Muğla Daralı

Muğla.. Hükmen mağlup olduğum şehir. Otogardan iniyorsun ve karşında küçücük bir yer görüyorsun. Tabak düşün, içi Muğla. Çorba gibi hissediyorsun.. ve terbiye sadece çorbalarda bulunuyor olsa da burada, inadına terbiyesizleşiyor ve savruluyorsun sen. Muğla, ilden küçük ama ilçeden büyük yerleşim yerlerine verilen ad. İstanbullular için özenle dizayn edilmiş açık cezaevi. Görüş günlerinde iç çamaşırı getireniniz de yoktur. Muğla’da zaten hep bir iç çamaşırı gibi hissedersiniz. Muğla sizi kullanır, atmaz. Kendi pisliğinden sizi var eder; bu varoluş, yaratım türleri arasındaki en rezil olay olabilir. Abartmadım hayır; Muğla’ya alışabilen biri için, cehennem yoktur.

Kızları için boşboğaz ataların söylediklerine inanmamanız gerekir. Atatürk’ün ziyaret etmediği tekşehir için konuşuyorsanız, atasözlerinden daha işe yarar bilgilere ihtiyacınız vardır: Bir işte çalışmak. Bir hayatı idame ettirebilmek için, bir başka hayatı es geçmek. Yayında, yapımda ve yıkımda emeği geçen bir şehirdir Muğla; genlerinizle oynar, aminoasit dizilimlerinizi birbirine karıştırır. Sonra tıp, buna bir isim bulur. MUTSUZLUK. Hakkında ne kadar zamandır neler yazıldığını bildiğiniz bir kavram. Yabancısı değilsiniz, yabancısı olamazsınız. İzin vermezler. Muğla da vermez. İki yavru foktur İstanbul ve Muğla karşılıklı durmuş; ve topları yoktur, sadece sizinle oynarlar.

Akyaka, hayallerin hayal olarak kalmadığı yerlerden biridir. Küçük yerlerin büyük dertlerinin boşaltım organı bir nevi. Zehrinizi kustuğunuz, boğazınızdaki yumruğu tükürdüğünüz, alicenap sığınma evi. Kötekli’nin hain kahkahası biraz ötenizdedir ve yüksek gradolu her alkol türevi o an kullanım serbestliği kazanmıştır. İnsan, gittiği her yerden dönmek zorunda. Hep terk etmek, vedalaşmak..

İşte Muğla’yı terk etmenin tek yolu, sizin siz olmaktan feragat etmenizdir. Şu maliyete, şu reva görülene bir bakın. Muğla’da hayal kurmak, hayat kurmaktan zordur.

Arkadaşlar.. kitaplar.. filmler.. yığın halinde, oy birliğiyle illegal yalnızız.

Ve Muğla çok iyi zar tutuyor.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

1 Comment

  1. ne kadar da farklı düşündürürmüş meğer bir şehir.
    İstanbulda’ n çıkıp yemek tabağı kadar bir yere gelmek ayrı da..hemen hepimizin boş geçirdiğimiz karbonmonoksit kokulu günler hariç zevk aldığı bir yer muğla. ama farkında mıyız buna cevap vermek zor işte.
    bitince ağlayanlardan biri de sen olmayasın arkadaşım ,)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir