Nihayet, Yeniden: Antony!

Bundan yaklaşık beş yıl kadar önce bir konser izledim ve o tarihten bu yana o akşamı orada olmayan tanıdıklarıma bıktırırcasına anlatıp duruyorum. Yine bir Temmuz akşamı, eski Şan Tiyatrosu’nun yanmış tavanı arasında kuşlar uçuşuyordu. Önce henüz pek kimsenin bilmediği Josè Gonzàlez sahne aldı, ardından da Antony ve Johnson’lar! O günden beri yaklaşık 70 konser izlemiş olsam da o konserin yeri farklıdır. Dolayısıyla 2012 Caz Festivali programında Antony’i gördüğümde herkese haber ettim ve sonuçta tanıdığım birçok insanla Antony’i yeniden izledim.

Arka sıralarda oldukça kısık bir ses olduğundan zaman zaman Antony feat. Duran Duran durumu yaşansa da genel olarak yine başarılı bir konser oldu. Antony izleyici ile konuşmayı seven bir müzisyen, konser ortasında da beş yıldan bu yana nelerin değiştiğini sordu, aldığı cevaplar üzerinden kendi ülkesinde nelerin değiştiğinden bahsetti ve epeyce dertleşti. Arkalardan “parasını verdim, müziğimi dinlerim” anlayışına sahip bir samimiyetsiz bir insan yüzünden muhabbetimiz kesildi ve konser devam etti. Herkesin beklediği Hope There’s Someone için ilk aradan sonra Antony piyanosunun başına geçti ve çevremdeki birçok insanı ağlatacak kadar etkileyici bir performans sundu.

Filarmonia İstanbul ile beraber çalınmasından ötürü şarkılar genelde çok daha yavaş ve oldukça farklı şekillerde çalındılar ama bu durum da değişik bir konser deneyimi edinmemizi sağladı. Antony Hegarty’nin Selda Bağcan sevgisi biliniyor, konserde de bir sürpriz bekleniyordu ve “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” diyerek başladı. Genel olarak iyi bir setlist vardı, Cripple and the Starfish, For Today I Am A Boy, Twilight ve turneye adını veren Cut The World gibi şarkıları çaldı. Galiba Beyonce’dan hiç dinlemediğim ve sadece Antony’den bildiğim Crazy in Love da yine listedeydi, bu kez Bülent Ersoy’dan bahsetmedi. Antony’nin vokali arka sıralarda pek net duyulmadı, bunun dışında güzel bir atmosfer vardı ve keyifli bir konser akşamı oldu. (Bu arada çalınan tüm şarkılar ve güzel bir konser yazısı için buraya bakabilirsiniz.)

İstanbul’da her geçen yıl daha fazla sayıda konser oluyor, daha kaliteli sanatçıları daha çok mekanda izleyebiliyoruz ancak maalesef ki hala duyarlı bir sanatçıya nasıl davranmamız gerektiğini pek bilmiyoruz. Aralardan her zaman dengesiz söylemlerde bulunan garip insanlar çıkıyor ve şu güzel ortamları bozup gidiyorlar. Antony birçok konuya hakim, müzik yapmanın dışında dünyada neler olup bittiğini de düşünen bir insan ve sahnesinde bunlar üzerine konuşmasından doğal bir şey yok. Bir sanatçının sahnede ne yapacağına karışabileceğini düşünen zihniyete Antony “Konuşmak da müziktir canım, endişelenme” diye cevap verdi ama benim cevabım daha ağır olabilirdi..

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir