Johnny Guitar

Western filmlerini hiçbir zaman sevemedim. Ünlü örneklerini izlemek zorunda kalsam da, çocukluğumun geçtiği dönemde televizyondaki hâkimiyetleri yüzünden pek çoğunu şöyle bir göz ucuyla izlemiş olsam da asla isteyerek tercih ettiğim bir tür olmadı western. Ama bu türün bugüne kadar gözümden kaçan, diğerlerine benzemeyen 1954 yapımı bir örneği de varmış.

Adını erkek karakterinden alsa da, aslında Johnny Guitar’ın hikâyesi değil, salon sahibi Vienna’nın (Joan Crawford) filmi bu. Yıllarca uğraştıktan sonra bir salon açmış ve salonunun bulunduğu yerden demiryolu geçmesine uğraşan bir kadındır Vienna, güçlüdür. Çevresinde onun sözünü emir kabul eden erkekler vardır. Emma (Mercedes McCambridge) ise Vienna’nın varlığından haz etmeyen ve kasabalıyı ona karşı kışkırtan bir kadındır. Bu ikilinin arasındaki savaş filmin asıl meselesini oluştururken Vienna’nın Johnny Guitar ile yaşadığı aşka ve Dancin’ Kid’in çetesi etrafında dönen olaylara da değinilir. Genellikle iç mekânda geçen filmde öyle çok fazla ölüme, atla koşuşturup durmalara rastlamayız.

Öncelikli olarak kadın karakterlerini ele alış şekliyle western türünde devrim yaratan bir film bu. Kadınları sadece fahişe olarak görmeye alıştığımız bu türde, bir kadın yalnız ve güçlü olarak ilk kez karşımıza çıkıyor sanırım. Giysileri bazen erkek gibi olsa da, erkekler tarafından “kim erkek bilmiyorum” diyerek erkekliğine(!) dair vurgu yapılsa da bu türün erkeklerinden farklı olarak silahla oyun oynamadan hatta öldürmeye karşı olarak yer alıyor filmde Vienna. İki kadının güç savaşına dayanan bu filmde evet kadınlar da silah kullanıyorlar, ama bu sahnelerin öyle yüceltilmiş anlamları yok, hatta biraz mecbur kalınmışçasına gerçekleşiyorlar. Üstelik yine bir western filmi için pek kullanılamayacak bir ifadeyi bu film için rahatlıkla kullanabiliyorum; çok romantik bir film bu. Vienna ve Johnny Guitar arasındaki aşkı ve gerilimi tam anlamıyla hissettiren diyaloglar en iyi aşk filmlerinde bile bu kadar iyi yazılamamıştır.

Böyle bir filmle bu türün erkek dünyasına bir parantez açabildiği için filmin yönetmeni Nicholas Ray’e teşekkür etmeyi borç biliyorum.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir