Pazar – Bir Ticaret Masalı

Kendi deyimiyle beşikten beri birilerine bir şeyler satan Mihram’ın yırtmaya çalışırken yaşadıklarının hikayesi bu. Bir yandan işlerinin yoluna girmesi için namaz kılıp dua ederken bir yandan da durmadan içen Mihram’ın bir çocuğu ve hamile bir karısı vardır. Seyyar tüccarlık yapar, cep telefonu dükkanı açmak gibi bir hayali vardır. Bu yüzden ayağına gelen bir fırsatı değerlendirir. İlaç almak için Azerbaycan’a gider. Tabi ki işler yolunda gitmez.

Filmin aslında çok iyi olabilecek bir hikayesi var. Sinemamızda –nedense- kimselerin bakmadığı bir yere bakıyor yönetmen, ama son zamanlarda izlediğim çoğu filmde olduğu gibi bu filmde de iyi bir hikaye ıskalanıyor sanki. Senaryoda bazı boşluklar var, bu yüzden Mihram’ın yaşadıklarını çok da iyi hissedemiyoruz, anlayamıyoruz. Oysa Mihram’ın bir şekilde parçası olduğu, ama tam da anlayamadığı o büyük döngünün içinde biraz daha ezildiğini görebilmeli, hissedebilmeliydik sanki. Filmi izleyen bir arkadaşım “baş karakterini kayırmış, çok da üzmek istememiş sanki yönetmen” dedi. Katılmamak elde değil.

Tayanç Ayaydın iyi oynamış, ama bazen aksanını unutmuş. Genco Erkal da Amca Fazıl rolünde bayağı eğlenmiş. Tiyatro oyuncularını sinemada izlemeyi sevmiyorum pek. Ama Genco Erkal’ın varlığı film için gerekliymiş diye düşündüm açıkçası. Başka bir oyuncunun kolayca karikatürize edebileceği bir rolü olabildiğince gerçekçi canlandırmış. Başrollerde durum böyleyken yan rollerin hepsinde de çok kötü. Oyuncu seçiminde neden biraz daha titiz olunmamış anlamadım.

Film için tam ne düşündüğümü bilemedim, galiba bu böyle bir film, kime sorsam belirsiz bir karşılık verdi. Sanırım herkesin o belirsiz cevabının şöyle bir nedeni var: Bir İngiliz’in Doğu Anadolu’ya gidip oryantalizm tuzağına düşmeden sade bir dille hikayesini anlatmayı başarması; galiba bu kimselerin karşı çıkamadığı bir başarı.

Son olarak Altın Portakal almış ve yurtdışından başka ödüllerle de dönmüş bir film neden bu kadar sessiz sedasız gösterimden geçiyor anlamadım. Şimdiden çok az sinema salonunda kalmış, izlemek için hızlı davranmalı.

Bunları da Okuyabilirsiniz

  • 28 Aralık 2010 -- 2010 Tiyatro Oyunları
    2010 yılı,  kültür ve sanat dolu bir yıl olarak geçti. Özellikle İstanbul' da ikamet edenler için son derece verimli bir yıl oldu. Ben de bu şanslı kesimin içinde olanlardanım. İstanbul' un 2010 kültür başkenti olması ile birlikte sanat severlerin yüzü güldü. Daha önce seyretme şansı yakalayamadığım...
  • 02 Nisan 2010 -- İnsanlarım – 1 Perdelik Dram
    İnsanlarım - 1 Perdelik Dram Dostlar Tiyatrosu Yazan: Nazım Hikmet Yöneten: Genco Erkal Oynayan : Genco Erkal Genco Erkal' ın uyarladığı, yönettiği ve oynadığı bir Nazım Hikmet oyunu. Nazım Hikmet' i veya Genco Erkal' ı anlatmama tanımlamama sanırım gerek yok. Dünyaca ünlü şair ve oyun yaz...
  • 22 Ocak 2010 -- Deception
    Amerika'nın önde gelen denetim firmalarından birinde çalışan Jonathan McQuarry (Ewan McGregor) ona huzur veren düzenli ve simetrik hayatından, olağan bir denetim için gittiği şirketin avukatlarından olan Wyatt Bose (Hugh Jackman)'la tanıştığı gün sapmaya başlar. Oldukça iyi bir görünüme, sosyal ...

2 Yorum

  1. Film öylesine sadeydi ki ne iyi ne kötü diyebildim. Hikâyesini biraz daha agresif anlatabilirdi bence, konu güzel ve denenmemiş bir şey, ancak heyecanımı cevaplayabilecek bir yapım olmamış. Tayanç Ayaydın hakkında söylediklerine katılıyorum, özellikle filmin başındaki sofra sahnesinde aksan epey bir gitti, ama iyi oynamış. Bir de Mihram’da sanki sürekli bir sıkıntı hali var, o da yırtamamaktan kaynaklanıyor aslında, mesela bunun üzerine biraz daha gitmek iyi olurdu. Mihram’ın dans ettiği sahne ile Fazıl Amca’nın içki macerası sahnelerini epey sevdim. Güzel bir yazı olmuş, filme yakışan sadelikte, teşekkürler.

  2. Filmde başlarda sıkıldım, sonra sıkıntım azaldı, tam güzelleşiyor derken film bitti. Evet belirsiz, yarım bir film. Rojin’in filmdeki rolü, olayı nedir; hiçbir şey anlamadım. Genco Erkal’ı beklemekten en az 15 dk perdeye ö-öyle baktım. Tayanç Ayaydın’ı da dediklerinize paralel, ‘heyecanlı’ buldum. Zaten Mihram rolü ilk olarak ona verilmemiş ama Ben Hopkins daha sonra istemiş kendisinin oynamasını. Ben, Mihram’ın dansını çok sevdim valla. : ) O güzelim dansı şantajıyla kirleten bıyıklı karakteri de allah ıslah etsin. : )

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Spam protection by WP Captcha-Free