Kosmos

Reha Erdem, “insanı” merak etmeye devam ediyor. Her zaman insan olmanın sınırlarını araştıran Reha Erdem, Kosmos ile o sınırları da geçiyor.

Battal, kendi deyimiyle Kosmos bir sınır kasabasına gelir, gelir gelmez boğulmakta olan bir çocuğu kurtarır -“ölmüştü ona can verdi” der olayı gören Neptün. Bu nedenle kasabalılar bu yabancıya sahip çıkmak ister, ancak o biraz tuhaftır, verilen işleri yapmaz, çalışmanın ona göre olmadığını sadece aşk istediği söyler. İnsanların anlayamadığı şeyler söyleyerek hayatlarına girip çıkar, soygun yapar, ama para da anlamsızdır. Bir şifa dağıtıcıya dönüştüğü anda her şey iyice karmaşıklaşır ve koşarak ordan uzaklaşır.

Zamansız bir şehirde, bir sınırın açılmasını isteyenler ve buna karşı koyanlar vardır. Fonda Reha Erdem’in ses kuşağıyla yapabileceklerinin sınırı olmadığını kanıtlayan sesler ve âşık olduğu Neptün ile uçarak, bağırarak anlaşan Kosmos. Acı çeken hayvanlar. Acı çeken insanlar. Bütün bunlar bana öyle büyük bir sinema hazzı verdi, Kosmos karakteri, yönetmenin onun üzerinden doğru/yanlış, iyi/kötü hakkında söyledikleri o kadar heyecan vericiydi ki bir süre sonra film üzerinde düşünmeyi bırakıp sadece hissetmeye çalıştım.

Her zaman savunduğum bir tezi bir film karakterinin ağzından duymak ve görsel karşılığını da izlemek benim için apayrı bir heyecandı. Kosmos’un söylediği birçok önemli şeyden biri de şuydu; “İnsan hayvandan üstün değildir.” Yönetmen bunu görselleştirerek de savunuyordu. Sinemamızda biri sonunda hayvanların insanlar yüzünden acı çektiğini hatırlamış ve insan ile hayvanı çektikleri acıyla eşitlemişti. Filmin İstanbul Film Festivali’ndeki gösteriminden sonra sadece bunun için bile Reha Erdem’e teşekkür etmek istemiştim, ama ne yazık ki sıkıldığını söyleyenlerden zaman kalmadı. (Hala “adam yürür, kadın yürür, çocuk yürür” diye film eleştirenler varmış. Neyse ki Reha Erdem “kimsenin zamanına yetişmek zorunda değil”.)

Son olarak Reha Erdem’in dilinden Kosmos; “Ben sarhoşluk olarak görmüyorum; fazlalık yok onda. Düzenin dışında bir karmaşa var. Bir de şöyle bir özelliği var aslında: Empozen bir karakter değil, bir şey önermiyor. Varlığı bir öneri… Ben böyle insanlarla ya da bu ruh halinden bir parça taşıyan insanlarla karşılaştığımda, onun karşısında kendi durumumu sağlam görmüyorum. Hep öyle insanlar, öyle yönler bana çok cazip geliyor. Hepimize cazip geliyor aslında. Nasıl bir insan olmak istersin diye sorarsan, böyle bir insan olmak isterim. Yani var mı kimseye zararım? Belki bu dünyayla iletişime giremiyor ama bir iletişim isteği içerisinde. Bu konuda da son derece cömert bir figür. Çok net şeyler söylüyor. Hiçbir lüzumsuz laf konuşmuyor. Yemek yemiyor hiç başka bir şey yaparken görmüyoruz…”*

Kosmos gösterimde, Sermet Yeşil’in oyunculuğunu izlemek ve Reha Erdem sineması karşısında yeniden heyecanlanmak için bir an önce gitmeli.

*Reha Erdem Sineması: Aşk ve İsyan, Söyleşi, Sayfa 175.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir