Metallica – Death Magnetic

Yine sıcak bir yaz günü. Murat elinde bond çantasıyla mahallede bana doğru son sürat koşarak ilerlemekte. Kısa bir selamlaşmanın ardından bizim odaya gidip bond çantalarımızı açıyoruz sırayla. Ben yan apartmandaki çocuktan arakladığım far beyond driven albümüyle göğsümü kabartırken, O çantasından çıkardığı orjinal black album ile tüm havamı bir anda söndürüyordu.

Zaten o dönem deliler gibi dinlediğimiz trio Overkill, Metallica ve Megadeth’ten oluşmaktaydı. Bazen araya Testament, Pantera, Slayer gibi gruplar giriyordu. (Batu’ya göre ise Slayer dünyanın en büyük metal grubuydu) Zaten başka grup da bilmiyorduk pek. Yavaş yavaş Helloweenleri, Iron Maidenları vs.. leri tanıdıkça sanki statü atlarmışcasına Metallica dinlenmemeye, gruptan uzaklaşmaya başlamıştık.

Eminim bu bütün metal dinleyenlerin veya zamanında metal dinlemiş olanların başına gelmiştir. Metallica’yla hayatımın bir dönemi baya içli dışlı olmama rağmen daha sonradan soğumamın bir diğer nedeni de Megadeth’di galiba. Sinirlenip dinlememiştim bir süre :)

Aslında bu yeni albüm çıkmasını St. Anger kadar beklediğim bir albüm değildi fakat Metallica konserinden sonra bütün görüşlerim değişti. Gerçi hala grubun en sevdiğim elemanı Infectious Groove ve Suicidal Tendencies’ten taptığım Rob Trujilo olsa da bu metal efsanelerini canlı izlemek yaşadığım en büyük müzik deneyimiydi elbette.

Her albümde olduğu gibi albüm piyasaya çıkmadan nete düşen kopyasını şöyle bir otobüste dinlemiş, albümün büyüsü bozulmasın diye merak ettiğmi şarkıları dinleyip bırakmıştım. Daha sonra albümün mixing aşamasında dip sesleri arttıralarak piyasaya sürüldüğü ve Guitar Hero 3 oyunu için olan versiyonundaki kayıdın çok daha kaliteli olduğu ortaya çıktı. Cidden de ortada çok büyük kalite farkı olmasa da albümü uzun vadeli dinlerseniz başınızın daha az ağrıdığını hissedeceksiniz :)

Gelelim albümün geneline, Metallica beni St. Anger’ın aksine bu kez sevindirdi. Aslında albüm yapı olarak St. Anger’dan tamamen bir kopuş değil. Orada yapılamayanların üzerine çok daha iyileri eklenmiş diyebiliriz. Eğer, Metallica köklere dönüş ayağına And Justice For All’ı karbon kopya etseydi bu hiç hoşuma gitmezdi. Albümdeki şarkılar ortalama uzunluklardan biraz fazla olsa da bu süre içinde sıkıcı olan pek şarkı yok. Belki, Suicide and Redemption biraz sıkar.. Zaten albümde gözüme girmeyen tek şarkı da bunla Broken Beat & Scarred. Diğer şarkılar ise oldukça tatminkar bir metal albümü oluşturuyorlar. Özellikle Cyanide, The Day That Never Comes ve The End of The Line’ı konserlerde nasıl çalacaklarını merak ediyorum. Bunların dışında, diğer Unforgivenlarla pek de alakası olmayan Unforgiven III’in harika bir ballad olduğunu belirterek bu yazıyı kapatırım.

Kırmızı balinayı takip edin..

Author: Anıl Okay

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir