Meduzot


Öyküleriyle tanıyıp çok sevdiğimiz Etgar Keret’in hayat arkadaşı Shira Geffen ile birlikte yönettiği, üstüne bir de Cannes’dan Altın Kamera kazandıkları, güzel hikayeleri temiz bir şekilde anlatan iyi bir film Meduzot. Senaryo Shira Geffen’e ait ama yer yer Etgar Keret öykülerine has benzer tatlar alıyorsunuz.

Kadın karakterlerin etrafında gelişiyor olaylar. Denizden gelen ve konuşamayan bir kız çocuğuna zoraki bakıcılık yapan bir garson, bir düğün fotoğrafçası, gelinin ayağı kırıldığı için balayına çıkamayıp sıradan bir otelde kalan yeni evli çift, evinden kilometrelerce uzakta bakıcılık yapan Filipinli bir kadın, hastaneden yeni çıkan sinir hastası yaşlı bir teyze ve onun tiyatrocu kızı etrafında gelişiyor olaylar.

“Kıyısından köşesinden birbirlerine temas eden hayatlar” temalı şeyler yıllardır izliyoruz. Hatta Guillermo Arriaga – Alejandro Gonzalez Inarritu ikilisi en başından üçleme olarak tasarladıkları halde cılkını çıkarma kıvamına getirmişlerdi bu hadiseyi. Bu türün en sevdiğim örneği de Magnolia’dır herhalde. Meduzot da gönlümde onun yanındaki yerini alabilecek kapasitede bir film. Oldukça naif; gücünü büyük ölçüde de buradan alıyor. Başarılı oyunculukları, güzel müzikleri ve hikaye anlatışıyla ilgiyi ve övgüyü hak ediyor Meduzot. Sırf izleyici mutlu olsun diye de “kendini iyi hisset” türünden bir finale bağlanmıyor. Kimisine zehir olurken kimisine panzehir sunuyor.

Etgar Keret ile Shira Geffen’in de ufak rolleri var filmde. Etgar Keret’i bilen – bilmeyen (ayrımcılık yapmayalım) herkese tavsiyemdir.

Author: Akin Cetin

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir