Nakşıdil Sultan – 2 Perde

naksidilsultan

Tiyatro Ayna’ dan Nakşıdil Sultan – 2 Perde

Yazan : Nezihe ARAZ
Yöneten : Mahmut GÖKGÖZ
Oyuncular : Dilek TÜRKER, Tiraje BAŞARAN,
Ayşegül YALÇINER, Cemre Buğra ÜN,
Derya GÜNAYDIN, Ece GÜZEL,
Melek TANKER, Sibel TAŞÇIOĞLU,
Sibel YILDIRIM, Selin GÖREN,
Zeynep ANACAN

Sanırım, Dilek Türker’ i tanımayanımız yoktur. Yine de yazmadan geçemeyeceğim. 2 kez en iyi oyuncu seçilen, Kültür Bakanlığı tarafından devlet tiyatro sanatçısı unvanı verilmiş, bir çok özel ödüle sahip, onlarca oyunu olan, Tiyatro Ayna’ nın kurucusu tam anlamıyla bir sanat insanı.

Maalesef ki, kendisinin 2 oyununu beğenmedim. Birincisi geçen sezon veya daha önceki sezon seyretme şansı bulduğum “Mustafa Kemal ile Bin Gün-Latife”, ikincisi ise bu oyun “Nakşıdil Sultan” :(

Dilek Türker’ in sanatına veya oyuna verdiği cana söylenecek bir şey yok. Fakat oyun iyi değil. Konu kaskın, müzikler gergin, dekor kötü eee sonuç  :( Oyunda genç yeteneklerin enstantaneleri, dansları olmasa insanın gerginlikten burnu kanayacak.

Oyun, Osmanlı sarayına satılmış, soylu bir Fransız hıristiyan kölenin,  sarayda Valide Sultan mertebesine kadar yükselmesini konu alıyor.  II. Mahmut’ un annesi olarak kabul edilen Nakşıde Sultan’ ın, dönem itibariyle yaşadığı isyanlar, taht değişimleri ve saray içindeki olaylar oyuna konu oluyor. Tabi oyun Nakşıdil Sultan (Dilek Türker) tarafından tek kişilik oyuna yakın bir performansta geçiyor. Sultanların ve paşaların söylemleri çoğunlukla Dilek Türker tarafından gerçekleştiriliyor. Bu nedenle oyun, 10 u aşkın oyuncuya sahip olmasına rağmen,  tek kişilik oyunları seyredemeyenler için gidilecek oyunlar listesinden siliniyor. Oyundaki replikler (tiratlar yazasım geldi ama karar veremedim ) bazen öyle sıkıcı ki, insanın kaçıp başka diyarlara gidesi geliyor ki, perde arasında salonun yarıya yakın kısmı bunu gerçekleştirdi. Bu noktada fikrimi belirtmek isterim. Ben oyun ne kadar sıkıcı, bunaltıcı veya kasvet dolu olursa olsun, salonu asla terk etmem ve bunu doğru bulmam. Bu fikrimi de tartışılır bulmuyorum. Herkese göre bu değişir. Ben, salonu terk etmeyi sanatçıya haksızlık olarak görüyorum. Oyunu beğenmemiş olabilirsiniz, sıkıcı, kasvetli ve özensiz bulabilirsiniz, bu sizin görüşünüz dür. Fakat salonu terk ederseniz bu sizin sanatçıya karşı yaptığınız ayıp haline gelir. “diye düşünüyorum :)”

Oyunun sonunda da Dilek Türker  “bazıları sizin gibi ayakta alkışlar (salonda kalanların büyük çoğunluğu, ben ve bazıları hariç), bazıları ise arada kaçar” diye serzenişte bulundu. Bunu hiç doğru bulmuyorum. Sanatçı, arada kaçanlara serzenişte bulunarak, kalanları yüceltme veya her ne yapmak istediyse onu yapmaya ihtiyaç duymamalı. Sanatını icra eder ve onun sanatını bazıları takdir eder, bazıları eleştirir, bazıları ise kayıtsız kalır.

Sonuç olarak, oyunu beğenmediğimi, sıkıcı bulduğumu tekrar ifade etmek isterim.

Seyredecekler için iyi seyirler diliyorum.

Author: Oğuzhan BAL

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir