Nord

Festival’de karşıma çıkan ilk güzel film oldu Norveç yapımı Kuzey.  Jomar 30 yaşındadır, bir kayak merkezinde gönülsüzce çalışır. Uzakta bir kızı ve yakın arkadaşına giden bir sevgilisi vardır. Jomar’ın anlattığı şekliyle o bir gün durmuş ve sevgilisi sabredebileceği kadar sabretmiş, sonra da gitmiştir. Jomar hala durmaktadır. Panik atağı vardır, sürekli ilaç ile birlikte alkol kullanır. Tedavi için kaldığı hastaneye geri dönmek ister, ancak hayatına normal bir şekilde devam etmesi gerektiğini söyleyip kabul etmezler. Bir akşam hem televizyon izleyip hem yemek hazırlamaya çalışırken kayak merkezinde kaldığı yeri yakar. Yangın söndürücü elindeyken bir karar verir. Arkasında yanan bir ev bırakarak pencereden attığı eşyalarını alıp kar motoruyla yola çıkar.

Yol filmlerinin şöyle bir vaadi vardır hep; yola çıkarsan ilginç ve harika insanlarla tanışırsın. Bu filmde de bu vaat var denebilir. Jomar kar motoruyla uzun bir süre gitmişken kar körlüğü geçiriyor ve birkaç gün karanlık bir yerde kalması gerekiyor. Onu evine alansa büyükannesiyle yaşayan on beş on altı yaşlarında bir kız oluyor. Kızın odasında küçük, karanlık bir kısımda birkaç gün kalıyor Jomar ve kızla kısa da olsa bir yakınlık yaşıyor. Ama Jomar farklı bir yolcu, yakınlığı da kendine göre. Bir kere o, karda kayarak ilerliyor ve karşısına çıkanlardan yiyecek ya da su istemiyor, alkol istiyor. Ama hiçbir şekilde sarhoş olduğunu ya da kendini kaybettiğini de görmüyoruz. Bu şekilde ilerliyor Jomar, alkol ihtiyacını bir yerlerden karşılaşıp devam ederek, genellikle arkasında küçük bir yangın bırakarak. Yolda karşısına çıkan en ilginç insansa şüphesiz homofobik olduğunu her fırsatta dile getiren aslında gay karakterimiz oluyor, onun gösterdiği sarhoşluk numarası ise sanırım sinemada görebileceğimiz en uçuk sahnelerden birinin gerçekleşmesine yol açıyor. Yine bazı absürt filmlerde dozu iyi ayarlayamama ve fazla abartma durumu sık sık karşımıza çıkan bir şey oluyor, Jomar’ın karşısına tank çıktığı sahnede böyle bir korkuya kapıldım, ama neyse ki arkası gelmedi bunun.

Sakin görünümünün ardında huzursuz Jomar’ı, Anders Baasmo Christiansen inanılmaz iyi canlandırmış. Filmin en büyük başarısı onun oyunculuğundan kaynaklanıyor. Karlar üzerinde kayarak bir yerlere varma fikri de yol filmlerine dair yeni bir şey söylüyor sanırım. Üstelik tam da Jomar’ın karakterine uygun bir metafor oluyor. Bitmesi gereken yerde de bitiyor film; Jomar kayarak kızının önüne gelip durmuşken.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir