Necronomicon Ölüm Kitabı

küçük İskender’in altı uyananlar serisinden 5. kitabı olan Necronomicon Ölüm Kitabı‘ndan alıntılanmaktadır.

çevredeki bütün bitleri öldürün çünkü kafamı kazıtmaya hiç niyetim yok

Benim bir kızım var. Adı: İrin. Her akşam eve dönerken çukulata götürmemi istiyor. Ben o kadar zenci parmağını nereden bulayım?!

Benim bir de oğlum var. Adı: Cenin. Her akşam dönerken eve kuş götürmemi istiyor. Ben o kadar uçağı tek başıma nasıl düşüreyim?!

Zaten kimi beraberlikler evliliklelerle bitmemeli; insanın akordunu bozan aşklarda, tınıyı kaybettiniz mi, Yalnız Adamlar Orkestrası’nın tadı kaçar. Örneğin sen. Bilinçaltını kanalizasyon şebekesinin tam yanına kuran arkadaş! Çok sevdiğim bir laftır: ‘Şahs-ı muhteremin birini düzüyorlarmış, adam arkasına doğru bakıp ”kim trampet çalıyor” demiş. O hesap! O hesap dahilinde aldırmaz, o hesap dahilinde umursamaz, takım tutmaz, inisiyatifsiz, pasif ve memeliler sınıfının sınıfta kalan tek öğrencisi! Örneğin sen. Senden sözediyorum.

Ben hüznün çağrısında sisteme
karşı gelen tek boynuzlu bir kahr
aman
gibi
örgütlü ihanete karşı gelen tek
boğumlu kahr
aman
gibi
unutmaya çalışıyorum artık seni!
tozlu kalbime çakılan
adını
söküyorum tabiatın aklından
sağol iyi ki terkettin beni!

Bir eşya gibi.. Evet, bir eşya gibi kullandın ve bıraktın. Seni çok şık gösteren ayakkabılar, gözlükler gibi.

Çekmecelerde, dolaplarda unutuldum. Sevgilin değil, hep sahip olmayı arzuladığın eşyandım senin! Eskidim. Yıprandım. Parçalandım. Kırıldım. Söküldüm. Unutulmaya yüz tutmuş bir şarkı oldum. Unutulmaya yüz tutmuş bir marş oldum. Yalnız Adamlar Orkestrası’nın doğaçlama çalacağı bir ninni oldum sen koynumda uyurken.

Rüyada küçük İskender görmek pek hayra alamet değildir. Kim ki rüyasında küçük İskender görür, onun sonu kederden ölümdür.

Kaç kapıdan daha geçeceğiz böyle tüylerimiz dökülürken, böyle kuvvetle tekmelenirken dinlediğimiz müzikler.. ‘Benden sana son kalan, bir küçük resim şimdi..’ Üzerinde kan kurumuş, ucuz bir permatik kadar güzeldin sevgilim, derin bir kesik kadar sanatsal! Sana getirdiğim çiçekleri neden yiyordun?! Neden her ağlayışımda uzanıp gözyaşlarımı yalıyordun?! Birlikte girdiğimiz alkol komalarında neden hep Xena’nın tarafındaydın?! Cehennemin hangi fraksiyonunda antidepresif ilaçlar sayesinde lüzumlu lüzumsuz tüm hurilerin peşindeydin?!

Sana bir türlü Bataille okutturamadım. Sana bir türlü Vampirle Görüşme’nin bir gay klasiği olduğunu kanıtlayamadım. Sana istediğim gibi dokunamadım bir türlü. Sana dokunmak zordu zaten yatakta. Teninle tenim arasında body-guard’lar dururdu.

Neyse.. BOŞVER! Bu sözlerin hepsi plastik kaplı! Bu sözlerin hepsi yarım yamalak intiharların altı bol imzalı mektuplarından çalıntı! İrin, Cenin’le birlikte kayboldular. Artık zencilerin bindikleri uçakları kaçırıyorlar! Diyeceğim şu ki:

Ben memleketi kurtarmaya gidiyorum.
Sen akşama cinnet pişir.

Author: Selin Ozdemir

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir