Nuova Cinema Paradiso

Nuova Cinema Paradiso* (Cennet Sineması), ünlü bir yönetmenin çocukluğunu, ergenliğini ve sinema tutkusunu güçlü bir biçimde anlatan İtalyan yapımı önemli bir film. Tekdüze yapımlarla ve depresif bir anlayışla kısır döngüye giren Avrupa ve İtalyan sineması için bir dönüm noktası olan film, hayat-sinema ilişkisine göndermeler yaparak filmleri ve filmlerin insanlar üzerindeki etkilerini anlatan unutulmaz bir başyapıt.

Filmin öyküsünden söz edelim biraz. Doğduğu kasabaya otuz yıldır gitmeyen ve bu süre zarfında annesiyle görüşmeyen ünlü bir yönetmen, bir gün annesinden en yakın dostu Alfredo’nun öldüğünü haber veren bir telefon alır. Bu haberle çocukluk ve ergenlik günlerinin düşlerine dalar Toto (Salvatore, ünlü yönetmen). Alfredo kasabadaki eski sinemanın projektörüdür. Bu, sinemanın en büyük eğlence olduğu şenlikli bir İtalyan kasabasıdır. Toto da sinema düşkünü küçük bir çocuktur. Sık sık makinist Alfredo’yu ziyaret eder. Sinema salonunun, makinist odasının, film şeritlerinin ve filmlerin büyüsüne kendisini kaptırmış bir çocuktur Toto. Babasının savaşta öldüğünü sonradan öğrenen annesi ve kız kardeşiyle yaşayan Toto, aynı zamanda kilisede papaz yardımcısıdır. Ama onun en büyük merakı filmlerdir. Alfredo, artık en yakın dostu olmuştur. Annesinin tüm engellemelerine karşı sinema salonundan, makinist dairesinden ve filmlerin büyüsünden kendisini alamaz. Annesi, Toto’nun okumasını istemektedir, fakat Toto karşı konmaz merakı yüzünden film tutkunu bir makinist olma yolundadır. Alfredo da vazgeçiremez Toto’yu.

Bir gün bir aksilik olur ve makinist dairesinde yangın çıkar. Alfredo yangında gözlerini ve tuhaf bir tutkuyla bağlı olduğu sinemayı kaybeder. Kasabada film şeritlerine ek yapmayı, montajı, makine parçalarını, dişlileri, kısacası makineyi kullanmayı bilen tek kişi Toto’dur. Bu arada, kendisine piyango vurmuş zengin bir kasabalı yeni bir sinema inşa eder: Cinema Paradiso. Görkemli bir açılış yapılır. Toto, bu “yeni sinema”nın, Cennet Sineması’nın yeni makinistidir artık.

Toto büyür, kasaba değişir, insanlar değişir, filmler değişir. Sonra Elena’yı görür ve aşık olur. Hüzünlü bir aşk hikayesi başlar. Aşk acısı yüzünden kasabayı terk eden Toto, yıllar sonra kasabaya geri döner. Ve Cinema Paradiso’yu, Elena’yı ve diğer dostlarını tekrar görme fırsatı bulur.

Nuova Cinema Paradiso, filmlerle büyüyen insanların, filmlerle gülen ve onlarla üzülen kasabalıların neşeli, hüzünlü, hayat dolu, aşk dolu öyküsüdür. İki dünya savaşı ve sonrasında insanları, filmleri ve sinema salonlarını etkili bir biçimde anlatan öykü savaşlardan ve devrimlerden yorgun düşmüş İtalyan halkını olanca gerçekliğiyle anlatmaktadır. Toplumsal ve sosyal değişimlerin yanısıra insanlar, filmler ve duygular da değişmektedir.

* Film, 1990’da en iyi yabancı oscarının yanında çeşitli festivallerde 18 ödül aldı. Filmin aldığı ödüller için >>>

Yönetmen: Giuseppe Tornatore
Senaryo: Vanna Paoli, Giuseppe Tornatore
Yapımcı: Mino Barbera, Franco Cristaldi, Giovanna Romagnoli
Müzik: Andrea Morricone, Ennio Morricone
Görüntü Yönetmeni: Blasco Giurato
Yapım yılı: 1988, 155 dk.
Oyuncular: Salvatore Cascio (çocuk Salvatore), Marco Leonardi (ergen Salvatore), Jacques Perin (yetişkin Salvatore), Philippe Noiret (Alfredo), Agnese Nano (ergen Elena), Leopoldo Trieste (peder Adelfio), Antonella Attili (genç Maria), Pupella Maggio (yaşlı Maria), Enzo Cannavale (Spaccafico), Isa Danieli (Anna), Leo Gullotta (Usher)

Share This Post On

2 Comments

  1. Filmden aşka, hayata ve sinemaya dair çok sevdiğim iki replik:

    Alfredo: Krallığın birinde bir kral güzel prensesi için bir ziyafet verir. Kapıda bekleyen bir asker kralın kızını görür. Prenses çok güzeldir ve asker o anda aşık olur ona. Fakat basit bir kapı görevlisinin kralın kızıyla ne işi olabilirdi? En sonunda ona ulaşır ve artık onsuz hayatının bir anlamı olmadığını söyler. Prenses askerin aşkından o kadar etkilenir ki: “Eğer balkonumun altında 100 gün 100 gece bekleyebilirsen senin olabilirim” der. Bunun üzerine asker gider, bir gün bekler, ikinci gün, üçüncü… yirminci gün. Her gece prenses dışarı bakar ama o kımıldamaz bile. Yağmurda, rüzgarda, karda. O hep oradadır. Kuşlar kafasına pisler, arılar sokar ama o kımıldamaz. 90. günün sonunda zayıf ve solgun bir haldedir… Gözlerinden akan yaşları tutamaz. Uykusuzluğa dayanacak hali kalmamıştır. Ve tüm o günler boyunca prenses onu seyreder. Nihayet, 99. günün akşamında asker ayağa kalkar, sandalyesini alır ve gider.

    Toto: Ne? Tam sonuna gelmişken mi?

    Alfredo: Evet. Tam sonunda. Ve ne anlama geldiğini sorma. Bilmiyorum. Anladıysan sen bana söyle.

    (Aradan biraz zaman geçer, Toto aşktan muzdarip olur. Hüzünlüdür. Elena ile yolları ayrılmıştır. Bir gün deniz kıyısında Alfredo ile dertleşirler.)

    Toto: Bana anlattığın hikayeyi hatırlıyor musun? Askerin yaptığı şeyi neden yaptığını biliyorum. Çünkü biliyordu ki, eğer 100. günde, prenses sözünden dönerse, askerin kalbi kırılacaktı ve kederinden ölecekti. Böylece 99. gecede ayrılmayı tercih etti, böylece prenses onu sonsuza kadar hatırlayacaktı.

    Alfredo: Askerin yaptığını yap, Toto. Terk et burayı… Burası lanetlendi. Devamlı burada yaşayınca, dünyanın merkezi olduğunu zannediyorsun. Hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanıyorsun. Sonra gidiyorsun. 1 yıl, 2 yıl… Geri döndüğün zaman, her şey değişmiş oluyor. Çark kırılmış, bulmaya geldiğin gitmiş, senin olan kayıp. Bir süreliğine gitmelisin. Kendi insanlarına, doğduğun yere dönmeden önce hayatını yoluna koymalısın.

    Toto: Ama şimdi, yok, artık mümkün değil.

    Alfredo: Doğrusu, şu anda benden daha körsün.

    Toto: Kim söylemiş bunu? Gary Cooper? James Steward, Henry Fonda?

    Alfredo: Hayır, Toto. Bir filmden değil bu. Bu sefer tamamen benden. Hayat filmlerdeki gibi değil. Hayat çok daha zor. Git buradan. Roma’ya git. Daha gençsin. Gelecek senin. Ama ben yaşlıyım. Artık senin konuştuklarını daha fazla duymayı değil, başkalarının senin hakkında konuştuklarını duymayı istiyorum. Geri dönme. Bizi düşünme. Arkana bakma. Yazma. Nostaljiye yenilme. Bizi unut.

  2. harika!
    gonulleirmizde taht kurmus bu basyapiti hatirlattiginiz icin tesekkurler.

    sectiginiz replikler cok carpici, bir anlamda filmi ozetliyor.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir