On The Road

[Neal ve Allen] önlerine çıkan her şeye hasta olarak sokaktan aşağıya fırtına gibi indiler, sonradan şimdi çok daha kederli ve idraklı hale gelen o zamanki kendilerine has tarzlarıyla.. ama o vakit sokaktan aşağı ruh hastaları gibi dansederek indiler ve ben ayaklarımı sürüyerek peşlerine takıldım hayatım boyunca ilgimi çeken insanların peşlerine her zaman takıldığım gibi, çünkü benim ilgimi çeken insanlar deli olanlardır. yaşamak için deli olan, konuşmak için deli olan, her şeye aynı anda ihtiras duyan, hiçbir zaman esnemeyen ya da sıradan bir şey söylemeyen? ama gece boyunca meytaplar gibi yanan, yanan, yanan.

Kitabı okuduktan sonra kafamda çok bir yere oturtamamıştım ama kitabın orijinal rulosunun  yayınlanmış halinin üzerine eklenen ”kitap üzerine” kısımlarını okurken kaçırdığım çok fazla yeri yakalama imkânı buldum. Çok fazla üzerine gidilen, zamanın gözlükleriyle değerlendirilen, kapana kıstırılmak istenen bir kitap olmuş Yolda. Zamanında cesaret edilip basılamasa ve edildikten sonra bile defalarca kırpılıp sığlaştırılmış hali basılsa da, her gerçek eser gibi ancak yaratıcısı öldükten sonra beklediği coşkuyu görebilmiş. Bu durumda kitap amacına ulaşmış ama gerekeni yapamamış oluyor. Yani yerini ve zamanını kaçırmış ün çok da bir şeye yaramıyor. Kendisinden sonra gelenlere cesaret, özgür ruh merakı ve gözü karalılık tohumları serpiştirse de, onca yıl uğrunda uğraşılan ve üzerine yığılan beklentileri gerçek sahibi adına gerçekleştirememiş olan kitap, kime, neye, ne kadar yetebilir bilemiyorum. Meyvesini gerçek hakedeni toplayamamış bir eserden faydalanmak aslında biraz hırsızlık olarak değerlendirilebilir bu bağlamda.

Beat Kuşağı olarak adlandırmışlar hayatın halihazırda getirdiklerini dahası dayattıklarını hayatın renkleri yanında yetersiz ve fazla öldürücü bulan nesli. Kendi hayatlarını bir şekilde gün ederken birçoklarınınkini de gittikleri yolda yanından geçtikleri bataklıklara sürüklemişler. En nihayetinde bu çılgınlıkları yaşamakla, hayatta yanıbaşınıza oturtmaya çalıştığınız insanın çılgınlıklarına ve kafa saatlerinin sorumsuz çalışmalarına maruz kalmak çok farklı şeyler. Bunlarla herkes başa çıkamaz. Çıkmayı göze alabilmek için de ancak onlar kadar geleneklere sığmayan ve ruhun içinde tıkılı olduğunu hissettiren bedenlerde olunması gerekir. Kitapta bu deliliklere ve zamansızlıklara maruz kalan sözüm ona yan ve kadın karakterler tam da bu yüzden üzerinde durulması gerekenlerdir. Sonsuz sevgi ve anlayış beraberinde onlarda da delilik eylemlerinde bulunmaya kadar gitmiş. Sözüm ona kapı dışarı etmeler, hep yollanan bir mektup veya ülkede bir baştan diğer başa giderken kapıdan uğramalarla yeniden bir araya gelmeler şeklinde son bulmuş ama yine de bu dengesizlikler sonsuza kadar gidiyor. Neyin başlangıç neyin son olduğunu anlamak pek mümkün değil zaten kitabı okurken. Çünkü yazar öyle bir düş denizinde yüzüyor ki yaşadıklarını anlatırken, adama nerede can simidi atmanız gerektiğini kestiremiyorsunuz. Sonunda zaten onu kendi deliliğinde boğulmak için bırakmaya ikna olduğunuzda kitabın içine girebilmiş ve zevk almaya başlamış oluyorsunuz. Daha doğrusu bende böyle oldu. Ve kitaba başlarken yola çıkış noktamdan çok sonralarında bulmuştum kendimi bitirdiğimde. Aksi mümkün değildi zaten.

Author: Selin Ozdemir

Share This Post On

2 Comments

  1. daha önce kitapla ilgili bir yazı eklendiğini yazıyı yayınladıktan sonra gördüm. aynı alıntı yapılmış.

  2. Central Do Brasil ve Diarios de motocicleta’dan tanıdığımız Brezilyalı Walter Salles’ın kitabı filme uyarlayacağını bildirmek isterim :)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir