Münir

Yine yorucu bir iş gününden sonra kuledibi’nde oturduğum apartmanın merdivenlerini hoyratça çıkarken alt kattaki rüstem dayı kapıyı araladı. “münir” dedi. “tam dayaklık adamsın”. rüstem dayı benimle diyaloğa girmeyi seven bir adam değildi. aslında kimseyle diyaloğa girmeyi sevdiğini sanmıyorum. insanlar da onun gergin halinden dolayı kendisiyle pek konuşmak istemezdi.

-yine gitti benim uydu. açmıyor finifono kanallarını, bozuldu yine.

üç yıl önce nasıl olduğunu hala anlayamadığım bir şekilde (muhtemelen feci derecede sarhoştum) yaşlı rüstem’in uydusuna porno kanallar eklemişim. o içki her ne idiyse bol bol stoklamalıydım. kafa işte.

-dayıcım yeni uydu fırlattılar düzelir o kendiliğinden. sen keyfine bak ben sana bulurum finifono olmadı.
-bekliyorum ha ona göre.

anlaşılan artık yaşlı rüstem’e minimum seviyede görünmem gerekiyordu. bunun için evden olabildiğince az çıkmaya, gecelik aldığım içkimi artık haftada bir almaya başladım. dolapta yiyecek bir şey yoksa on metre ilerdeki markete gitmek yerine yemeksepetinden sipariş veriyordum. mamafih bu düzen beni iki günde mahvetmişti. böylesine kahredici bir ızdırapla adeta bir mossad ajanı edasıyla yaşamaktansa, rüstem’in uydusuna porno kanalları tekrar yüklemenin daha mantıklı bir hareket olduğuna kanaat getirdim.

rüstem dayı’ya telefon açıp akşam iş çıkışı televizyonuna aksiyon kanallarını yükleyeceğimi evden dışarı çıkmamasını söyledim. işten çıktım. esnafla selamlaştım. eve varmama metreler kalmıştı ki kendimi ani bir iç hesaplaşma içinde buldum. onun göt kadar ekran televizyonunun reytinglerine yeniden çıplaklığı ilk sıralara getirirsem elime hiçbir şey geçmemiş olacaktı. ayrıca onun bazı geceler -muhtemelen- yağlı elleriyle barış çubuğunu titretirken söylediği ve apartmanımızın kağıttan daha kağıt, inceden daha ince, örülürken tuğladan nasibini almamış duvarımızdan umarsızca yatak odama süzülen “memişler kerevizler oy memişler cevizler” vecizesi halen beynimin bir köşesindeyken onu niye mutlu edecektim?

yine mossad ajanı edasıyla eve gidip bir a4 kağıt aldım. üstüne ‘bu semtte evlerde ve iş yerlerinde uydudan cinsel öğeler içeren yayınlar izlemek yasaktır. ab sosyo ekonomik sınıfında bulunan bölgemizde izlenen bu yayınlar reyting hesaplamalarında bir bir çıkmakta, mahallemizin onuru zedelenmetedir. bu zamana kadar apartmanda bu yayınları izleyen hane noları şöyledir: 6, 8. istanbul büyükşehir belediyesi aile planlama teşkilatı’ yazan inandırıcı olsun diye kendi kapı numaramı da eklediğim tebligat benzeri bir kağıt hazırladım. üstüne de patates baskıyla ibb logosu kondurup, kadir topbaş’ın seçim broşüründe gördüğüm imzasını da kopyalamayı ihmal etmedim. sabahleyin bir güzel apartmanın kapısına bu notu yapıştırıp işime gittim. döndüğümde nottan geriye a4ün selobantla münasebet ettiği, fakat inat edip camda yapışık vaziyette durmaya devam eden artıkları kalmıştı.

merdivenden çıkarken rüstem dayı röbdoşambrıyla kapıyı araladı. “münir” dedi. “bir gün bana şu bilgisayar kullanmayı öğret heyhat. uyduya darbe gelmiş”.

may be continued

Author: Anıl Okay

Share This Post On

3 Comments

  1. çok eğlendim okurken ..rüstem dayının bilgisayarla yetinmeyip daha farklı istekleri olabilir . dikkat et:)
    sevgiler,
    Sd

  2. bakalım ilerleyen safhalarda ne tür istekleri olacak :)

  3. =)
    Rüstem dayılar esprili yazılara vesile oldukları müddetçe sevimliler sanırım.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir