Lover, You Should’ve Come Over

Düş ses Jeff Buckley’in ölümünden önce çıkmış tek solo albümü Grace’in gülü.. Benim için herhangi bir parça olmayan, olamayan, olamayacak olan parça ki; “uykunun ölümle ebob’u: seslenen sesin bir başka sesi sessizleştirmesi.
Enjektörden korkanların, çöp şiş yiyememesi.. bu parçada parçalandı 13 kez evren. bu şarkıda melek, halesine kavuştu. öldü.” gibi melankolinin dibine fa minör vurulmuş herhangi bir ân’ı anımsatıyor her dinlenişinde.

İnsan, neticesinde eti ile kemikleri arasına “duygu” sığdırılmış bir canlı. Geçen zamanın, duyguları değiştirmesi de bu düzlemde gayet olası. İşte tam da bu duygu sağanağıyla sizi ıslatan, “oh, love, well i’ll wait for you”dan sonra 13 kez aşığının adını anan Jeff’in sesiyle kurulanmak gibi bu parça.

Önceleri Jeff Buckley dinlemek ya da dinlememek vardı benim için. Şimdiyse Jeff’ten öncesi ve sonrası var. Leylak şarabı içmek, Hallelujah derken Leonard Cohen’i hiç anımsamamak, Dido’s Lament için o sesin bağışlayıcısına teşekkürler sunarken, onu buradan alan nehrin her damlasına lanet okumak var..

Özleyen, özleten bir adam olarak kalacak belki o hep ama; alâkasız bir günün zülfe*sinde kalkıp bana bacağım kalınlığında methiye düzdürebilecek kadar beni etkilemiş olmasına kızmak ile kızmamak arasında da zihnim mekik dokuyor.

Loop yerine kalpte açılan birkaç sekme arasında en temizini ayırıyorum ona. Ne yazıktır ki “O” da bir başka hayatta.

zülfe*: Gecenin sabaha yaklaştığı saatler.

firat@tramvayduragi.com

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir