onun ölümünde oynadığı rolü bilinç altına gömmektense, sevgilisinin parayla ilişkiye girdiği tüm erkeklerle yatıp aldıkları parayı geri ödeyerek vicdanını rahatlatmaya çalışacaktır fakat yine böyle bir ilişkisi sırasında babası Yeo-Jin’in fahişelik yaptığını farkedecek ve kızının yatmaya çalıştığı erkeklerden kendi yöntemleriyle intikam almaya çalışacaktır.

Kim ki Duk’un sihirli değneğiyle dokunduğu film bize bir çok zaman şiddet, fahişelik, intihar hatta cinayeti haklı kıldırtabiliyor.

Samaria, yüzeysel olarak hayattaki her şeyi işi ve kızı olan bir babanın ve sevgilisini kaybetmesinin sorumlusu olarak kendini gören genç bir kızın hikayesi… Tabii Kim Ki Duk’un bir çok filmi gibi Samaria da üstün körü izlendiğinde göze çok sade gelse de anlattıkları ve gösterdikleriyle 21. yüzyıl insanına çok yerinde eleştiriler getiriyor. Avrupa gezisi uğruna bedenini satmakta bir mahsur görmeyen genç bir kızın üstüne üstlük bu işten hiç bir vicdani rahatsızlık duymaması, diğer genç kızın vicdanını rahatlatmak uğruna sevgilisini kaybetmesine neden olan işi yapmakta bir mahsur görmemesi, babanın, kızıyla iletişim kurmak yerine saf şiddete başvurması, kendi kızından küçük bir kızla yatarken daha önce bu işten hiç bir rahatsızlık duymayan adamın ancak tehdit altındayken yaptığının iğrenç bir şey olduğunu algılaması ve yaptıklarının ailesinin karşısında yüzüne vurulmasıyla ancak bazı kararlar alabilmesi… Filmde bahsi edilen bu davranışlar üzerine biraz düşünürseniz Kim Ki-Duk’un günümüz insanını ne kadar iyi gözlemlediğini ve kusursuz bir şekilde sinema diline uyarladığının farkına varacaksınız.

Samaria, izleyiciyi diğer insanları düşündürterek rahatsız etmesinin yanı sıra, gösterdikleriyle hayatımızda bazı başarıları elde etmek uğruna giriştiğimiz ahlak dışı davranışları bilinç üzerine çıkartarak bizleri utandırtıyor.

Oyunculuklardan da kısaca bahsedecek olursak; Yeo-Jin(Ji-min Kwak) ve babası Yeong-Ki(Eol Lee) kusursuz bir oyunculuk ortaya çıkartmışlar. Kim Ki-Duk’un Eol-Lee dışında ünlü olmayan oyuncularla çalışmasına rağmen üst düzey verim alma geleneğinin Samaria’da da devam ettiğini söyleyelim. Özellikle filmin merkezinde sayabileceğimiz 3 oyuncudan iki genç kızın Jae Young(Yeo-reum Han)’un ilk, Yeo-Jin(Ji-min Kwak)’in ikinci filmi olmasına rağmen böylesine ağır bir rolü mükemmel bir şekilde kotarmalarında Kim Ki Duk’un büyük bir rolü olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak Kim Ki-Duk sinemasına ilgi duyanların, yönetmenin getirdiği bu toplum eleştirisini izlemesini şiddetle tavsiye ederim.

Dipnot: Bundan sonra incelemesini yaptığım filmlerde farkettiğim hataları da buraya yazacağım. Şöyle ki, The Godfather Part 2 filminde başta yer alan ölüm sahnesinde Vito Corleone’nin abisinin ölü olmasına rağmen ellerini hareket ettirmesi gibi… Samaria’da gözüme aşırı çarpan bir hata olmamasına rağmen şöyle küçük bir tane gözüme çarptı, Yeo-Jin’in araba kullanmayı öğrendiği sahnede ilk başta mikrofonun tüylü kısmınınyansıması arabanın üstünde gözüküyor. Bahsettiğim ufacık hataya aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz

http://img.photobucket.com/albums/v655/holy_vidar/hattasamaria-1.jpg

Author: Muhsin

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir