Reprise

Aslında daha önce bu konuda oscillatewildly arkadaşımız tarafından bir giriş yapılmış, yorum yazacaktım ama dallanıp budaklanınca yeni bir yazıya karar verdim. Sözü geçen yazı burada

Philip ve Erik isimli iki yakın arkadaş var. Yazdıkları bir takım şeyleri yayımlatmak istiyorlar ve yayın evine gönderiyorlar. Philip’in yazdıkları kabul edilirken Erik’inkiler reddediliyor. Philip’in yeni sevgilisi Kari’yle arasında geçen şeyler yüzünden psikozu tetikleniyor ve kendisini hastanede buluyor, ki bu psikozun neyle alakalı olduğunu bilmediğimiz gibi tetikleyen şeyin ne olduğunu da bilemiyoruz seyirci olarak. Sadece sebebinin Kari olduğunu biliyoruz. Philip altı ay sonra hastaneden çıktığında aklındaki son şey yazmaktır. Erik ise yazmaya devam etmektedir. Philip’e arada bir ilham gelir gibi olsa da ortaya eskisi gibi bir şey çıkmaz. Zaten ikilimizin ilham bekledikleri noktalar da farklı. Ve bunun anlatılış şekli de çok güzel. Erik yatağın karanlık kısmında yatarken onu motive eden ve yeni romanı için teşvik eden Stan Eigh Dahl, pencereden sızan ışık sayesinde parıldıyor. Philip ise arkasından güneş doğan binada Kari’yi arıyor. Kari’nin ise ona pek bir faydasının olduğu söylenemez.

Aslında sözü edilen bazı şeylerden dolayı kadınlara karşı pek de hoş bir bakış açısı olmadığını fark ettim filmin. Fakat sonunda onları daha da güçlü gösterdiğini anladım. Erik yaratıcılığını frenleyebileceği gibi saçma bir düşünceyle sevgilisinden ayrılmayı planlıyor ama istediği zaman sevişebileceği birisi olduğu için bunu yapamıyor. Attığı ufak tefek yalanlar sonunda fark edildiğinde ise hemen terk ediliyor. Diğer yandan Kari, üniversiteye geri dönerek, Philip’e daha fazla faydası olabileceği düşüncesiyle psikoloji okumaya karar veriyor.

Philip ile Kari’nin uzun bir aradan sonraki ilk buluşmaları ise seyrettiğim en orijinal sahnelerden birisi. Aradan geçen zaman sonunda birbirlerine olan yabancılaşmalarını yansıtmak için senkronun bozulduğu bir kurgu anlayışı tercih etmiş yönetmen. Bana kalırsa bu şahane bir fikir. Zaten filmin o bölümü de harika bir kısa film.

Bazı konularda insanı gaza getiren, onu aydınlatan şeyler olur ya, Reprise’ın da böyle bir etkisi oldu benim üzerimde. Bazı durumlarda bazı şeyleri nasıl anlatabileceğime dair fikirler edinmemi sağladı. Ha, yıllardır film izliyoruz, yok mu bu tür fikirler edinmemizi sağlayan başka filmler? Var elbette. Fakat Reprise çeşitli yönleri sayesinde sinemasal zekasını daha yaratıcı ve tetikleyici bulduğum için kendime özellikle rehber edinmek isteyeceğim bir film. İki genç yazarın öyküsünü anlatırken edebiyatta bilinç akışına denk gelen bir anlatım türü seçmesi de bu nedenlerden birisi. Zaten filmi de bu anlatım tekniği ve bunları bir anlatıcının ağzından duyduğumuz için yazılmaya çalışılan bir roman olarak algıladım.

Author: Akin Cetin

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir