Ólafur Arnalds: Neden Yaşıyoruz Sorusuna Cevap!

Müzik dinleme serüvenimi Sigur Rós öncesi ve sonrası diye ikiye ayıran birisiyim. Sigur Rós yeniden müziğe inanmamı sağladı ve bu inancı pekiştirmem için Ólafur’u doğurdu. Ólafur Arnalds ise aslında modern dünyanın ihtiyaç duyduğu bir kahraman, adeta müziğin seçilmiş çocuğu! İşte bu “seçilmiş olan” geçtiğimiz hafta iki gece üst üste İstanbul’daydı ve Cuma gecesi kendisiyle daha yakından tanışmaya şansı buldum.


Aslında geçtiğimiz yıl sonbaharda yapraklar dökülürken Aya İrini’de dinleyecektik onu ama maalesef iptal oldu da aramıza bir koca yıl daha girdi. Kendisi de bu durumu üç metrelik piyanosu ve beş arkadaşının bulunduğu sahneden anlattı. İstanbul’da çalmayı başından beri istediğini de söyledi, sanırım biz de ilk günden beri İstanbul’a gelmesini bekliyorduk.


Tam beklediğim gibi son derece kibar ve naif bir insan Ólafur. Defalarca teşekkür etti, sessizce bir şeyler anlattı, alkış için sessizliği bozmakta çekinmememizi söyledi ve küçük de olsa bir ders verdi: Her hüzünlü şarkı bir kalp kırıklığının ardından yazılmıyor! Daha önce Midlake’de olduğu gibi yine bir turnenin son konserini dinledik. Yüzlerce konserle aylar boyu süren …and They Have Escaped the Weight of Darkness turnesi bu geceyle sona erdi, sabah Ólafur Twitter’dan evine gittiğini belirtince içimiz rahat etti!

2000’li yılların sesi için neredeyse “tetris müziği” uygun görülecekti ki bu genç adam yetişti, çok sevdiğimiz İzlanda’dan “başka bir dünya mümkün” diye bağırdı adeta Eulogy for Evolution ile. Cuma akşamı da o dünyanın nasıl olduğunu, uçan kuşlarını, doğan ağaçlarını, geceyi yıkayan fenerlerini gösterdi, bizi de oraya davet etti. Konser sonrası insanların yüzünden sadece sevinç değil umut da okunuyordu. Yaşadığımız memur kentlere, memur hayatlara gülümseyen bir isyanımız varken, diğer taraftan da bu hayattan kopabilmenin, bir buçuk saat bile olsa kuş olup uçabilmenin güzelliğini yaşadık.. Hepimiz minik serçeler gibiydik, kalbimiz İzlanda’da kaldı..

Ayrıca uzun yıllar sonra ilk kez imza verdiği zaman gözününüzün içine bakıp gülümseyen bir adam tanıdım. Başka türlüsü de beklenemezdi! Şimdi evinde güzelce, huzur içinde uyu Ólafur, yine karşılaşacağız.



Notlar: İki konser üst üste “sessizlik için teşekkür ederim” sözünü sahneden duymak paha biçilemez. Konsere bilet bulamayıp giremeyenler adına üzgünüm. Bir de Salon İKSV’nin işini gayet iyi yapan Ali Güler adında bir fotoğrafçısı var. Kendisinin konserde çektiği fotoğraflar ertesi gün Facebook sayfasında yer alıyor. Bu durumda durmaksızın fotoğraf çeken kişileri anlamadığımı da belirteyim. (Bir-iki hatıra fotoğrafı dışında, ama adeta oynayan defter oluşturacakmış gibi fotoğraf çeken ve sürekli makinesinin sesini dinlediğim kıza bu not)

Author: Burak Kartal

Share This Post On

4 Comments

  1. Unutulmaz bir deneyim olmuş, orada olabilenler adına çok mutluyum.

  2. Tam hayal ettiğimiz gibi bir konserdi. Ólafur başında bulutlarla, bir ağaç altında çaldı, kuşlar uçup gitti yanından. Harika konseri hatırlatan bu güzel yazın için teşekkürler ve Salon İKSV, böyle bir masal gecesi için ne desek az. Umarım böyle gecelerimiz çoğalır.

  3. Harika bir konserdi…

  4. izlanda aşağı izlanda yukarı bitsin artık birşeyin bokunu çıkarmakta üstümüze yok zaten.müziğe bakışınızı sınırlandırmayın daha fazla

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir