Le Refuge

Gösterimdeki ismiyle “Yuva”, François Ozon’un “ölüm üçlemesi”nin son filmi. “Kumun Altında” (Sous le sable, 2000) ile başlayıp “Veda Vakti” (Le temps qui reste, 2005) ile devam eden ölüm, kayıp temalarına Yuva ile noktayı koyuyor Ozon. Açıkçası yönetmen, bir deniz etrafında bu konuları daha fazla deşmeye devam etse, kaç film sürerse sürsün hiç şikâyet etmeden izlerdim.

Louis ve Mousse uyuşturucu bağımlısı bir çifttir. Louis aldıkları uyuşturucuya katılan bir madde yüzünden ölür, Mousse ise aynı şeyi kullanmasına rağmen hayatta kalır. Üstelik hastanede öğrendiği ilk şey – Louis’nin ölüm haberinden de önce- hamile olduğudur. Çocuğu doğurup doğurmama gibi düşünceler içindeyken bir sayfiye evine çekilir. Burada onu ziyarete gelen Louis’in kardeşi Paul hayatına girer. Mousse, hem Louis’nin yokluğuyla baş etmeye, hem de karnındaki bebeğin varlığına alışmaya çalışır. Ayrıca Paul ile de tekrar birine yakın olmayı öğrenmeye başlar. Elbette yine ilk iki filmin de geçtiği gibi bir kumsalda, denizin etrafında olup biter bunlar. Ozon filmlerindeki “deniz” üzerine sanırım biraz kafa yormak gerekiyor. Çünkü yönetmenin neredeyse bütün filmlerinde deniz çok önemli bir yerdedir. Bütün önemli şeyler deniz etrafında olur. Deniz kenarında ölünür. Denizde ölünür. Denize bakıp hatırlanır. Unutulur. Başlanır. Bitirilir. Yuva, aslında diğer filmlerine oranla denizin daha az göründüğü bir film, ama biraz bile kadraja girse Ozon’un yüklediği anlamları düşünmeye neden oluyor.

Yuva da üçlemenin diğer iki filmi gibi kayıpla baş etme duygusu ve ölümle ilgilidir. Ancak önceki filmlere göre biraz bir farkla Mousse, Louis’nin yokluğunu düşünürken karnında devam eden varlığını da düşünür. Yuva’yı ilk iki film kadar güçlü bulmasam da Ozon’un Veda Vakti’nde başlatıp burda sonlandırdığı bebek fikrini çok güzel buldum. Bebek, Veda Vakti’nde ölmek üzere olan Romain’nin hayatının devam edeceğinin bir işareti gibiydi ve burada yine Melvil Poupaud tarafından canlandırılan Louis’nin hayatının da bir anlamda devamı gibi. Veda Vakti’nde sözü edilen bebek bu filmde dünyaya gelmiş gibi hissettim, bebeğin varlığını hem unutmaya hem de ölüme inat bir başka yol gibi sunmasını sevdim Ozon’un –bu çok yeni bir fikir olmasa da. Ayrıca Mousse ile anne olmanın biraz çıldırtıcı bir tarafı olduğunu da anlatarak iyi etmiş Ozon, hep romantik anlamlar yüklenen annelik oysaki bazen delirmeye benzer bir şey olabiliyormuş.

Yuva, Beyoğlu Sineması’nda. Sinemada izleyecek film bulamazken Beyoğlu’nda Yuva ile karşılaşmak beni çok sevindirdi. Bu nedenle bu hafta (daha uzun kalmaz sanırım) denize gider gibi gidin Ozon filmine. Hem tüm ağırlığınızdan kurtulmuş gibi, ama bu hafiflikte de bir tekinsizlik var gibi hissederek.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir