Massive Attack 2010 İstanbul Konseri

Dün gece Kuruçeşme Arena’dan Massive Attack geçti. İki sene önce yine 13 temmuz günü harika bir konser deneyimi yaşamıştık, o gece için “bir doğa olayı” demiştim, şimdi artırıyorum “toplumsal bir olay, adeta bir uyanış” oluyor Massive Attack konserleri.

Pek sevdiğim Martina Topley Bird’ü öncü kuvvet olarak yolladılar, küçük ama müthiş bir müzik ziyafeti sundu, kendi kendisiyle düet yaptı, 15 yaşında bir gitaristi eşlik etmesi için sahneye çağırdı ve enteresan bir Karmacoma dinlememizi sağladı. Saat ona yaklaşırken Martina güzel Türkçesiyle “görüşürüz” dedi ve sahneyi Massive Attack’a bıraktı. Enerjisine ve danslarına kurban olunacak adam 3D, ayaklı karizma Daddy G, yaşayan en önemli müzik adamlarından, “Angel”daki o vokali nasıl yaptığını hala anlayamadığımız Horace Andy ve grubun hepsi birbirinden harika diğer elemanları ile muhteşem bir konser yaşadık. (On kişi falan oluyor sahnede.)

Yeni albüm ağırlıklı olsa da eski klasikleri de çaldılar, her zamanki gibi iyi hazırlanmış bir setlist vardı. Martina Topley’in Teardrop’u epey farklı gelse de bence güzel bir düzenleme olmuştu, ayrıca bu konser Heligoland’in ne kadar harika bir albüm olduğunu da tekrar vurguladı. Kuruçeşme Arena’yı baştan sona dolduran dinleyiciler şarkıların tamamına kısa sürede hakim olmuşlar, bu bile albüm için çok önemli bir başarı. Gecenin doruk noktalarından olan “Atlas Air” aslında tam bir konser parçasıymış, onu da öğrenmiş oldum.

Politik mesajlar konusunda hiçbir zaman korkak davranmayan grup dün gece de United Visual Artists sayesinde artık bir efsane olan panelleriyle müziğin sadece müzik olmadığını kanıtladı. Meksika körfezine sızan (akan!) petrol, dev firmaların kazançları karşısında küçük adam balıkçılar, azalan balık popülasyonu, karşılaştırmalı gözaltı süreleri, kişi başına düşen milli gelir, yasak krallık Youtube, “vatandaşının güvenliğini sağladığını” söyleyen İsrail, “bağımsız araştırma komisyonu” isteyen ve Safe From Harm’ı Mavi Marmara’da ölenlere adayan Massive Attack! Ayrıca ülkemizde her dakika yenisi yaşanan, son dönemlerin en büyük acısını Siirt’te yaşadığımız “tecavüz” skandalı ile ilgili olduğunu düşündüğüm sözler… Tüm bunlar yaşanırken tekrar tekrar bize sunulan “Şahan Gökbakar’ın sevgilisi, Yalın’ın aşk kaçamağı, Demet Akalın yönetmen koltuğunda” gibi saçmalıkları da tüm netliği ile görmemizi sağladılar. Burada “söylediler de ne oldu, millet güldü eğlendi” diye çıkışanlar elbette ki olacaktır, ama özgürlükle ilgili yaptıkları alıntıda “özgürlük, başkalarına duymak istemediklerini söyleyebilmektir” diyordu, bu eleştiriyi getirenlerin biraz daha düşünmeleri gerekiyor sanırım.

Bu deneyimin tarifi pek mümkün değil açıkçası, yaşamanız gerekiyordu. Hatta bence herkesin en az bir kez Massive Attack konseri izlemesi gerekiyor, resmen daha temiz, arınmış bir insan olmanıza katkıda bulunuyorlar. İki sene önce de böylesine heyecanlı çıkmıştım konserden, şimdi de heyecanımda en ufak bir azalma yok, hatta daha da arttı diyebilirim. Böylesine büyük, harika, “yaşanan hayata karşı sorumlu” muhteşem bir grup Massive Attack, her sene gelsinler, her sene gidelim..

Author: Burak Kartal

Share This Post On

2 Comments

  1. massive attack i haketmeyen seyirciler ve ses sistemi dışında konser olabildiğince güzeldi.

  2. Konser hakkında Sezyum’dan çok çok daha iyi bir yazı yazdığını biliyor muydun? :)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir