Madame Tutli-Putli

Not:  Bu yazı film hakkında ipuçları vermektedir. İzlemeden okumanız tavsiye edilmez.

Bugün paylaşmak, üzerine konuşmak istediğim kısa film yapımı 3 yıl sürmüş ve “stop-motion” tekniğiyle çekilmiş Madame Tutli-Putli: Konusunu yönetmenlerinin 2002 yılında yaptıkları bir tren yolculuğundan alan bir flaneuse öyküsü. Bir kondüktörün gece vardiyasında yemekli vagondan geçmeye korktuğunu duymaları Chris Lavis ve Maciek Szczerbowski’yi Madame Tutli-Putli’yi yaratmaya yöneltmiş, iyi ki de öyle olmuş.

Seyahati için yanına bavullarını, çantalarını, gramofonunu, komodinini, saksılarını, kafesini, sepetini, boy aynasını (ve dahasını) alan Madame (tüm malı mülkü ile seyahat eden birine flaneuse denebilir sanırım), “How to Handle Your Enemies?” (Düşmanlarınızı Nasıl Alt Edersiniz?) isminde bir kitabı okumaya dalmış küçük çocukla iletişim kurup sevimlilikler yapmaya çalışsa da bu girişimi karşılık bulmaz. Karşısında ise tekinsiz tavırlarını sonunda Madame’a asılarak kaşelemiş bir tenisçi oturmaktadır. Çocuk ve tenisçi ile kompartımanın bir yanını paylaşan yaşlı adam olanlardan habersiz mışıl mışıl uyumaktadır. Son olarak karşılıklı bavulların içine bağdaş kurmuş satranç oynayan iki adam görürüz. Trenin her seferinde sarsılması, hamle yapmayı olanaksız kılar. Tahtadaki dizilim oyuncularından iradelerinden bağımsız bir “devinim”le yer değiştirmektedir. Taşlar tahtadan ayrılır, kombinasyon değişir, ta ki oyunculardan biri oyunu kaybedene ve diğeri onu kutlayana değin (burada bir antrparantez açarak filmde güzelliğiyle beni en çok etkileyen bu sahne ile ilgili sübjektif yorumumu katmak istiyorum: Hızını, ivmesini, gidişatını bilmediğimiz bir yol ya da oyunda hamleleri her ne kadar kendimiz yaptığımızı sansak da bazen durum bundan farklı olabilir. Fren yapan trenin vagonda yarattığı sarsıntı oyuncuları yine de bir kazanan/kaybeden sonucuna götürüyor. Durmanın ve ilerlemenin bu noktada oyunun gidişatına yönelik etkisi ölümcül). Madame hariç kompartımandaki herkes uyurken tren bir ıssızda duruverir. Madame mektubuna “Dear..” diyerek başlar ama kötü adamlar (“ucube soyguncular”) bayıltıcı bir gazla tüm yolcuları uyutup, tenisçinin böbreğine kadar tüm treni soyarlar. Madame uyandığında eşyaları, kompartımandaki arkadaşları (aynı yolun yolcusu değiller mi sonuçta) yoktur ve içerisinde bulunduğu tren müthiş bir hızla ne olduğu bir yere doğru gitmektedir. Telâşla yerinden kalkar, baygınlığın kısmen azalmış etkisiyle lokomotife ve oradan da yemekli vagona  ilerler. Öncesinde istasyonda gördüğü pervaneyi (kelebeği) yemek masasında bir çatalın üzerinde görür. Kelebeğin kanatları hareket eder, Madame ıslak gözlerindeki korku ile bakar, kelebek çataldan sıyrılır, havalanır ve ışığa doğru gider.

Başrolünü “sarsıntı” imgesine vermek ve üzerine uzun uzun konuşmak, son analizde tutarsızca tahminlerde bulunmak istediğim 2007 yapımı bu kukla sineması, son derece iyi bir animasyon. Yapanlardan ve çekenlerden sinema razı gelecektir.

İyi seyirler dilerim.

 

Madame Tutli Putli from peter bas on Vimeo.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir