Palermo Shooting

Filmi izleyişimin üzerinden bayağı zaman geçti. Bir Wim Wenders filmi hakkında kötü şeyler yazmak istemediğim için bekledim, ayrıca belki zamanla fikrim biraz değişir umuduyla da. Ama şimdi filmi düşündüğümde yine aynı şeyleri hissediyorum. Sanırım Wenders’in en kötü filmi bu, daha kötüsünü yapabileceğini de sanmıyorum. Neresinden tutsam elimde kalıyor film. Son zamanlarda izlediğim en ruhsuz oyunculuktan mı başlamalı, yoksa yönetmene hiç yakışmayacak vasatlıktaki diyaloglardan mı? Sanırım izleyicinin filmi tamamlayabilmesini sağlamak için sevdiği tüm şarkıları filme koymuş yönetmen. Filmin en katlanılır anları da Finn’in kulaklığını takıp sokaklarda müzik dinleyerek dolaştığı sahneler oluyor. Hem güzel şarkılar yüzünden hem de Campino’nun oyunculuğuna maruz kalmadığımız için.

Filmin hikayesi kısaca şöyle; Finn hayatının anlamını kaybetmiş bir fotoğrafçıdır. Artık fotoğraf da gerçekliğini yitirdiği, bilgisayarda her şeyi değiştirilebildiği, için tutunacak bir şeyi kalmamıştır. Bir gece yanlışlıkla “ölüm”ün fotoğrafını çeker. Bundan sonra ölümden kaçmaya ve onu kovalamaya, korkularıyla yüzleşmeye, kendini sorgulamaya başlayacaktır. Sonunda ölüm ile karşılaşıp konuşana kadar.

Gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Ölüm, hayat, aşk üzerine daha önceki filmlerinde çok güzel sözler etmeyi başarmış bir yönetmen, nasıl olur da şimdi bu kadar vasat şeyler söyleyebilir. Ölüm ile Finn’i karşılaştırdığı final sahnesinde özellikle yaptığını düşünmek istediğim kadar komik diyaloglara imza atabilir.

Filmin sonundaki Bergman ve Antonioni ithafını görünce bütün bu zorlamalar biraz anlaşılır oluyor sanki. İki usta yönetmenin filmlerine (Bergman-Yedinci Mühür, Antonioni- Cinayeti Gördüm) yaptığı göndermeler yüzünden kendi filmini çıkmaza soktuğunu düşünüyoruz Wenders’in, ya da böyle düşünmek istiyoruz.

Not: Yaz aylarının hareketsizliği yüzünden sanırım hala gösterimde bu film, bir bakıp şaşırmak isteyenler için.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

1 Comment

  1. Ben de aynı hayal kırıklığına uğramıştım. Hem de Wenders olduğu için festivalde izlemiştim, ki büyük bir hataydı. Aynı şekilde ben de Ölüm ile olan diyaloğa çok takılmıştım, karşımda “Ama beni neden sevmiyorlar” diye ağlayan bir ölüm hem de usta bir oyuncu saydığım biri… Olmamış ve olmadığı için de ayrıca üzüldüm…

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir