Radio Moscow

radiomoscow

Radio Moscow’un Salon İKSV’de konser vereceğini duyduğumda aklıma gelen ilk şey “grup elemanlarından acaba hangisi demolarını Black Keys’ten Dan Auerbach’e vermişti?” sorusu oldu. Neydi neydi diye düşünürken albümleri tekrar dinleyip gaza da gelmeden olmazdı ayrıca.

Bir süredir altmışların ortası gibi tınılayan soundlar ve gruplar çok revaçta diyebiliriz. Tame Impala, Black Keys, Alabama Shakes gibi gruplar adeta gözümüzün önünde büyüdü ya da patladı. Radio Moscow da onların arasında yeşeren fakat pek de bileni olmayan bir grup. Dört albümleri ve hem Jimmy Hendrix gibi söyleyen, Jeff Beck gibi çalan gitaristleri, hem de Bonzo gibi davullar kaydeden bir davulcuları var. Yani tüm bu vasıflar tek başına Parker Griggs’in vasıfları.

2007 yılına geri dönersek, debut albümlerinin prodüktörü ve ikinci gitaristleri Dan Auerbach’in bir röportajda Radio Moscow ile ilgili “bu gruba inancım sayesinde prodüktörlük konusunda adımlar atmak istiyorum” dediğini görüyoruz. Auerbach’in Black Keys’i yepyeni(!) bir devrim haline getirirken bu çocuklarla da garaj soundu çerçevesinde rahat gitarlar eşliğinde takılması ortaya tekrar Garaj ve Blues’a inancı geriye döndüren etmenlerden diyebilirim. (Ki bu Amerika’daki yeni blues hareketi epey tartışılır bi durum) Üzerine albümde bulunan Luckydutch, Whatever Happened gibi hit kimlikli şarkılar ve Timebomb ve Deep Blue Sea gibi iki tane mukavemetli blues şarkısı eşliğinde anlaşıldı ki elimizde büyüyecek bir grup var(mış.)

Ardından gelen Brain Cycles ve The Great Escape of Leslie Magnafuzz kayıtları ise bambaşka aslında. Bu albümleri bir plakçı dükkanında Led Zeppelin ve Allman Brothers plaklarının arasına koysam yalnızca sound itibariyle değil albüm kapaklarıyla da katiyen sırıtmazdı. Saykodeliyi kendine daha çok düstur edinmiş ve Dan Auerbach’in slide ve mellow gitarlarından sıyrılarak daha stoner Amerikan grupların arasına kaynayan bir Radio Moscow olmuşlardı. Bu iki albümünden özellikle City Lights, Misleading Queen ve Speed Freak’e dikkat etmek gerekiyor. Hatta Misleading Queen’i çalmazlarsa sahneye bağırmak da farzdır. İnsan bu üç şarkıyı dinlerken gerçekten epey gürültü duyar, gaza gelir ve kendi gürültüsünü yapabilir. Ve elbette 8 dakkalık No Good Woman da bitmeyen dağınıklığıyla kendini fark ettirenlerden. Mesela bunu da bir bis ile çalsalar epey eğleniriz.

Son olarak gelen geçen seneki 3×3 quarters daha sessiz ilk albüme ve Stoogesvari fakat kısık sesli bir dönüşe sahne oldu. Zaten kayıtlar da 2003 yılında Griggs’in başka başka elemanlarla beraber yaptıkları kayıtlardı. Fakat sanırım grubun Dan Auerbach’li ilk albümünden sonraki hattından ayrılmadan önceki bu sound bana daha çekici geliyor. Daha blues kokan, Iowa’nın leş garajlarının benzin kokusu gibi. Bu demolar arasında No, No Mister!! Ve On Your Own oldukça eğlenceli garajda bira içerken yapılmış havasında şarkılar diyebilirim.

Kısacası, Radio Moscow’un kesin çalacağı şarkılar zaten belli sanırım. Rancho Tehama Airport zaten turnenin başlangıç haberi olan şarkıydı. Kesin olur herhalde. Onla beraber Luckydutch, City Lights, 250 Miles, Broke Down, Frustrating Sound, Mistreating Queen ve Whatever Happened var. Ek olarak setlerine Speed Freak, Timebomb, No, No, Mister!! konursa bu konser bizi bir gün Gary Clark Jr ya da Jack White izleyene kadar idare eder.

Author: Onur Yener

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir