Korkunç Filmler

Gerçekten başarılı bir korku filmi çekmek oldukça zor bir iş. Sinema tarihi başyapıtlar yaratmasının yanında, gerçekten çok ama çok kötü filmler de çıkardı korku janrından. Bu filmlerin ortak özelliği de ‘katilimizin’ oldukça  gudik bir karakter olmasıydı. Örneğin sıra hepimizin bildiği muhteşem Chucky‘e gelene kadar öyle başarısız oyuncak bebeklere  katillik vasfı yüklendi ki.. Aklıma ilk gelenlerden biri, Charles Band’in ( Takeshi Kitano’nun bir zamanlar has adamı olan Joe Hisaishi ile çalıştığı Dolls’la aynı ismi taşıyan) katil oyuncak bebekler filmi. Yine yakın dönemde Dead Silence ile başarılı bir örneğini izlediğimiz bebek katillerden en kötülerinden biri de Demonic Toys. Gerçek bir kahkaha şölenine dönüşen filmde şeytani oyuncaklarımız bir kadın polisin hayatını zehrediyorlardı. İşte, Dolls’un yönetmeni Band’in Doll Graveyard ve Blood Dolls‘unu da izleyince seriyi tamamlamış oluyorsunuz diyebilirim. Psikolojide ‘Pediophobia’ olarak bilinen oyuncak bebeklerden korkma durumu mebzul miktarda işlenmiş.

Yine, yönetmeninin 2001 yılında yenisini çektiği ve başrolünü Naomi Watts’ın üstlendiği The Shaft‘ta katilimiz bir asansördü. İkincisi de çekilen ama ilki 1997 yılına ait Jack Frost‘da bir kardanadam, aynı senenin ürünlerinden Killer Condom‘da tahmin edebileceğiniz insan eti ile beslenen bir prezervatifti. 2002 yapımı Deathbed‘e geldiğimizde bir yatak; tahammül edilmesi en güç filmlerden biri olan 2003 yapımı Monsturd‘da ise dışkı. 2000li yıllar geçmişteki komik-korku örneklerini aratmıyor, hatta onların üzerine kat çıkıyordu. Devamıı çekilmeyen fantastik filmlerden birinde şişme kadın bile kullanılmıştı. Yine de benim favorim, 1978 yılından gelen Attack of the Killer Tomatoes‘tur.

Katil domatesler bile yaratan sinema endüstrisi, elbette Jaws, Nosferatu gibi şahane işler de çıkardı; bir başka yazının konusu olacak olan bu ‘başarılı katiller’i ve filmleri bir yana bırakıp, size bahsetmek istediğim yakın dönem ‘çok kötü’ korku filmlerine yavaş yavaş gireyim. Trash movie, B-movie gibi etiketler altında incelenen bu tescilli kötülerin bir çoğu da geniş bütçe ayrılmış ama gişede umduğunu bulamamış filmler.

2008 yapımı Midnight Meat Train ile başlamak istiyorum. Bir Clive Barker öyküsü olan bu sert ve saçma filmde katilimiz tanıdık bir yüz olan Vinnie Jones’du. Kendisi bir metro katiliydi ve Lovecraft yaratıklarına hizmet ediyordu. Gerçekçi bir zemine oturtulmuş film son dakikalarına doğru gelen mitik detaylarla sapıtıyordu.

Tüm zamanların en kötü filmlerinden birkaçı da 2007’den geliyor: Senaryosu The Haunted Lands serisinin üçüncü kitabına dayandırılan Unholy ve komedi-korku arası seyreden Drive Thru, afişine bile tahammül edilemeyecek La Llorona izleyicilerine biz vakit kaybıyız diye bağırıyolardı. 2009 yılında arıza yönetmenlerden Kôji Shiraishi Gurotesku ile izleyicisine ‘sizi mahvedeceğim’ diye bağırırken, oldukça başarılı örneklerini À l’intérieur ve Martyrs’da izlediğimiz sadizm içerikli filmlerin en kötülerinden birine imza atıyordu. İnsanın sinir hücreleriyle adeta ip atlayan, insan psikolojisinin en ücra noktalarına dokunan film ekranı kana boğuyor ve türün sevenlerinin psikolojik durumlarıyla da ilgili önemli ipuçları veriyordu.

Örneğin Necronomicon’dan esinlenmiş görece iyi örneklerinin yanında sırıtan The Dunwich Horror‘un bir 2009 yapımı olması benim gibi korku severleri hayrete düşürmeye yetiyor. Büyük üstad John Carpenter’ın ünlü Halloween serisinin esas adamı Michael Myers da yakın dönemde kötü ellere düştü. Bir korku ikonu olan karakter ucuz teen-slasher’da gerek taklit gerekse revize edildi ama ‘Yeni Myers’lar atalarının yanında ancak birer mizah öğesi olabilirdiler.

Tavşanlar, yengeçler, köpekbalıkları, arılar, timsahlar, pitonlar, baraküdalar, koyunlar, dinozorlar, piranalar, maymunlar, goriller, örümcekler derken kendisine hayvanlar aleminden başarılı canavarlar yaratmaya çalışan korku endüstrisi aklımızda en çok Jaws’ı bırakabildi. Dev plazaları tek bir darbeyle deviren akla hayale sığmaz ahtapotlar popcorn eşliğinde tüketilirken, tüm bu verimsizlik ve başarısızlık içerisinde izleyiciyi koltuğuna zamklamasını bilen usta işi filmler de yapıldı. Dediğim gibi onları ayriyeten konuşmak istiyorum.

Yeri bende hiçbir zaman değişmeyecek olan ve bir can sıkıntısı anında meraktan izlediğim kişisel en kötüm Dead at the Box Office (Imdb ile de mezkur konuda hemfikir olmalıyız ki sadece 1.2 puan alabilmiş), üzülerek söylemem gereken Araf, yine yerli bir yapım olduğu için üzülerek belirtme ihtiyacı hissettiğim Semum, her ne kadar çok sevilse ve çok farklı görünse de Ichi The Killer ile taptığım Takashi Miike ustanın Ôdishon‘u (buna çok eleştiri gelecek gibi ama hayırlısı), The Exorcist ve Evil Dead gibi abilerinden sonra çerez gelen Türk işi Musallat, defalarca yazmaktan çekinmeyeceğim Gomeda, hemen hemen hiçbir saniyesini anlamladıramadığım polisiye-korku Point of Entry ve teen slasher janrının yüz karası olduğunu düşündüğüm Everybody Loves Mandy Lane ve elbette üniversiteli iki genç kızın mahsur kaldıkları yolda hayaletlerle karşılaşmalarını anlatan Wind Chill en kötüler seçkimden nadide parçalar.

Çok geniş bir konu olduğu için ne kadar çok bahsetsek o kadar az duracak. Sizlerin de en kötülerinizi merak ediyorum ve bu listenin yorumlarla büyüyeceğini düşünüyorum. Bize iyilerini sevdiren başarısız korku filmleri hiç bitmesin. Onları dövsek de seviyoruz.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

4 Comments

  1. ne biçim filmmiş bu dediğim hiç sevmediğim sam raimi’nin drag me to hell’i.

    odishon’la hastası olduğum takeshi miike’nin ichi the killer’ı.

    bi de: In 3 Tagen bist du tot.

  2. Benim korkunç filmlere en son temasım Lanetli Tepe zamanında olmuştu, ondan sonra günümüze dek süren büyük bir aramız oldu. Sevmemiştim zaten filmi.. Yazı çok güzel bir derleme/toplama olmuş, eline sağlık.

  3. izliyecem şidi filmi bakayım nasıl bişeymiş yazlıar yazın korkunçmu diye zaten izlence görcem siz bi görslelerden işkence okulu yazın ananız ağlar olum öle bi korkunç daah 1ay yataktan kalkamasnaız izleyin bence bende bunu izlicem iyi izleyişler sizide…

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir