Kesmeşeker – Doğdum Ben Memlekette

Şişli doğumluyum, Sultanahmetliyim, çocukluğumun bir kısmını Bakırköy’de, gençliğimin tamamını Beylikdüzü’nde, iş ve eğlence hayatımın çoğunluğunu Beşiktaş, Beyoğlu ekseninde geçirdim. Fenerbahçeli olmak çocuk ve ergenken beni Kadıköy’e bağlayan yegane şeydi. Bir de annemin halasına yapılan rutin ziyaretler. O ziyaretlerden birinde Rexx sinemasına gitmek, annesiz izlenen ilk film, filmden çıkıp atari salonuna dalmak, özgürlük!. Kadıköy’ü sevmeye başlamıştım.

Aklımın yavaş yavaş başıma gelmeye başladığı yaşlarda Kadıköy müziğinin etkisinin de hayatımında büyük yer aldığını hissediyordum. Whisky, Mavisakal, Kesmeşeker, Nekropsi de bu büyüklükte yer alan gruplardı. Kesmeşeker’in yeri bunlardan biraz daha ayrıydı. En son Kesmeşeker’i keşfetmiştim. Sözleri farklıydı, müziği basitti. Anlamsız bir şekilde önemliydi.

Artık kendimi daha fazla Kadıköy’e ait hissediyorum. Kadıköy’e daha çok gidiyorum. Ara sokaklarının sakinliğini daha çok seviyorum. O sakinliğin içinden geçerken evlerde neler döndüğünü, neler konuşulduğunu veya Arkaoda’dan çıkıp Kadıköy’de bir evde uyanmanın, kahvaltı yapmanın nasıl bir duygu olduğunu çokca merak ediyorum.

Kesmeşeker’in 12 yıl sonra yeni bir albümü çıktı. 1997 tarihli İnsulin albümünün kadrosuyla hem de. Albümü sabırsızlıkla bekliyordum, tamamen üstteki sebeplerden dolayı. Beylikdüzü’nde otururken, Beylikdüzü yalnızlığına eşdeğer bir Metin Kurt yalnızlığı barındıran albümü, nostalji yapıp, 10 sene önce de pil almaya üşendiğim için televizyon kumandasının piliyle çalıştırdığım discmanime takıp dinliyorum. (Piller bitmemeli, parası neyse verelim) Hava tam anlamıyla bok gibi. Hani şu çirkin ince yağmurlar var ya onlardan yağıyor. Gökten çok pis bir açıyla düşerler, doğanın insanoğluna yaptığı bir işkence gibi. Yanaklarınızı acıtır. Albüm ise akıp gidiyor. Bildiğimiz Kesmeşeker, belki biraz daha sert. Sert gibi, ama değil gibi de.

Albüm bittikten sonra dışarı çıkmak istemedim. Çünkü adımımı attığım anda Kadıköy’de olmadığımı hatırlayacaktım. Bizim burada sokaklar yaz-kış soğuktur, amaç ise gizli bir mutluluk içinde hayatta kalmaktır. Kesmeşeker bana Kadıköy’ü fazlasıyla hatırlatıyor. En azından albümü dinlediğim sürece kendimi oradaymışım gibi hissediyorum. Aslında, şu anda Kadıköy’de de olsam yine evimde oturup bu albümü dinlerdim.

 Eminim ki bu albümde çok acayip notalar falan vardır. Geçişler falan değişiktir, bilmemkaçlık vuruşlar vs.. kusura bakmayın, ben albüm incelemesi yazmayı bilmem.

Author: Anıl Okay

Share This Post On

2 Comments

  1. Ufak bir duzeltme son albümleri Kum’du ve 2004te çıktı. Allah’tan o kadar uzun soluklu bir ayrılık olmadı, kalp dayanmazdı. :)

  2. Yine de kısa bir ara olmamış,yaklaşık 7 yıl… Boktan kış havasının ve buna bağlı olarak İstanbul’un iğrenç trafiğinin ve çamurlu,çukurlu,ezik büzük yolların dört bir yanımı sardığı şu son haftada okuduğum en güzel haber oldu bu sanırım. Albüm çıkalı ne kadar oldu bilmiyorum, ama aktardığınız için teşekkürler.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir