Love and Other Drugs

Jamie (Jake Gyllenhaal) çekici bir erkektir. Müzik aletleri satmaktan ilaç temsilciliğine terfi etmiştir. Maggie (Anne Hathaway) ise Parkinson hastası bir fotoğrafçıdır. Sürekli tek gecelik ilişkiler yaşayan Jamie, pek kimseye âşık olacak, bağlanacak biri değildir. Ancak ilişkiler konusunda kendisinden daha önemsemez davranan Maggie ile tanışınca âşık olduğunu fark eder. Bir yandan ilaç temsilciliği işi çok iyi gitmektedir. Hatta Jamie’nin çalıştığı “Pfizer” firması viagrayı da piyasaya sürünce Jamie iyice tutulamaz hale gelir.

Öncelikle bu bir romantik komedi, ama içine biraz ilaç şirketleri, hasta insanlar serpiştirilince toplumsal mesajlar veren bir filme dönüşecek sanıyoruz, ancak hiç de öyle olmuyor. Hatta bu ilaç meselesi, başrolünde hasta bir insan olmasına rağmen filmin asıl derdi olamıyor bir türlü. Bir yerden sonra herhangi bir para kazanma işine dönüşüyor. Herkesin avuç avuç tükettiği viagra bile herhangi bir sorgulamaya neden olamıyor. Bir partide, sadece sarhoş olduğu için bir doktor “ben bu işe başladığımda insanlara yardım etmek isteyen biriydim” diyerek özeleştiri yapmaya çalışıyor, ancak Jamie doktorun yanından kalkıyor hemen. Filmin böyle sıkıcı bir günah çıkarmayla ilgilenmediği, asıl ilgilendiğinin viagra ve Jamie’nin başına gelecek yan etkisi olduğunu belli eden bir sahneyle devam ediyor.

“İçine bir şey koyalım da çok boş bir film olmasın” romantik komedileri ilginçtir, ama türün içini daha fazla boşaltır hale geldi. Hatta bu yan hikâyeler yüzünden filmin merkezindeki aşk bile anlamsız görünmeye başladı. Love and Other Drugs’ta (Aşk Sarhoşu) bu çok daha fazla hissediliyor, çünkü aşkı yüceltmeye çalışan film, aynı zamanda birine ihtiyaç duymaktan, bakıma muhtaç birine yardım etmekten söz ederek aşkı bir hasta bakıcılık durumuna indirgiyor. Filmin romantik görünen finaline inanmamak bir yana, izleyicinin “aşk bu mu” gibi sorular sormasına neden olarak memnuniyetsiz bir ruh haline de sokuyor izleyeni. Böylece romantik komedi filmlerinin yaptığı o en önemli şeye hizmet edemiyor film; “Ah böyle aşklar var mı” diyerek iç geçirilen türün eski örneklerini özletiyor.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir