Sabahattin Ali

Sabahattin Ali her biri bugün Türk Edebiyatının önemli klasikleri arasında girmiş olan eserlerini 41 yıllık kısa hayatına sığdırmış ve devlet tarafından layık olduğu “ilgiyi” fazlasıyla görmüş talihsiz bir yazarımız.Balıkesir ve İstanbul Öğretmen’ okullarında gördüğü eğitimin ardından MEB’in açtığı sınavı kazanarak Almanya’da iki boyunca burslu öğrencilik yapan Sabahattin Ali’nin çok sonraları yazdığı Kürk Mantolu Madonna kitabı hayatının bu döneminden izler taşır. Yurda dönüşünden sonra çeşitli edebiyat dergilerinde şiirler yayınlayan ve toplumcu (halk dilinde gominist) eğilimler gösteren Ali, Nazım Hikmet gibi dönemin önemli şahsiyetlerinin dikkatini çeker.
Türkiye Kominist Partisi ile “ilişkisi” olduğu gerekçesiyle tutuklanıp üç ay sonra “beraat” eden Sabahattin Ali’nin yaşamında talihsiz bir dönüm noktası olabilecek olay Konya’da yaşanır. Bir “dost meclisi” nde okuduğu şiir yüzünden ihbar edilen ve tutuklanan Ali, 10 aylık cezasını Konya ve Sinop cezaevlerinde çekti . Bu dönemde “Aldırma Gönül” adlı şiirini yazdı…
Cezaevi’nden çıktıktan sonra çok sevdiği öğretmenlik hayatına dönmek isteyen Ali, dönemin Milli eğitim bakanı Hikmet Bayur’un “eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesi” şartı üzerine son iki dizesi “kısacası gönlümü verdim ulu gaziye, göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.” olan “Benim Aşkım” adlı şiiri yazar.
1934- 44 yılları arasına, askerlik, evlilik, babalık, memurluk gibi meşgalelerinin yanı sıra iki şiir kitabı, altı öykü kitabı, yedi çeviri ve üç roman sığdıran Sabahattin Ali 1940 yılında yazdığı “İçimizdeki Şeytan” kitabı üzerine Nihal ATSIZ ve tayfasıyla başı belaya girer.
Nihal Atsız’ın kaleme aldığı bu yazı üzerine http://www.nihalatsiz.org/icimizdeki_seytanlar.htm kendisine açtığı davayı kazanmasına rağmen Sabahattin Ali bu sürecin sonunda bakanlıktaki görevinden alınır.
1945 yılından itibaren Aziz NESİN, ve Rıfat ILGAZ ile birlikte Türk basın tarihinin o zamana kadar ki en yüksek tirajlı gazetelerinden biri olan haftalık mizah dergisi Marko Paşa’ yı derginin sahibi ve başyazarı sıfatıyla çıkarır. “Toplatılmadığı zamanlar çıkar” veya “Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar.” gibi ibarelerle dönemin iktidarına karşı en etkili muhalefeti yapan dergi temelli kapatılmasının ardından, Merhumpaşa, Malumpaşa, Yedi-Sekiz Hasan Paşa, Hür Marko Paşa, Bizim Paşa, Ali Baba adlarıyla çıkmaya devam eder. Makro Paşa meselesini Aziz Nesin’in kaleminden okumak isteyenler için de şöyle bir link verelim : http://www.nesinvakfi.org/aziz%20nesin%20-%20marko_pasa_meselesi.html
Bu dergilerde çıkan yazıları yüzünden aralıklı olarak 6 ay daha hapis yatan Sabahattin Ali 1948 yılında artık yurtdışında yaşamaya karar verir ancak resmi makamlarca kendisine bu izin verilmez. 12 Ocak 1949 günü gazetelerde Sabahattin Ali’nin yurtdışına kaçmaya çalışırken öldürüldüğü haberi düşer. Bu karanlık cinayet ile ilgili son 50 yıllık “gelişmeleri” merak edenler tarihçi Ayşe Hür tarafından kaleme alınan şu yazıyı okuyabilirler: http://www.taraf.com.tr/makale/363.htm

Volkan Akoluk

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir