Münir #2 / Stajyer

STAJYER

Çok uluslu büyük bir firmada çalışmanın en büyük faydası şüphesiz, kapitalist düzenin çarklısı haline gelmiş elemanların arasına gevşek yaz aylarında katılan, henüz açmamış, sömürücü düzenle tanışmamış, birbirinden güzel çiçekler yani stajyerlerdir. Mayısın sonlanmasıyla beraber içimi bir pür neşe kaplar ki sormayınız dostlar. Dokuz koca ay boyunca oksijenden çok burberry parfümü koklayan burnum, stajyerin açık parfümcüden aldığı kokuyu takip ederek avına ulaşır. Ona bu zalim düzenin zorluklarını öğretecek kişi, onun ulu ilahı, senseisi, yol göstericisi olmak için verdiğim mücadeleyi baklavasına altışarlık çift kale maçta bile yapmam.

Geçen yine bir Haziran ayıydı. It departmanından Hilmi yine olağan siklemezlikleriyle bir stajyer kıza artist tavırlarla yaklaşmaya, ona “cool” görünerek aklını çelmeye çalışıyordu. Hilmi ile ben, naruto ile sasuke, megadeth ile metallica, kabasakal ve temel reis gibi iki büyük rakiptik. Her şey aynı gün işe girdiğim bu adamla kahve makinasındaki mücadeleden dolayı başlamıştı. İkimizin eli de jeton konulacak yere aynı anda gitmiş, kahvesini yudumulyanın ilk kim olacağına dair kararın taş makas kağıt ile karar verilmesi kararlaştırılmıştı. Tam bu sırada hainlik yapan Hilmi kaşla göz arasında sugar++ akabinde ise cappuchino butonlarına basmak suretiyle o günün kazananı oldu. O günden bu güne elime geçen en büyük fırsat buydu. “Naber Hilmi kardeş” diyip olaya dahil oldum. “İyidir..” dedi. Nezaketen bir “senden”i bile çok gördü. “Ben de iyiyim” dedim, kıza stajyersiniz galiba dedim. “Evet dedi. İşletme mezunuyum”. Tam sektör konusunda 1-0 öne geçtiğimi düşünürken, “ama bilgisayar enformasyon sistemleri üzerine mastır yapıyorum” dedi. Son dakika golünü doksandan olmasa da şık bir vuruşla kalecinin üstünden aşırtmayla atmıştı. Bir kaç cümle daha edip işe dönmem gerektiğini söyleyip ortamdan ayrıldım. Zaman plan yapma zamanıydı. Amacım öncelikle kızı tavlamaktan ziyade Hilmi’yi madara etmekti. Stajyer mevsiminde elbet bir kız tavlanırdı ama Hilmi her zaman madara edilemezdi. Ne yazık ki o an aklıma sadece Hilmi’nin ağzından aşk mektubu yazmak geldi.İlk mektubumda ondan ilk gördüğümde çok hoşlandığımı falan filan yazdım. Cevabını ertesi günün iş çıkışı kahve makinasının altına atmasını söyledim. Cevap tahmin ettiğim gibi gelse de içeriği tahminlerimin çok ötesindeydi. “Hilmi ben de senden çok hoşlandım. Bana biraz kendinden bahsetsnee” diye başlayan ve aynı minvalde devam eden bu şok edici mektuptan sonra vahşileşmeye, hatta iğrençleşmeye başlamıştım. Onun devasa göğüslerinden ne kadar hoşlandığımdan bahsettiğim 4. mektuptan 17. mektuba gelindiğinde vajinalar, penisler, yalamalar, emmeler-gömmeler havada uçuşmaya başlamıştı. Bu kadın besbelli fantazilerimde yarattığım Mighty Hilmi’nin de ötesinde bir sapıklık seviyesine erişmişti. Her an gerçek Hilmi’nin odasına dalıp temel içgüdü fantazisi yapması olağandı. En kötüsü beni de bir Hilmi’ye çevirmişti. Öyle bir şey yapmalıydım ki bu illetyüshatunusevişgenüsvajinusmus gerçek Hilmi, mighty Hilmi ve benden uzaklaşmalıydı. İşler bir anda ‘foursome’ hale gelmişti.

Günlerce ne yapmalıyım ki bu kadın benden uzaklaşmalı diye düşündüm. Bu arada gerçek Hilmi’ye zarar gelmemesi için It deki elemanlara tatile çıkmalarını, yazlığın anahtarını onlara vereceğimi, doyasıya bedavaya eğlenebileceklerini söyledim. Hemen atladı dalkavuklar. Hilmi mırın kırın etse de “duba da var oğlum” lafına dayanamadı ve “ben de geliyorum” diyiverdi. Artık hesap ben, Mighty Hilmi ve illetyüshatunusevişgenüsvajinusmus arasında görülecekti. Ben de yıllık iznimi kullanmaya başlamıştım böylece rahat düşünebilecektim. İş çıkışına yakın çakma rayban güneş gözlükleri takıp mektubu kahve makinasının altına atıyor, stajyer’in mektuplarını alıyordum. Mektup fuckbuddyim bir an olsun geri adım atmıyor hep ileri hep ileri diyordu. Ben ise kafayı yemek üzereydim. Bu karıdan kurtuluş yoktu belli ki. Son çare olarak bir mektupta odasında mastürbasyon yapmasını, mastürbasyon yapan iş kadınlarındna çok hoşlandığımı yazdım. Odasına da müthiş bir kamera düzeneği kurarak bütün olan biteni kaydettim. Hatta videonun bir kısmını nete koyup “akıllı ol lan” dedim. En sonunda Mighty Hilmi ilk ve son görevini başarıyla tamamladı.

Hilmi.. Dikili’deki yazlıkta dubada ayağı kayıp düştü. Beyin kanamasından öldü. Cenazesinde lanet stajyerinde görüldüğü rivayet ediliyor.
Rüstem dayı.. Bu gizli videoyu çok beğendi 10 dakikalık videoya 150 tl ödedi. Bir kaç hafta daha mutlu mesut yaşadı.
Mighty Hilmi.. Fantazi dünyamın derinliklerinde kayboldu gitti.
Ben.. Bir daha stajyerlere selam bile verirsem g.tümü s.ksnler!

Author: Anıl Okay

Share This Post On

1 Comment

  1. Sen de bir umut sarıkaya havası görüyorum :)..gerçekten çok iyi olmuş..3. hikayede münir’in otobüs maceralarını bekliyorum senden, bu konuda ne kadar uzman olduğunu biliyorum ;)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir